17 Nisan 2014 Perşembe

Tazecik Kitap Yorumu: Silo - Hugh Howey


   Mavi gökyüzü ve yeşil çimenlerin, sadece çocuk kitaplarından görülüp bilindiği bir dünya. İnsanlar bir yeraltı silosunda doğuyor, yaşıyor ve de ölüyorlar. İlla içeride öleceksiniz diye bir şey yok ama, bu konuya döneceğiz.

   Silo, yüz kırk dört kattan oluşuyor. Bazı katlarda hidrofonik çiftlikler varken, bazı katlar sadece yerleşim yeri. En alt katlarda mekanikerler var. 34. katta ise IT adında, beyaz önlüklüler. Tüm siloda en çok elektiriği kullananlar, aynı zamanda dokunulmazlıkları olan kimseler onlar. Ne iş yaptıklarına gelirsek... Ah, resmen her şeyle alakaları var, açıklayamam maalesef.

   Silonun planıyla ilgili şöyle bir şey buldum internette, ancak daha da büyütülemiyor maalesef. Yine de size silonun yapısı hakkında biraz da olsa bilgi verebilir:


   Neden insanlar bir siloya tıkılıp kalmış derseniz, yeryüzü zehirli gazlar sebebiyle üzerinde yaşanmaz halde. Dışarının görüntüsünü yansıtan kameraları var silonun. Ara sıra bunların temizlenmesi gerekiyor, ancak temizliğe gitmek demek, ölmek demek. Bu işin dönüşü olmuyor. Dışarıdan bahsetmek bile temizliğe gönderilmek için yeterli. Soru sormamanız gerek.

   Siloda soru sormadıkça yaşamak kolay, ancak bir kere sorgulamaya başlayınca bunun ardı kesilmiyor. Bu kitapta da sorgulayanların hikayesini okuyoruz.

   Silo, gerçekten başarılı bir kitap, hele bir de ilk başta e-kitap olarak çıkıp parladığını, sonrasında da yayınevlerinin ilgisini çektiğini düşünecek olursak... Helal olsun sana Hugh Howey. Bir kere, kitabın kurgusu çok sağlam. İkincisi, kitap çok sürükleyici. Üçüncüsü, karakterlere sempati duymamak elde değil. Dördüncüsü, yazar sizi şaşırtmayı çok iyi başarıyor. E, böyle olunca da harika bir kitap çıkıyor ortaya. Devam kitabını merakla bekliyorum.

Puan: 5

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder