30 Nisan 2015 Perşembe

Tazecik Kitap Yorumu: Masallar - Hermann Hesse


   Hermann Hesse ile tanışmam, onun bir hikayesini okumamla olmuştu. Ziegler adında bir kahramanı vardı hikayenin. Çok sevmiştim hikayeyi, biraz araştırınca da Hesse'nin ''Masallar'' kitabını görmüş, belki içinde bu Ziegler'in hikayesi gibi hikayeler vardır diyerek, okumak istemiştim. Ukitap'ta güzel bir takas sonucu da kitabı edindim. Mutlu son!

   Kitapta yirmi beş tane hikaye yer almakta. Bunlardan en beğendiklerim Cüce, Kent, Faldum, Zor Geçit, Bir Sobayla Söyleşi ve Kuş. Diğer hikayeleri de beğendim, ancak bunlar en aklımda kalanlar oldu.

   Hikayelerin konularına değinmek yerine, hikayeleri neden sevdiğimi açıklayacağım. Zaten kısa kısa hikayeler, konusunu yazarsam olmaz.

   Cüce'yi, bana Binbirgece Masalları'nı anımsattığı için; Bir Sobayla Söyleşi'yi farklı ve mesaj dolu anlatımı sebebiyle çok sevdim.

   Kent'i, dünya tarihinin kısacık ama etkili bir özeti; Zor Geçit'i, hayatın özeti; Kuş'u da insan davranış ve hırslarının bir özeti olduğu için beğendim.

   Faldum, aslında efsane saydığımız olayların bir zamanlar sahiden de yaşanmış ve bu sayede fantastikle gerçeklik arasında bağ kurulmuş olduğunu ortaya koyduğu için çok hoşuma giden bir hikaye oldu.

   Hesse'nin tarzını seviyorsanız, bu kitabı okumanızı öneririm. Hiç Hesse okumadıysanız da, iyi bir başlangıç olur. Keyifli okumalar!

Puan: 4

27 Nisan 2015 Pazartesi

Cağaloğlu...

   Daha aldığım kitaplar bitmeden, ne yeni kitap alıyorum yahu ben... Hıh, Bütün İsimler'le Sessizliğin Müziği'ni bitirdim ki :P Neyse, kendime çekidüzen verip yazıma devam ediyorum.

   Bugün Sultanahmet'teki lale halısına baktık birkaç arkadaşımla ve annemle-fikir annemden çıkmıştı-. Sultanahmet'e kadar gitmişken Tudem'e girmemek olmazdı. Ama önce Tudem'e girmeliydim ki, lale halısına bakalım derken dükkan kapanmasın. Neler aldım:


Büyünün Rengi - Terry Pratchett: Daha önceden Diskdünya serisinden sadece Muhteşem Maurice ve Değişmiş Fareleri'ni okumuştum, beğenmemiştim. Beş yıl önceydi ama, o zamandan bu yana zevklerim değişti biraz. Bu sebeple Diskdünya serisine baştan başlayıp, sonuna kadar götüreceğim inşallah ^_^ (ve bu sefer beğeneceğim!) Edit: Yorum!

Fantastik Işık - Terry Pratchett: Diskdünya serisinin ikinci kitabı. Bu arada bir düşüncemi paylaşmak istiyorum. Terry Pratchett ve Neil Gaiman'ın çok sevilen fantastik kurgu yazarları olmaları, sanırım kitaplarını fantastik savaşlara bağlı kalmadan yazmalarından kaynaklanıyor, ergen ana karakterlerden uzak durmaları da cabası (ergenden kastımın ne olduğunu biliyorsunuz, kelimenin gerçek anlamını kullanmıyorum). Günümüzde bir kitapçının fantastik kitaplar rafına baktığınızda bu iki klişeye takılan çok yazar var maalesef. Yazmasınlar demiyorum, bunların arasından da güzel eserler çıkıyor elbet, ama cılkı çıkarılmasın lütfen.

Yanılsamalar Atlası - Simon Van Booy: II.Dünya Savaşı'yla ilgili bir kitap. Kitap hakkında daha fazla bir şey yazasım gelmiyor şu an, üzgünüm. Edit: Bloga yorumu yazılmayacak.

İsyan - Ally Condie: Eşleşme serisinin son kitabı. Aslında ilk kitabı okuduğumda seriye devam etmeyi düşünmemiştim, ama sağolsun Delidolu ikinci kitabı gönderince ve ben de o kitabı çok sevince, seriyi bitirmeye karar verdim. Eşleşme ve Yol'un yorumları için buradan buyrun.

Korku - Charlie Higson: Düşman serisi devam ediyor! İlk iki kitabı çok iyiydi serinin, üçüncüsü de iyi olacak, olmalı! Sana güveniyorum Higson :3 Düşman ve Ölüm'ün yorumlarına buradan ulaşabilirsiniz.
Edit: Yorum!

Babam Süt Peşinde - Neil Gaiman: Yazarı Neil Gaiman. Bu kadar :P Edit: Yorum!

   Biraz yorgunluk, biraz uykusuzluk; özensiz bir yazı çıktı ortaya, ama umarım dert etmezsiniz-dert etseniz de bir şey değişemeyecek, üzgünüm-. Kendinize iyi bakın!

25 Nisan 2015 Cumartesi

Sıradakinden Alıntı

   Önemsiz gibi görünen birçok ayrıntının çok kötü yazgılara neden olduğunu gösteren örnekler hiç de az değildir.


21 Nisan 2015 Salı

Leyleğin Getirdiği

   Bahar kampanyasının aklımı çelmesiyle, bir baktım ki bir şeyler eklemişim sepete... :D

   Kargo idefix'ten. Ellerinde olan kitapları hemen gönderdiler, iki kitabımsa temin edilmekte. Bu iki kitap Çağlar Boyunca Quidditch - Kenniworthy Whisp ile Koralin ve Gizli Dünya - Neil Gaiman (Edit: Yorum!). Bugün elime ulaşanlar ise şunlar:


Bütün İsimler - José Saramago: Saramago candır! Bu kitap çok yakın bir arkadaşımın önerisiydi, alabildim sonunda.

Sessizliğin Müziği - Patrick Rothfuss: Kralkatili Güncesi'nin yan kitabı sayılabilecek bu kitapta Auri'nin hikayesi anlatılıyor. İçinde illüstrasyonlar da var. Auri, Kralkatili Güncesi'nde hikayesini en çok merak ettiğim karakterlerdendi, bu sebeple Rothfuss bu kitabı yazdığı için çok mutluyum. Keşke Elodin'in de hikayesini yazsa! Edit: Yorum!

Mağara - José Saramago: Tekrar yazayım, Saramago candır :P Mağara, konusuyla ilgimi çeken bir kitaptı, inşallah kitabı severim.

   Diğer kitaplar gelince kısa bir ''Leyleğin Getirdiği'' yazısı daha hazırlayacağım :) Bu arada, Saramago'nun kitapları jelatinli halde geldi, sevindim. Bazen D&R'de vs. jelatini yırtılmış, kapağı burulmuş halde görüyorum bu Saramagoları, içim acıyor cidden, nasıl kıydınız canım kitaba diyesim geliyor. Abartmayayım :P Ama neden bir insan hasar görmüş kitabı alsın ki? Ne yapıyorlar o hasarlı kitapları acaba? Neyse, çenem düştü. Gidiyorum, kendinize iyi bakın :)

   Edit: Çağlar Boyunca Quidditch iptal edildi :'( Koralin ve Gizli Dünya da bir haftayı aşkın sürede temin edilebildi ancak. Yani neymiş, idefix'ten stokta olmayan kitapları sipariş etmemeliyiz. Bu arada, çok üşendim, Koralin'in fotoğrafını çekmedim. Yeni bir Leyleğin Getirdiği yazısı da hazırlamayacağım bu sebeple, tembel ben :D
  

18 Nisan 2015 Cumartesi

Entel Dantel: Gleb Goloubetski

   ''Bir sonraki Entel Dantel yazısında Gleb Goloubetski'yi tanıtayım.'' diyeli dokuz ay olmuş... :D Of, ne kadar ertelemişim yahu. Yalnız, resimleri seçmekte çok çok çok zorlandım(çünkü favorilerim arasında 102 tane resmi var). Fazla da eleyemedim zaten, ama umarım siz de benim gibi Rus ressam Goloubetski'yi sever, resimlerine keyifle bakarsınız ^_^  Kendisi genelde manzara resimleri yapıyor ve mükemmel ışık oyunlarına yer veriyor resimlerinde.

   Goloubetski'nin biyografisine buradan ulaşabilirsiniz, buradan ve buradan da eserlerine.













































14 Nisan 2015 Salı

Tazecik Kitap Yorumu: Görmek - José Saramago


   Serinin ilk kitabı Körlük'ün yorumu burada.

   Ülkenin birinin(ki, beyaz körlüğün yaşanmış olduğu ülkedir bu) başkentinde seçim günü bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başlayınca, kimse oy kullanmaya gitmez. Öğleden sonra yağmur durur, ancak hala seçmenler görünmemektedir ortada derken, sanki sözleşmiş gibi, saat tam dörtte tüm şehir oy kullanmaya gider. Bu tuhaflık yetmez; bir de bu oyların neredeyse yüzde yetmiş beşi boş çıkar! Bunun üzerine seçim tekrarlanır, bu sefer de boş(beyaz) oyların oranı yüzde seksen üçe çıkar. İş ciddileşmiştir artık.

   Başbakan diğer bakanları toplar, bir toplantı yaparlar; demokrasiye yapılan bu saldırının üstesinden nasıl geleceklerdir? Başkente muhbirler sızdırılır, insanların ağzından laf alınmaya çalışılır. Nasıl olup da ilk seçimlerde tam saat dörtte oy kullanmaya gitmişlerdir? Boş oy kullanma konusunda nasıl anlaşmıştır bu kadar insan? Ne var ki, hiçbir cevap elde edilemez.

   Bakanlar bu durumu yeni bir körlük vakası olarak değerlendirir; yıllar önce insanların gözlerine sonsuz bir beyazlıkla ket vurulmuşken, şimdi de demokrasinin gözü beyaz oylarla kör edilmiştir. Ne yapılacaktır? Nihayetinde bakanlar anlaşır, başkenti başka bir şehir yapmaya karar verirler, bir gece başkenti terk eder ve artık eski başkent olan şehirde sıkıyönetim ilan ederler. Kimse bu şehirden çıkıp da, bu beyaz oy salgınını başka şehirlere bulaştırmayacaktır. Ayrıca sadece idari birimler değil, polis kuvvetleri de elini ayağını çekmiştir şehirden.

   Polis kuvvetlerinin ve idari birimlerin yokluğunda, eski başkentte ortalığın karışacağı, suç oranlarının tavan yapacağını düşünür herkes. Ne var ki, insanlar mükemmel bir şekilde geçinmektedir, hiçbir sorun yaşamamaktadırlar. Demek ki, beyaz oy atarak siyasi partileri eleştirme işi boşuna değildir, sahiden de insanlar başlarında bir hükümet olmadan düzgün bir şekilde yaşayabilmektedir. Demek ki demokrasinin kör olması, aslında insanların gözlerinin açılması, görmeye başlamaları demektir.

   Bu paragraftan sonraki paragraf spoiler olabilir, çünkü kitabın biraz ileri kısımlarından bahsedeceğim. Öte yandan, kitabın arka kapağında yazıyor zaten anlatacaklarım. Karar sizin, isterseniz okumayın.

   Elbette bu durum çok canını sıkar bakanların, ya tüm insanlar artık başlarında bir hükümetin gereksiz olduğuna karar verirse? Bunun üzerine eski başkentte ortalığı karıştırma çalışmaları başlatırlar. Yıllar önceki beyaz körlük salgını ile bu yeni beyaz oy salgınının bağlantılı olabileceğine ilişkin yazılar dağıtırlar şehirde. Bunun üzerine de aptalın biri çıkar, belki de o beyaz körlük döneminde kör olmayan doktorun karısının, bu yeni salgınla bir alakası olabileceğini söyler. Bu her ne kadar saçma bir şey olsa da, bakanlar birilerini suçlamayı o kadar çok istiyorlardır ki, üç polisi doktorun karısını ve o kadının yakınlarını araştırmak üzere gizlice şehre gönderirler.

   Normalde Saramago eserlerinde evrenselliği yakalamak için özel isimler kullanmaz, ama bu kitapta kendi standartlarına göre çok fazla kullanmış(ki kendi standardı sıfırdır :D). Bu kitabı daha ziyade günümüz ülkeleri eleştirisi olduğu için olsa gerek. Ki bu eleştiriyi de mükemmel bir şekilde yapmış, eline sağlık.

    Bu arada, kitapta çok hoşuma giden bir şey var. Kitabın can alıcı noktalarından sonra, Saramago yazmaya devam etmiş, bölüm sonu yapmamış. Siz o kısımları okuyunca şok yaşıyorsunuz, kendinize gelmek için bir ara veriyorsunuz, ama Saramago'nun bölüm sonu yapmayıp da hikayesine devam etmesi sanki ''Her şeye rağmen hayat devam ediyor.'' gibi bir mesaj veriyor.

   Saramago'yu sahiden severim, ancak kitaplarına beş puan değil, dört-dört buçuk veriyordum normalde. Ya bu kitabı oldukça iyiydi ya da Saramago'nun yazım tarzına alıştım tamamıyle. Belki de her ikisi. Sonuç olarak, şahane bir kitaptı, muhakkak okuyun. Körlük'ü okumadan da okuyabilirsiniz.

Puan: 5

Sıradakinden Alıntı

   Kusursuz anların, hele yüceliğe çok yaklaşmışsa uzun sürmemek gibi çok büyük bir sakıncası vardır, ondan daha beteri ise -bu o kadar açık ki söylemesek de olurdu- insanın o andan sonra ne halt edeceğini bilememesidir.

12 Nisan 2015 Pazar

Tazecik Kitap Yorumu: Harry Potter ve Melez Prens - J. K. Rowling


   Serinin ilk kitabı Harry Potter ve Felsefe Taşı'nın yorumu burada.

   Serinin ikinci kitabı Harry Potter ve Sırlar Odası'nın yorumu burada.

   Serinin üçüncü kitabı Harry Potter ve Azkaban Tutsağı'nın yorumu burada.

   Serinin dördüncü kitabı Harry Potter ve Ateş Kadehi'nin yorumu burada.

   Serinin beşinci kitabı Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı'nın yorumu burada.

   Yaz tatilinin sonuna doğru Dumbledore, Harry'yi Kovuk'a götürmek üzere Privet Drive'a gelir. Harry'yi evinden almasının birkaç sebebi daha vardır aslında. Birincisi, Harry'nin bir kez daha Privet Drive'a dönmesine izin vermeleri için Dursleylerle konuşmak. İkincisi, Harry ile, Sirius'un mirası meselesini gidermek. Üçüncüsü de, Horace Slughorn'u Hogwarts'a dönmesi için ikna etmek (Harry'yi kullanarak :D). Nasıl ikna ediyor peki? Bu Slughorn'un, başarılı olacak kimseleri tespit edebilme gibi ilginç bir yeteneği var. Bu kişileri kendi kurmuş olduğu Slug Klübü adı altında topluyor, bunları birbirleriyle tanıştırıp, iyi yerlere gelmelerini vs. sağlıyor, ayrıca bu tanıştırmalar sonucu kendi de kâr sağlıyor.

   Bu meseleler halledildikten sonra, Dumbledore Harry'yi Kovuk'a bırakıyor. Hermione da bir süre önce Kovuk'a gelmiş. Neyse, ertesi gün Ron, Hermione ve Harry konuşuyorlar derken, baykuşlar S.B.D. sonuçlarını getiriyor. Üçünün notları da iyi olduğu için (Hermione'ninkiler çok çok iyi tabii), artık F.Y.B.S. dersleri onları beklemekte. Ne var ki, Harry ile Ron'un İksir notu Olağanüstü yerine, Beklenenin Üstünde olduğu için, Snape'in onları derslerine kabul etmeyeceklerini biliyorlar. Neysecüm, Diagon Yolu'na gidip alıyorlar kitaplarını, Fred ile George'un büyücü şakaları dükkanına da uğruyorlar. O sırada dışarıda Malfoy'u görüyorlar, onu takip etmeye başlıyorlar. Draco, Borgin ve Burkes'e giriyor, bir işler çevirdiği belli, ancak ne olduğunu öğrenemiyorlar.

   Hogwarts'a geri döndüklerinde bir bakıyorlar ki, yeni Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Öğretmenleri Snape! Slughorn ise İksir öğretmeni olmuş ve Harry ile Ron'un notunu yeterli bulduğu için onları dersine alıyor, ancak ikisi, İksir dersi alamayacaklarını düşündükleri için kitap almamışlardı. Slughorn onlar kitap alana değin ikisine de birer kitap veriyor, Harry'nin kitabının başında ise ''Bu kitap Melez Prens'in malıdır.'' yazmakta. Bu Melez Prens, kitabın her yanına notlar almış ve iksir yapımında bu notlar Harry'ye çok yardımcı oluyor, hatta onu sınıf birincisi yapıyor. Ne var ki zamanla, Melez Prens'in bazı notları, Harry'nin başını belaya da sokuyor...

   Bir de, Dumbledore ile özel derslere başlıyor Harry, bu derslerde Voldemort'u daha yakından tanımaya başlıyor. Bunun, Voldemort'la yapacağı savaşta çok büyük önemi var(bkz. hortkuluklar).YEDİNCİ KİTAPLA İLGİLİ SPOILER! Harry'nin bir hortkuluk olduğunu bu kitabı okurken anlamış olduğumu ve bu sebeple bazı arkadaşlarımı delirttiğimi biliyor muydunuz? :P Tepkileri görülmeye değerdi cidden :D SPOILER SONU.

   Bu arada, yıl boyunca okulda bazı öğrenciler, çeşitli korkunç olaylar sebebiyle ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Harry ve arkadaşları bu durumun Draco'nun eseri olduğundan şüpheleniyorlar, ancak bunu kanıtlayamıyorlar.

   Yine bir Harry Potter kitabı, yine harika bir kitap. Sonu konusunda ise tereddütteyim. Sahiden böyle bitmek zorunda mıydı?! Beşinci kitabın sonunda yaşadığım isyanın aynısını yaşıyorum... Geriye kaldı son kitap; seri bitiyor diye ayrı bir isyandayım... Neyin isyanıysa bu, seriyi uzatıp cılkını çıkartmaktansa, tadında bırakmalı, değil mi? Yine de, hüzünlenmekten kendimi alamıyorum...

   Edit:
   Serinin yedinci kitabı Harry Potter ve Ölüm Yadigârları'nın yorumu burada.

Puan: 5