12 Eylül 2013 Perşembe

Tazecik Kitap Yorumu: Hacıyatmaz - Kurt Vonnegut


   Yakın gelecek ABD.

   Herkese bir göbek adı vererek 'genişletilmiş yapay aileler' ve 'kardeşlik kastları' oluşturulmuş. Çinlilerin yerçekimiyle oynaması yüzünden gündelik yaşam son derece çetrefilli. Salgın hastalıklar ve enerji krizleri sonucunda ülke viran ve dünyanın geri kalanıyla ilişkisi kopmuş. New York ve Boston ve San Fransisco limanları yeniden ormanlarla kaplanmış. Makineler çalışmıyor.

   Yukarıya, arka kapak yazısının bir kısmını yazdım. Beni heyecanlandıran ve ''Harika bir kurgu olmalı bu'' dedirten kısmı. Ama fena halde hayal kırıklığına uğradım. Resmen yukarıda bahsedilen olaylar kitapta iki üç cümlede ya bahsedilmiş, ya bahsedilmemiş. Kitabı dikkatsizce okusanız, bitirdikten sonra arka kapak yazısını bir daha okusanız, ''Kitapta böyle bir şeyden bahsediyor muydu ki yahu?'' demeniz normal. E, madem bunlardan kısacık bahsedilmiş, kitabın kalanında neler oluyor diye soracak olursanız, tipi bir Neandertal'e benzeyen Wilbur Swain'in yaşam hikayesi anlatılıyor.

   Wilbur ve ikiz kardeşi Elizabeth, doktorlara göre on beş yaşlarına kalmadan ölecekler. Çocukların anne babası çok zengin. Zaten ikizleri görmek bile onları dehşete düşürüyor, onlardan uzak durmanın en iyisi olduğuna karar veriyorlar. Yerleştiriyorlar onları bir malikaneye, hizmetçiydi, doktordu falan ayarlıyorlar ve çocukların doğum günleri hariç ziyarete bile gelmiyorlar. Doktorlara kalırsa ikizlerin zekası asla üç yaş zekasını geçemeyecek. İkizler de buna uygun rol yapıyor. Halbuki kafa kafaya verince çok zekiler, her ne kadar birbirlerinden ayrılınca kafaları biraz dursa da. Kendilerini malikanedeki diğer insanlardan gizlice, gayet iyi yetiştiriyorlar. Bir gün annelerini ağlarken görüyorlar, keşke çocuklarımız normal olsaydı diye. Ertesi günü ikizler aptal rolünü oynamayı bırakıp, ne kadar zeki olduklarını ortaya koyuyorlar. Sonra bu çocuklara bir zeka testi daha yapılıyor. Elizabeth'in okumayı yazmayı bilmediği ve asla öğrenemeyeceği ortaya çıkıyor bu yeni testte. Wilbur ise zeki çocuk olarak kabul ediliyor ve özel okullara vs. yollanıyor, Elizabeth ise deliler hastanesi tarzında bir yere. Wilbur ile kardeşinin arası iyice açılıyor, hayat devam ediyor, Wilbur ABD başkanı oluyor vesaire, vesaire, vesaire.

   Wilbur'un insanlarla ilişkileri hastalıklı geldi bana. Aslında kitabın tamamı hastalıklı idi diyebilirim. Kaşlarımı çata çata okudum.

   Yazarın önsözde yazdığına göre, bu kitap, otobiyografiye en yaklaştığı kitabıymış. Wilbur, kendisini temsil ediyormuş.

   Kitap kısa kısa, birkaç paragraflık pasajlardan oluşuyordu, bu da okuma kolaylığı sağlıyordu bence. Tabii konudan konuya atlamayı da bayağı kolay kıldığını düşünüyorum.

   Kitabı büyük bir beklentiyle okudum son sayfaya kadar, ancak beklentim boşa çıktı. Kitaba iki puan veriyorum, yazımın başında paylaştığım arka kapak yazısında yazanlar sayesinde, kitabın büyük bir potansiyelinin olması, iyi bir kurgu okuyacağımı düşünmem sebebiyle. Üç puan kırmamın sebebi de, beklentimin boşa çıkmasından.

Puan: 2

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder