8 Temmuz 2015 Çarşamba

Entel Dantel: Alex Noriega

   Alex Noriega, Barselonalı bir illustratör. ''Stuff No One Told Me (Kimsenin Bana Önceden Söylemediği Şeyler)'' adlı bloguna buradan ulaşabilirsiniz -blogun ismini çok beğendiğimi söylemem gerek; bu arada, blogun tasarımı da çok hoş değil mi?-. Blogu incelediğim kadarıyla, Noriega'nın illüstrasyonlarını iki gruba ayırmak mümkün. İlki, yaşadığı olaylar. İkincisi de gündelik hayat tespitleri ve öğütleri. Bu gönderide genel olarak ikinci gruptaki çalışmalara yer vereceğim, ama ilk gruptan da çok hoşuma giden bir çalışmasını en sona iliştireceğim. Umarım siz de Noriega'nın çalışmalarını benim kadar beğenirsiniz :) Elimden geldiğince çevirmeye çalıştım.

Bazı insanlar seni yargılamanın sorun olmayacağını düşünür.
Onlar gibi olma. Ve onları görmezden gel.


Hayattaki en sevimli şeyler, işe yaramazdır.


Kimse senin Amerika'da/Avrupa'da/Asya'da ''yaşadığın'' iki haftayı
umursamıyor. Övünmeyi bırak.
''Avrupa'da insanlar arkadan pırtlıyordu.''


İstediğin arabaya veya eve sahip değilsin diye hayatından yakınma. 
Çünkü şanssız olmak başka bir anlama geliyor.


Tanıdığım en ilginç insanlardan bazıları hayatlarıyla ne yapacaklarını bilmiyor.


Bir gerçek: Büyük şirketler kanını ve ruhunu sömürür. Onlardan uzak durmaya çalış.


Büyük umutlara ve beklentilere sahip olmak iyidir ama onları mantık çerçevesinde tut.
 ''Bir sonraki Michael Jackson olmak istiyorum!''


Düşündüğün kadar tuhaf değilsin. Herkes sürünün kalanından biraz farklı hisseder.


Zaman görecelidir. Şehirden uzaklaştıkça daha da göreceli olur.
''Canım, şu çoban diyor ki, yarım saat içinde köye varabilirmişiz.''
ha, HA! 

Korkularından kurtulamazsın... Ama onlarla yaşamayı öğrenebilirsin.
''Biraz daha çay?''


İyi bir hayal gücü, keskin bir zekanın işaretidir.


Pişmanlık işe yaramaz bir duygudur.


Doğru olduğunu hissettiğin bir şeyi yapmak için başkasının iznine ihtiyacın yok.


Gerçeklik fazla abartılmış.


Vazgeçmek, bazen yapılacak en doğru tercihtir.

Eğlence göreceli bir kavramdır.


Saflık tehlikeli olabilir.
''Sorun nedir küçük dostum? Daha sekiz canın vardı...''


Gerçek ne kadar can acıtıcı olsa da her zaman gerçeği söyleyenler aptaldır.
''Tamaaamen yanlış yapıyorsun.''
 Öykünün sonu.


Rastgele bir düşünce: Çocuklarımızı kapalı odalara koyuyor, 
duvarlara baktırtıyoruz 
ve hayat hakkında bir şeyler öğreniyorlarmış gibi davranıyoruz.


Her zaman, senden daha güzel ve daha çirkin insanlar olacaktır.
(sana benziyor ama şişman, sen, keçi sakal uzatabilen adam)
Kabul et ve yoluna devam et.


Aptalı oynamak bazen yapılabilecek en akıllıca şeydir.
''Polis hanım, yemin ederim ki araba sürmeyi bilmiyorum bile.''


Eşyalar sadece eşyadır. Onlara çok bağlanma.


Tembellik yapmak için kendine vakit ayır. Bünyeye iyi gelir.


Yakınmak hiçbir derde çare olmaz.
''Patronum aynı Hitler gibi, ama daha kötüsü...''

Moda ve trendler saçmalıktır. Seni aptal yerine koymalarına izin verme.


Bir gün, bugünü özleyeceksin.


''Yine o tuhaf hissi hissediyorum''
İçgüdülerine güven.


Hiçbir marka senin dostun değil.
''Sadece yap''


BU BİR ARKADAŞIMA GERÇEKTEN OLDU
- Merhaba.
- Merhaba.
- Radyo programım için seninle bir ropörtaj yapmama ne dersin?
- Tabii!
- Bir bakayım çalışıyor mu bu... Hay! Pili bitmiş gibi duruyor. Neyse, fark etmez, ben de yazarım. 
- Tamam!
- Kalemin var mı?
- Yok.
- ...
- ... Eve dönebilmem için tren parası bir euro borç verir misin? 

2 yorum: