10 Ağustos 2014 Pazar

Tazecik Kitap Yorumu: Seçilmiş Öyküler - Stefan Zweig


   Bizim buradaki kütüphaneye son iki gidişimde hep Stefan Zweig'ın Amok Koşucusu kitabını sordum. Kitap, sistemde kayıtlı ve rafta gözüküyor. Ama ara tara, yok! Halbuki iki gidişimde de ödünç alıp okumayı en çok istediğim kitap oydu. İkinci seferde baktım, yine bulamıyoruz kütüphane görevlisi ablayla, dedim şu Seçilmiş Öyküler'in içinde neler varmış, bir bakayım. Vee, ta-da-da-tam-da-damm! Amok Koşucusu da var. Aha dedim, alıyorum bunu ben :D

   Kitap on dokuz öyküden oluşuyor. Öyküler sırasıyla şunlar:
- Kitapçı Mendel
- Yürüyüş
- İki Yalnız
- Ormanın Üstündeki Yıldız
- Geç Ödenen Borç
- Fantastik Gece
- Amok Koşucusu
- Meçhul Bir Kadından Mektup
- Lyon'da Düğün
- Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
- Prater Baharı
- Bir Çöküşün Hikayesi
- Mürebbiye
- Haç Nişanı
- Unutulmaz Bir İnsan
- Kadın ve Doğa
- Kısa Bir Yaz Öyküsü
- Avare
- Unutulmuş Düşler

   Bu öyküler arasında en beğendiklerim, Kitapçı Mendel, Geç Ödenen Borç, Amok Koşucusu, Meçhul Bir Kadından Mektup, Unutulmaz Bir İnsan ve Avare oldu. En sevmediklerim ise Fantastik Gece, Bir Çöküşün Hikayesi ve Kadın ve Doğa oldu. Diğer öyküler güzel ile sıradan arasında seyrediyor.

   Her öykü hakkında yorumda bulunamayacağım, sadece çok beğendiklerimin konularını yazıp geçeceğim.

   Kitapçı Mendel'de, şimdiye kadar basılmış hemen her kitabı bilen, zamanını sürekli kitap okuyarak geçiren(ama sadece künye bilgilerini), dünyadan habersiz Kitapçı Mendel'in hikayesini okuyoruz. Savaş zamanında, dünyadan habersizliği, kendisine pahalıya mal oluyor.

   Geç Ödenen Borç'ta, bir kadının diğer bir kadına yazdığı mektubu okuyoruz. Bu ikisi, henüz genç kızken, şehirlerindeki(yoksa semtlerinde miydi, hatırlayamadım) bir tiyatrocuya aşıklar. Bu tiyatrocu hakkında her şeyi biliyor, yedi yirmi dört adamı gözlüyor, adamın oynadığı her oyuna gidiyor, onun hakkında yazılmış her eleştirmen yorumunu okuyorlar. Yıllar sonra bu takıntıları bitmiş tabii, ama anlatıcımız, arkadaşına bir olayı anlatmaktan geri duramıyor. Tatil için gittiği, sevimli bir köy otelinde, bu tiyatrocuya rastlıyor. Tabi adam artık yaşlanmış, çökmüş. Millet hor görüyor bunu, davranışlarını çok yapmacık buluyor. Bizim kadın da, gençliğinin bu önemli şahsiyetine vefa borcunu ödüyor, insanların tekrar ona saygı duymasını sağlıyor.

   Amok Koşucusu'nda, Hindistan'a giden bir doktorun, kürtaj edilmek isteyen zengin bir İngiliz bayanla karşılaşması ve hayatının alt üst olması anlatılıyor.

   Meçhul Bir Kadından Mektup'ta, ünlü bir yazara gelen, üzerinde isim yazmayan mektubu okuyoruz. Demin çocuğum öldü, diye başlıyor mektup, sonra mektubun yazıcısı kadın, yazarı ne kadar iyi tanıdığını, onun nasıl da hayatının mihenk taşı olduğunu anlatıyor. Sonra her şey açıklığa kavuşuyor.

   Avare'de, bir kez sınıfta kaldıktan sonra derslerini, arkadaşlarını, kısacası hayatını boşlayan, çöken bir gencin hikayesini okuyoruz.

   Unutulmaz Bir İnsan'da, herkese yardım eden, paranın kölesi olmayan bir adamdan bahsediliyor. Bu gerçekmiş sanırım.

   Bu saydığım ilk beş hikayede, boğazınıza bir yumru oturmadan, onları okumanız imkansız gibi bir şey. Stefan Zweig biliyor insanın nereden kanına gireceğini. Hikaye bittiğinde, tır çarpmış gibi hissediyor insan.

   Diğer öykülerle ilgili olarak, eh, yazarın her yazdığı mükemmel olacak diye bir kural yok. Bu altı şahane öykü, yüz sıradan öyküye bedel bence. Bir de Stefan Zweig, bir insanın bir insana bir şeyler anlatmasıyla başlayan kurguyu, hemen her öyküsünde kullanmasaymış, daha iyi olacakmış.

   Bir şey daha öğrendim, 450-500 sayfa Zweig okumak, insana iyi gelmiyor. Çünkü yazar psikolojisiyle oynuyor insanın, üstünüze fenalık çöküyor bir noktadan sonra. Yine de, Zweig'ı en sevdiğim yazarlar listesine ekliyorum, sadece, onun kitapları art arda okunmayacak.

Puan: 4

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder