2 Eylül 2013 Pazartesi

Tazecik Kitap Yorumu: Bilge Adamın Korkusu - Patrick Rothfuss


   İlk kitap olan Rüzgarın Adı'nın yorumu burada.

   Ömrümde okuduğum en uzun kitaptı bu. Yine de, bu kitabı gerekenden uzun sürede bitirdim, o ayrı mesele. Ve sanırım yazıda her zamankinden biraz daha fazla spoiler olacak-1000 küsür sayfa sonuçta-. Uyarmadı demeyin.

   İlk kitapta Kvothe'nin hikayesini anlatmaya başladığı bölümden alıntı yaparak başlamayı uygun gördüm. Ara sıra bu alıntıya geri döneceğim çünkü.

   Adım Kvothe. Aşağı yukarı 'Kıvote' diye okunur. İsimler önemlidir, çünkü size bir insan hakkında çok şey söylerler. Birinin duymaya hakkı olduğundan çok daha fazla isim duydum.

   Ademler bana Maedre derler. Telaffuz şekline bağlı olarak bu, ''Alev'', ''Gök Gürültüsü'' ya da ''Kırık Ağaç'' anlamına gelebilir.

   Beni görecek olursanız ''Alev'' ismi hemen aklınıza gelir. Parlak kızıl saçlarım var. Birkaç asır önce doğsaydım herhalde iblis diye yakılırdım. Saçımı hep kısa kessem de pek asidir. Kendi haline bırakılırsa dimdik durur ve beni alev almışım gibi gösterir.

   ''Gök Gürültüsü'' adınıysa, güçlü bariton sesime ve küçük yaşlarda aldığım sahne eğitimine borçluyum.

   ''Kırık Ağaç'' adını hep önemsiz buldum. Tabii şimdi düşününce, bunun kısmen de olsa gerçeği yansıttığını kabul etmeliyim.

   İlk hocam bana E'lir derdi, çünkü akıllıydım ve bunun farkındaydım. İlk sevgilim bana Dulator derdi, çünkü telaffuzu hoşuna giderdi. Bana Shadicar, Eli Hafif ve Altı Tel dendiği de oldu. Kansız Kvothe, Esrarengiz Kvothe, Kralkatili Kvothe de dediler. Bu isimlerin hepsini hak ettim. Hepsinin bedelini ödedim.

   Ama Kvothe olarak yetiştirildim. Babam bir keresinde bunun ''bilmek'' anlamına geldiğini söylemişti.

   Tabii bana daha başka pek çok şey de dendi. Bunların çoğu kaba sözlerdi, lakin çok azı hak edilmemişti.

   Uyuyan höyük krallarından prensesler kaçırdım. Trebon kasabasını yakıp kül ettim. Felurian'la bir gece geçirdim ve hem canıma hem de aklıma mukayyet olabildim. Çoğu insanın kabul edildiğinden daha küçük bir yaşta Üniversite'den atıldım. Başkalarının gündüz gözüyle ağızlarına almaktan bile korktukları yollardan, ay ışığı altında geçtim. Tanrılarla konuştum, kadınlar sevdim ve ozanları ağlatan şarkılar yazdım.

   Belki beni duymuşsunuzdur.

   Bu kitapta Kvothe Üniversite'deki eğitimini sürdürüyor sürdürmesine, ancak eğer hatırlarsanız, ilk kitapta rüzgarı çağırıp, Ambrose'un kolunu kırmıştı. Bunu Imre'de yaptığı için, başı demir yasalarıyla dertte. Bu sebeple bütün arkadaşları, hatta bazı öğretmenleri bile ona Üniversite'den birkaç dönemliğine ayrılmasını söylüyor. Aksi takdirde Üniversite'nin namı zedelenebilir. Kvothe'nin harç ücreti de bayağı yüksek gelir; parayı hiç denkleştiremeyeceği kadar yüksek. Bu sebeple Kvothe, Üniversite'den ayrılıyor bir süreliğine. O sırada Kont Threpe ona bir iş teklifiyle geliyor, Vintas kralıyla kan bağı olan Maer Alveron'un, ağzı iyi laf yapan birine ihtiyacı var. Threpe bu iş için Kvothe'yi uygun bulmuş. Hemen yolculuğu ayarlayıp, yolluyor Kvothe'yi Severen'e.

   Maer'in bir yardımcı aramasının sebebi, Meluan Kilipsiz ile evlenebilmek. Ancak bunu nasıl yapabileceğini bilmiyor. Kvothe'den de bu şekilde yardım alıyor; Kvothe onun için mektuplar, şarkılar, şiirler yazıyor.

   Kilipsiz'i aslında ilk kitapta da gördük. Leydi Lackless tekerlemesinde. Lackless dilimize Kilipsiz olarak çevrilmiş. Bilge Adamın Korkusu'nda da tekerlemenin başka bir versiyonu var. O tekerlemelerin çok önemli olduğu kanaatindeyim.

   Meluan Kilipsiz Edema Ruhlardan nefret ediyor. Çünkü kız kardeşi Netalia Lackless, bir Edema Ruh kumpanyasıyla kaçmış. Şimdii... Kvothe'nin annesinin Netalia Lackless olduğunu söylesem? Zaten kitabı bitirdiğinizde ''Eh, Kvothe, gün gibi ortada işte Meluan'ın senin teyzen olduğu'' diyeceksiniz. Eğer teyzesi çıkmazsa, şok olurum. Nereden vardın bu kanıya derseniz... İlk kitapta Lauren soylu bir aileden geldiğini söylemişti. İkinci kanıt olarak, Kvothe, Sim ile Wil'e, babasının söylediği bir şarkı yüzünden, annesinin onu nasıl arabanın altında uyumaya bıraktığını anlatıyordu. O şarkının sözlerinde şöyle bir dize de varmış ''Not tally a lot less''. Okunuşu Netalia Lackless'i andırmıyor mu ama? Üçüncü kanıt olarak, Kvothe Meluan'ı ilk gördüğünde aşırı tanıdık geliyordu yüzü. Dördüncü olarak da, Lauren'in yaşı, Meluan'ın kardeşi olmak için tutuyor.

   Kvothe kur yapma işi dışında, Maer'in çok önemli bir sorununu da çözüyor. Tam artık Kvothe ayrılacakken, Maer ona son bir görev veriyor: Vergileri çalan haydutları yakalamak. Yanına iki iri kıyım asker olan Dedan ile Hespe'yi, iz sürücü Marten'i ve bir Adem olan Tempi'yi veriyor. Haydut işi bittiğinde, bir han bulmak üzere yürürlerken bir şarkı çalınıyor kulaklarına. Şarkının kaynağına gittiklerinde ise, gözlerine inanamıyorlar. Karşılarında Felurian duruyor. Kvothe Felurian'ın peşinden gidiyor. Yukarıdaki alıntıda bahsettiği gibi, onun yanına gidip de hem canlı hem de aklı başında oradan çıkıyor. Ki daha önceden böyle bir şey duyulmuş değil.

   Kvothe haydutları aramaları esnasında Tempi'yle yakınlaşıyor ve ondan Ademlerin sanatları olan Ketan ve Lethani'yi öğrenmeye başlıyor. Kvothe Felurian'ın yanından geri döndükten sonra grupça Maer'in yanına dönmek için hazırlanıyorlar. Ancak başka Ademler geliyor ve Ademlerden olmayan birine Adem sanatları öğrettiği için Tempi'nin başının dertte olduğunu söylüyorlar. Bunun üzerine Tempi, Ademre'ye doğru yola koyuluyor. Kvothe de ona yardımcı olmak için onunla beraber gidiyor.

   Oraya gittiklerinde Kvothe eğer kendini kanıtlayabilirse Tempi ceza almayacak. Aksi takdirde, Tempi Ademre'den sürülecek ve Kvothe'nin başına da kötü şeyler gelecek, bayağı kötü şeyler. Kvothe kendini kanıtlıyor. Eğitiminde elinden gelenin en iyisini yapıyor, bir kılıç ve isim edinmeye hak kazanıyor.

   Bu iş de bitince, Ademre'den ayrılıyor ve ver elini Severen. Yolda kumpanyacılara rastlıyor ki, o kısım çok etkileyiciydi yahu.

   Geri döndüğünde Maer'le konuşuyor vs. Sonra Maer eşiyle anlaşıp ona Kilipsiz kutuyu gösteriyor. Ne bir menteşesi var kutunun, ne de bir birleşim yeri. Üstünde de birtakım oymalar var. Kvothe bunun Yll hikaye düğümlerinden olduğunu düşünüyor. Kvothe kutuyu inceledikten sonra, Maer'e yolda rastladığı kumpanyacılardan bahsediyor. Bundan bahsederken, kendisinin bir Edema Ruh olduğunu açıklaması da gerekiyor. Bunu duyan Meluan sinirden kuduruyor. Kvothe odasına yollanıyor. Sonra Maer'den ve Meluan'dan mektuplar geliyor. Maer'in mektubunda Kvothe'nin tüm Üniversite harçlarını karşılayacağı yazıyor. Ayrıca Kvothe için bir ilam da hazırlamış. Meluan'ın mektubunu ise maalesef okuyamıyoruz, ama Kvoth'nin saraydaki arkadaşı Bredon okuyor ve Kvothe ile aralarında bir konuşma geçiyor. O kısım çok hoşuma gitti. Eksik kalmasın, siz de okuyun:

   Bredon mektubu tuttu ve dudaklarını hafifçe oynatarak okumaya başladı. Sayfada ilerledikçe yüzü daha da soldu.

   ''Hanımefendinin ifade sanatına karşı büyük bir yeteneği var,'' dedim.

   ''Ona ne şüphe,'' dedi Bredon. ''Bunu kanla yazsa da olurdu.''

   ''Bana kalırsa öyle yapmayı mutlaka aklından geçirmiştir,'' dedim. ''Ama ikinci sayfayı doldurmak için kendini öldürmesi gerekirdi.''

   Kvothe, saraydan olabildiğince çabuk ayrılması istendiği için hemen hazırlanıyor ve gidiyor, Üniversite'ye geri dönüyor. Mülakata giriyor, ancak daha ilk günden ''Bir Hocaya Karşı Uygunsuz Hitap'' ile suçlanıyor. Laf attığı hoca tabii ki de Hemme. Başka türlüsü beklenebilir miydi ki? :D

   Kapaktan hiç bahsetmedim. Kapaktaki Denna. Denna'yı da hiç sevmiyorum yahu.

   Kitapta en beğendiğim kısımlar Elodin'in Hemme'nin odasını ateşe vermesi, Ademlerin duyguları el hareketleri ile anlatmaları, Kvothe'nin haydutların ve kumpanyacıların üstesinden nasıl geldiği, Elodin'le fırtınada çatıda kalmaları. Yazının sonunda hoşuma giden bölümlerden alıntılar da olacak.

   Şimdi şu baştaki alıntıya geri dönelim, üçüncü kitapta neler olacağını görmek için. Kvothe Maedre, E'lir, Altı Tel isimlerini ve Kansız ile Esrarengiz lakaplarını aldı. Trebon'u yaktı, Felurian'ı buldu, Üniversite'den atıldı ve sabahleyin adları anılmaya korkulan yollardan gece geçti (vergi hırsızları haydutların peşinde iken), kadınlar sevdi ve şarkılar yazdı. Geriye kalanlar ise şunlar: Dulator, Shadicar, Eli Hafif (bundan emin değilim, ilk iki kitapta geçti mi hatırlayamıyorum) isimlerini ve Kralkatili lakabını almak, uyuyan höyük krallarından prensesler kaçırmak ve tanrılarla konuşmak. Bunlar kendini tanıtırken bahsettiği ancak henüz anlatmadığı şeyler. Bir de üçüncü günde açıklaması gerekenler listesi var.

- Arşiv'deki dört levhalı kapının arkasında ne var? Valaritas ne demek?
- Kvothe hangi kralı öldürdü?
- Bast kim, Kvothe ile nasıl tanıştılar?
- Reshi ne demek?
- Ay nasıl çalındı?
- Kilipsiz kutunun içinde ne var?
- Kilipsiz kutunun üstündeki oymada ne yazıyor?
- Lorren, Kvothe'nin babasının Arliden olduğunu nereden biliyor?
- Chandrialılar ve Amyrlerle ilgili neden Arşiv'de hiç kayıt yok?
- Elodin kim? Nasıl bu kadar geniş bir bilgiye sahip? (Shaed'i, Adem el işaretlerini, şekil değiştirenleri biliyor.)
- Höyük kralından kaçırılan prenses kim?
- Auri'nin hikayesi ne?
- Denna neyden, neden kaçıyor?
- Denna Yll düğümleri ile yazmayı nereden biliyor?
- Kvothe işleri nasıl batırdı da dünya savaşı çıktı; scraeller kol geziyor?
- Scrael nedir, nereden geldi?
- Kvothe kaç yaşında? Tarihçi'den yaşlı mı, değil mi?
- Amyrler nerede?
- Kilipsizlerin hiçbir yere açılmayan kapıları nerede? Valaritas o kapılardan biri olabilir mi?
- Kvothe'nin kılıcı Durgu nerede? Onun yerine Düşüncesiz nasıl geldi?
- Denna'nın hamisi kim?
- Kvothe, Fae'de ne kadar yaşlandı? (Gerçi bunun cevaplanacağından şüpheliyim.)
- Maer, Amyrlerle ilgili Kvothe'ye ne anlatacak?

   Bir de teoriler listem var. Listedeki her şeyin başına ''bence'' koyup da okuyun.

- Dört levhalı kapının ardında Chandrialılar ve Amyrler hakkındaki kayıtlar var.
- Kvothe'nin öldürdüğü kral Maer. Kvothe Kilipsiz kutuyu görmek istedi, Maer izin vermedi, iş büyüdü, Kvothe Maer'i öldürdü. Kvothe'nin kendi sandığı da bu Kilipsiz kutunun bir kopyası.
- Kilipsiz kutunun içinde ayın ismi var. Lackless tekerlemelerinden birinde ''kan getiren oğul''dan bahsediliyor. Belki de Kvothe odur. Fae ile bizim dünyamızı birleştirmek için Kilipsiz kutuyu çalmaya kalkışmıştır. Kutuyu açıp da, ayın ismi serbest kalınca, iki dünya birleşmiştir, scraeller de öyle gelmiştir. Kan getirenden kasıt, savaş getiren olabilir.
- Kilipsiz kutunun üstündeki oymada Hemme'nin anlattığı ayın çalınışı hikayesinin gerçeği yazıyor.
- Lorren Amyr olabilir. Belki de Arşiv'deki kayıtları o saklamıştır.
- Kvothe'nin sandığında kendi ismi saklı olabilir. Şimdi o yüzden adı Kote'dir. Bu arada bir ayrıntı, Kote Siaruca'da bela anlamına geliyor. İlk kitapta Kilvin'le konuşurken geçiyordu bu.
- Derin isimlerin kimseye söylenmemesi gerekiyor. Kvothe'ninki Maedre. Ancak ilk kitapta onu söylüyordu. O halde artık Maedre geçersiz bir isim mi ki onu söylüyor? Sandığının içine o ismi mi koydu?
- Kvothe'nin eski yeteneklerini kaybetmesinin sebebi ismini değiştirmesi olabilir.
- Kitabın sonundaki iki asker Wil ile Sim olabilir. (N'olur olmasınlar ama. Çok üzülürüm, çok kötü olur eğer öyle olursa.)
- Denna'nın hamisi Bredon olabilir(düşük bir ihtimal). Aynı anda şehirden ayrılıyorlardı.
- Şekil değiştirenler hala var. Elodin Kvothe'nin bahsettiği, ismini sürekli değiştiren kişiyi duyunca dehşete düşmüştü. Şekil değiştirenlerin hala var olduğunun kanıtı olabilir bu.
- Krin, Denna'nın kız kardeşi olabilir.
- Gritaşlar Fae'ye geçişi sağlıyor olabilir. Felurian'ı bir gritaşın hemen yakınında buldular çünkü.
- Kvothe'nin ilk sevgilisi Auri olabilir. Denna'yı telaffuzu hoş geliyor diye Kvothe'ye Dulator derken hayal bile edemiyorum :D Öte yandan Auri çok uygun geliyor bana.
- Kvothe'nin dünya savaşına yol açmasının sebebi Cthaeth ile konuşması olabilir.

   Kısaca, her şey olabilir -,- Bir de, kitabı bitirdikten sonra, ilk bölümlere tekrar baktım ve dikkatimi bir şey çekti. Kvothe'nin mülakatında Elodin şöyle diyor: ''Ona sadece bir isimcinin cevap verebileceği sorular mı sorayım?'' Sorduğu soru da: ''Ay tepemizdeki gökyüzünde bulunmadığı zaman nereye gider?'' O halde isimciler ayın isminin çalındığını ve Ay gökte yokken, Fae'de olduğunu biliyorlar, değil mi ama?

   İlk kitapta da dikkatimi çeken bir nokta oldu. Haliax Köz'e: ''Seni Sithelerden kim korur?'' diyor. O halde Köz de Cthaeth ile konuşmuş. Şimdi iki ihtimal var, ya Köz Cthaeth'le bir kere konuştu ve Sitheler bunun farkına varıp, Köz'ü öldürmek için onun peşindeler ya da Köz birden fazla kez Cthaeth ile konuştu ve o her konuşmaya gittiğinde Haliax onun Sitheler tarafından fark edilmemesini sağlıyor. Üçüncü kitapta bu da açıklanır herhalde.

   Daha fazla uzatmadan, sizi alıntılarla baş başa bırakıyorum...

   ''Bana söz vermelisiniz,''dedim. ''Yoksa akıl almaz derecede aptalca bir şey yapacağım sanırım.'' Yutkundum. ''Ve ikimiz de bundan zararlı çıkacağız.''

   Elodin beni süzdü. ''Ne denli bir dürüst tehdit,'' dedi. ''Normalde tehditler bundan çok daha kaba ve kıkırdaklı olur.''

  ''Kıkırdaklı mı?'' diye sordum. ''Korkulası demek istiyor olmayasınız?''

   ''İkisi de,''dedi. ''Genellikle tehditlerde dizlerini kırarım, boynunu kırarım gibi laflar havada uçuşur.'' Omuz silkti. ''Öyle şeyler duyunca aklıma hep tavuk keserken olduğu gibi kıkırdaklar gelir.''


***

   ''Hikayelerdeki ihtiyar dilenciler sahiden ihtiyar dilenciler değildirler,'' dedi Simmon, sesinde bir itham tınısıyla. ''Cadı, melek, prens falandırlar.''

   ''Gerçek hayatta ihtiyar dilenciler hemen hemen her seferinde ihtiyar dilencilerdir,'' diye belirttim.

***

   Vashet ciddiyetle öne doğru eğildi. ''Sorununun bir sebebi de lisanın,'' dedi. ''Aturca çok açıklayıcıdır. Kesin ve dolaysızdır. Bizim dilimizse imalarla doludur. Bu yüzden açıklanamayan şeylerin varlığını kabul etmemiz kolaydır. Bunların başında da Lethani gelir.''

   ''Bana Lethani dışında bir örnek verebilir misin?'' diye sordum. ''Ve lütfen 'mavi' falan deme, yoksa buracıkta aklımı kaçıracağım.''

Puan: 5

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder