23 Ekim 2014 Perşembe

Sıradakinden Alıntı

   ''Hepsi bu mu ihtiyar, yoksa emin değil misin?'' diye sordu Arkwright sabırsızlanarak.

   ''Emin olmak doğru bilmek anlamına mı gelir? Daima şüphe duymalıyız William.''


21 Ekim 2014 Salı

Tazecik Kitap Yorumu: Kitab-ül Hiyel - İhsan Oktay Anar


   İhsan Oktay Anar bu kitabında da ustalığını konuşturmuş.

   Kitapta Yâfes Çelebi'nin, Kara Calûd'un ve Üzeyir Bey'in icatları ve hayatları anlatılmakta. Anar, icatların çizimlerini yapmış, bir de bu icatları güzelce açıklamış, insan hayret ediyor. Anar bir mucitmiş de, biz bilmiyormuşuz yahu :D

   Kitapta insanların iktidar hırsına da şahane bir şekilde değinilmiş. İktidar hırsının bir süre sonra insanın benliğinin yerini alması, dikkate değer bir tespit.

   Kitabın kurgusu güzel mi? Evet. İcatların çizimleri ve açıklamaları inandırıcı mı? Evet. Kitap sürükleyici mi? Yine evet. Bu üç evete rağmen, beş üzerinden beş puan vermedim kitaba. Çünkü bu kitapta Anar, maalesef edepsizlikle edebiyatı birleştirme yoluna gitmiş bazı bölümlerde ki, midem kaldırmadı desem yalan olmaz. Niye böyle oldu yahu? Ne de güzel kitaptı, ne işi var orada pis şeylerin? Ha, ben bu tür şeylerden etkilenmem ve teknik şeylere de ilgi duyarım diyorsanız, bu kitap tam size göre.

Puan: 4

19 Ekim 2014 Pazar

Hoşuma Yapışanlar


   Eneem, çok güzel bunlar!

   Buradan alabilirsiniz, ama Türkiye'ye kargolanmıyor :/

14 Ekim 2014 Salı

Sıradakinden Alıntı

   Zalimlerin kolları kendi erişilmez isteklerine göre çok kısadır. Tutkularının büyüklüğü onları böylece sakat kıldığından, bizim kılınç dediğimiz koltuk değneğini kullanırlar.

13 Ekim 2014 Pazartesi

Tazecik Kitap Yorumu: Kâtip Bartleby - Herman Melville


   Bu kitabı ne zaman bitirdim? 17 Eylül'de.

   Yorumunu ne zaman yazıyorum? 13 Ekim'de.

   Neden? Çünkü böyle yapmayı tercih ettim. İstesem, yazmamayı da tercih edebilirdim. Peki başka herhangi bir şeyi yapmamayı tercih etmeye gücüm yeter mi? Özgür müyüm o kadar?

   Kitabın anlatıcısı, bir mühürdarlık bürosu yöneticisi bir beyefendi. Kitap ise onun kâtiplerinden Bartleby hakkında. Bartleby tuhaf bir insan, ilk başlarda doğru düzgün çalışsa da sonraları artık ''yapmamayı tercih ettiğini'' söyleyerek işini yapmayı bırakıyor. Patronu onu işten çıkarıyor, ama o ''gitmemeyi tercih ettiğini'' söylüyor. Ne kadar garip geliyor kulağa, değil mi? İçinde yaşadığımız toplumun kurallarına o kadar bağlanmışız ki, bu kurallara uymayı reddetmeyi hayal bile edemiyoruz. İşten çıkarılmaya karşın, ayrılmayı reddetmek? Daha doğrusu ayrılmamayı tercih etmek? Aklımıza sığmıyor.

   Güzel, sorgulatan bir kitap yazmış Herman Melville; yetmiş beş sayfacık kitapta çok şey anlatmayı başarmış. Öte yandan kitabın düşündürme yönünü sevsem de, kurguyu pek sevemedim, Bartleby'nin davranışları beni sinir etti-niye kızıyorum ki halbuki, adam sadece tercihlerde bulunuyor-. Bazı kalıpların dışına çıkamıyorum düşünürken, belli ki. Vah ben, vah Bartleby, vah insanlık!

Puan: 3

11 Ekim 2014 Cumartesi

Bir Mim (Book Challenge Tag)

   Sağolsun, Hayallerimde Saklı Gerçekler blogunun sahibi beni mimlemiş :D Bir bakalım, ne mimiymiş bu?

   Toplamda altı soru var, ilk hayranlığınız, favori seriniz, favori kitabınız, favori erkek karakteriniz, favori bayan karakteriniz ve favori okuma saatiniz soruluyor. Ben verdiğim cevaplarda biraz oyunbozanlık yaptım diyebilirim. Çünkü oldum olası ''Ya şunu seç ya bunu'' sorularına ''Niye seçiyorum yahu?'' diye cevap veren bir insan oldum :D İsteyen ''mızıkçısın'' deyip geçebilir, ne yapalım, huyum böyle.

1- İlk hayranlığım:


   İlk hayranlığım diyebileceğim tek bir kitap yok. Yukarıda gördüğünüz dört kitap, tekrardan, tekrardan ve tekrardan okuduğum kitaplar. Aslında tekrar tekrar okuduğum çok kitap var, ancak bunlar en eskileri, altı yaşımdaki hayranlıklarım. Fotoğraf yeterince net değilse diye de, isimlerini yazıyorum kitapların:
- Gümüş Patenler - E. M. Dodge
- Charlie'nin Çikolata Fabrikası - Roald Dahl
- Hayatın İçinden - Cüneyt Suavi
- Dedenin Sırrı - Francesca Salucci
Edit: TÜBİTAK'tan çıkan ''Vücudumuz Nasıl Çalışır?'' ile Eğlenceli Bilgi serisinden Mucitler ve Parlak Fikirleri'ni eklemeyi unutmuşum, tüh.

2- Favori serim:


   Bu da epey zor bir soru :P Açlık Oyunları serisini severim, ancak son kitabını sevmediğimden, en sevdiğim seri diyemem. Korkunç Gıcık III. Hıçkıdık serisini severim, ancak henüz serinin tüm kitapları dilimize çevrilmemiş olduğundan ve ben de okumadığımdan, en sevdiğim seri demem yanlış olur, belki devam kitaplarını beğenmeyeceğim, değil mi? Iskarta en sevdiğim kitaplardan, ancak Korkunç Gıcık III. Hıçkıdık serisinin favorim olmamasıyla aynı sebepten, yine serisine favorim diyemem. Bu sebeple geriye Narnia Günlükleri kalıyor, nitekim tüm kitaplarını okudum ve çok da sevdim. Edit: En sevdiğim serilere Death Note ve Harry Potter da eklendi.

   Küçük bir not, Açlık Oyunları serisi Suzanne Collins'e, Korkunç Gıcık III. Hıçkıdık serisi Cressida Cowell'e, Iskarta serisi Neal Shusterman'a, Narnia Günlükleri ise C. S. Lewis'e ait.


3- Favori kitabım:


   İşte buna kesin bir cevabım var: Katre-i Matem - İskender Pala! En sevdiğim kitaplar listesinin tacı Katre-i Matem. Edit: Katre-i Matem'i hala çok seviyorum, ama en sevdiğim kitap deyince diğerlerine haksızlık oluyor sanki, hımh. Yanında gördükleriniz ise sevdiğim diğer kitaplar, ancak onları sıraya koymam mümkün değil. Fotoğraftan anlaşılamıyorsa diye, aşağıda listesini veriyorum:
- Iskarta - Neal Shusterman
- Teneke Kutular - Alex Shearer
- Aileni Seç - Terence Blacker
- Canavarın Çağrısı - Patrick Ness
- Ateşi Yakalamak - Suzanne Collins
- Uzak Saatler - Kate Morton


4- Favori erkek karakterim:


   En sevdiğim erkek karakterler listesinde başı Açlık Oyunları serisinden Peeta çekiyor. Güzeller kitabından Zane, Wardstone Günlükleri'nden Tom ve Gregory, Aileni Seç'ten Danny ve Rick, Agatha Christie'nin en müthiş karakteri Hercule Poirot, Canavarın Çağrısı'ndan Conor, listedeki diğer isimlerden. Edit: Harry Potter serisinden Harry'yi, Arhur Weasley'i ve Fred ile George'u, Death Note serisinden L, Soiçiro Yagami ve Ryuk'u da sevdiğim erkek karakterler listesine ekledim.

   Küçük bir not, Güzeller, Çirkinler serisinin ikinci kitabı ve Scott Westerfeld'e ait. Hayaletin Çırağı, Wardstone Günlükleri'nin ilk kitabı ve Joseph Delaney'e ait. Roger Ackroyd Cinayeti ise Agatha Christie'ye ait, ki Roger Ackroyd Cinayetini çözen şahıs saygıdeğer Hercule Poirot'tur :D


5- Favori bayan karakterim:


   En sevdiğim bayan karakterler listesinde de başı Wardstone Günlükleri'nden Alice çekiyor. Diğer sevdiğim karakterler ise Yıldızlar Şehri'nden Georgia ve Uzak Saatler'den Percy. Edit: Alice'in yerine başa Death Note serisinden Rem geçti. Kusura bakma Alice!

   Küçük bir not, Yıldızlar Şehri, Stravaganza serisinin ikinci kitabı ve Mary Hoffman'a ait.

6- Favori okuma saatim: İnsanların genelde uykuda olduğu her saat. Gece on bir ila sabah yedi arası diyebilirim. Etrafa sessizlik çöker, insan kafasını dinlemeye vakti olur, o saatlerde okumanın keyfi de bir ayrı olur, bana göre tabii.

   Bu mim için seçmiş olduğum kitaplara bakıyorum da, ne kadar çocuk ruhlu bir insanım ben :D Seçtiğim karakterler ise genelde fedakar ve ruhen biraz yıpranmış insanlar.

   Sıra geldi mimleme kısmına... Hemen hemen tüm blog sahipleri yaptı zaten bu mimi, bu sebeple blog sahibi olmayanları mimliyorum ben de :) Bakayım bir cevap bile olsun gelecek mi? :D Sevgiler efenim.

6 Ekim 2014 Pazartesi

Entel Dantel: Kurban Bayramı

   Bayramınız mübarek olsun! -yahu, bir gün de şunu bayramın ilk gününde yazsam... :D-


   Resim, İthaki'nin Facebook sayfasından.

   Hikmet Genç bayramla ilgili şöyle bir yazı yazmış, hoşuma gitti, paylaşmak istedim. Okumak isteyenler buyursunlar efenim.

   İnşallah yakın bir zamanda kitap yorumlarıyla döneceğim-dönüşüm muhteşem olmayacak-, kendinize iyi bakın!

3 Ekim 2014 Cuma

Sıradakinden Alıntı

   İlk önce, sadece üzülmüş, yürekten acımıştım ona; ama Bartleby'nin yalnızlığı imgelemimde gitgide büyüdükçe o üzüntü korkuya, acıma hissim de tiksintiye dönüştü. Sefaleti düşünmenin ya da görmenin bir noktaya kadar içimizde şefkat uyandırması hem çok doğru hem de çok korkunçtur; ama bazı özel durumlarda, o noktanın ötesine geçmez duygularımız. Bunun tek suçlusunun insan ruhunda doğuştan bulunan bencillik olduğunu düşünürseniz yanılırsınız. Bunun nedeni, aşırı ve yapısal hastalıkları iyileştirme konusunda duyulan umutsuzluktur. Duyarlı biri için, acıma ile acı çoğunlukla aynı şeydir. Ve sonunda böyle bir acımanın yardıma yeterli olmayacağı anlaşıldığında sağduyu ruhun ondan kurtulmasını ister.