29 Mart 2014 Cumartesi

Tazecik Kitap Yorumu: Yıldızlar Şehri - Mary Hoffman


    Serinin ilk kitabı olan Maskeler Şehri yorumum burada.

   Georgia, hastalıklı bir zihniyeti olan bir üvey abiye sahip, hiç arkadaşı olmayan bir kız. Atlara merakı var. Georgia'nın tılsımı, bir antikacı dükkanından aldığı, eski bir kanatlı at biblosu. Bu biblo sayesinde, on altıncı yüzyıl Remora'sına gidiyor.

   Bir önceki kitapta Lucien, Belezza'ya, ''Maskeler Şehri''ne gidiyordu. Georgia'nın gittiği Remora şehrine ise ''Yıldızlar Şehri'' deniyor. Ancak bu şehir arasında bir fark var, Maskeler Şehri'nde evli olmayan kadınlar ve meclis üyeleri maske takıyordu, bu sebeple şehir Maskeler Şehri olarak anılıyordu, maskeleriyle ünlüydüler. Yıldızlar Şehri ise, bir nesneden ünlü olmaktan doğan bir isim değil tam olarak, bu isim daha çok şehrin kişiliğiyle alakalı. Şöyle ki, bir Yıldız Meydanı var, bu meydan on dörde bölünmüş durumda. Bu bölümlerden ikisi tarafsız geçitlere, kalan on ikisi ise burç bölgelerine açılıyor. Her burç üyesi kendi burcunun bölgesinde yaşıyor. Aynı gruptaki sahip burçlar birbirleriyle dayanışma içindeyken, karşı gruplardakiler birbirlerine düşmanlar, su grubundaki burçlar birbirleriyle dostken, ateş grubuyla düşmanlar mesela.

   Her burcun bölgesinde de, o burca uygun işlemeler ve heykeller var. Bunların dışında, her burcun kendi renkleri var ve kendi bölgeleri de bu renklerden bayraklarla süslü. Son olarak, her ne kadar her burcun bölgesi Remora'da yer alsa da, her burç başka bir şehirle dayanışma içinde, örneğin Koç burcu, Belezza'yla dayanışmada. Yazarın hayal gücüne şapka çıkarıyorum.

   Bir de, Yıldız Koşusu denen bir şey var. Bu koşu, Yıldız Meydanı'nda yılda bir yapılan bir yarış. Tüm burçların katıldığı bir at yarışı bu.

   Georgia'nın stravagate ettiği yer bir ahırın tavan arası. Koç Harası'nın ahırı ki, bu harada yüzyılda bir gerçekleşen bir şey gerçekleşmiş, kanatlı bir at doğmuş. Bu, Remora halkının inanışına göre büyük bir uğur.

   Bu kitapta Maskeler Şehri'ndeki karakterleri görüyoruz yine. Ki, zaten onları göremesek üzülürdüm ben :D

   Tüm stravagantelerin yerine getirmesi gereken bir görev oluyor. Georgia'nın ise iki tane diyebiliriz ki, ikisi de çok zor işler. Ne olduklarından bahsetmeyeceğim, çünkü kitabın ilerleyen kısımlarında gerçekleşiyorlar.

   İlk kitaba beş puan vermiştim, bu kitaba o halde on puan vermem gerekiyor. Hoffman, bu kitabı gerçekten iyi kurgulamış, hakkını vermek lazım. Kitabın sonunda da, yazarın birkaç notu var, her ne kadar kendi kurgusu olduğunu sandığı bazı şeylere tarihte rastlamış olsa da, kurgusunun harikalığını ve özgünlüğünü inkar edemeyiz :D Kitabın kapağı da çok güzel, gri kısımların hepsi yanar dönerli, yıldızlı bir şeyle-kelime bulamadım yahu- kaplı, bakmaktan kendimi alamıyorum :D Sıra, ''Stravaganza'' serisinin dilimize çevrilmiş son kitabında, Çiçekler Şehri'nde -her ne kadar daha sonra okuyacak olsam da-.

Puan: 5

2 yorum:

  1. Valla çok ilginç kitapmış, okuyabilirim yani.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk önce Maskeler Şehri'ni okumanızı öneririm, çünkü bu kitapta, ilk kitaba bazı göndermeler var. Bu kitabın kurgusu ilkine göre çok daha özgün ama :D

      Sil