30 Mayıs 2014 Cuma

Tazecik Kitap Yorumu: Canavarın Çağrısı - Patrick Ness


   ''Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya.

   Geldiğinde Conor uyanıktı.''

   Conor'ın annesi kanserdir. Babası birkaç yıl önce annesinden boşanıp Amerika'ya yerleşmiş, yeni bir hayat kurmuştur. Aile içi sorunlarının yanı sıra, Conor'ın başka dertleri de vardır. Bir süredir sık sık aynı kabusu görmektedir. Okulda yalnızdır, bir grup çocuğun ona sataşması dışında hiç kimseyle etkileşimde bulunmaz resmen.

   Bir gece Conor, saat 12:07'de uyanır. Birisi seslenmektedir ona. Seslenen, bahçedeki porsuk ağacıdır. Ama ağaç şekil değiştirmektedir, sonra da dallardan ve karanlıktan oluşan bir canavara dönüşür. Canavar, Conor'ı almaya geldiğini söyler, ne var ki Conor canavarın istediği tepkiyi vermez, ''Gel de al o zaman'' der, ondan korkmadığını söyler. Canavar şaşırır, ama onunla işi bittiğinde, artık ondan korkacağını söyler. Sonra Conor'ı yemek için ağzını açar, Conor'ın hatırladığı bu kadardır.

   Sabah olduğunda Conor uyanır ve dün gece ne kadar saçma bir rüya gördüğünü düşünür. Yataktan kalkar ve ayakları, odanın her santimetrekaresini kaplamış olan, porsuk ağacının iğne yapraklarına değer.

   Ertesi gece, canavar yine aynı saatte gelir. Kendisinin kim olduğunu anlatır. Ayaklandığını söyler. Ayaklanmasının sebebi, Conor'a daha önceki ayaklanmalarına ait üç hikaye anlatacak olmasıdır. Kendisinin hikayeleri bittikten sonra da, Conor ona kendi hikayesini; gerçeği anlatacaktır. Conor, bunun oldukça saçma olduğunu düşünür, ne var ki bu hikayeler onun hayatını değiştirir.

   Bu kitabı çok sevdim. Aslında bu kitap üç kişinin çalışması. Fikir, Siobhan Dowd'dan çıkmış, ancak kendisi kitabı tamamlayamadan vefat etmiş. Patrick Ness, kitabı tamamlama görevini devralmış. Jim Kay ise, resmen her şeyi resimlerle anlatmış. Her birinin kitaba katkıları harika. Fikir harika, kurgu harika, çizimler harika.

   Conor'a sempati duymamak elde değil. Canavara da. Canavarın kıymeti, kitabın sonunda anlaşılıyor. Kitabın arka kapağında hikayenin karanlık, cesur ama gülümsetiyor olduğu yazıyor. İlk ikisi doğru, ancak gülümseme kısmına gelirsek... Buruk bir gülümseme oluyor yahu bu. Canavarla Conor'ın o son sahnelerinde bayağı gülümsersiniz, ama gözlerinizden oluk oluk yaş akarken. Babasıyla olan sahnesinde gülümsersiniz, ama babasına öfkeden saydırırken. Neşeli bir kitap değil bu, bunu belirtmek lazım.

   Edit: Küçük bir ayrıntı: Kitabın başlarında, Harry ve arkadaşları Conor'a sataşıyor, sonra Conor'ın arkadaşı Lily, aralarına giriyor, Conor ise Lily'yi tersliyor. Ey Harry Potter serisini okuyanlar, size de çok tanıdık gelmedi mi bu sahne? Hem isimler de biraz olsun benzemiyor mu? HP'de de, Harry'nin babası James, Snape'e sataşıyordu ve aralarına Lily giriyordu... Tuhaf efenim.

   Kitabı okurken bazı yerlerde klişeye kaçacak sandım, ancak Conor'ın tavırları tüm o havayı dağıttı, kitabı sevmemde bir etken de bu.

   Bu arada bir öneri; mümkünse kitabı tek başınıza, akşam vakti okuyun. Çok daha etkileyici oluyor.

Puan: 5

2 yorum:

  1. Merhaba, bu kitabı şu an başka bir yayınevi daha basmış durumda. Elinizdekinin çevirisinden falan memnun kalmış mıydınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba :) Yeni basan yayınevi Delidolu; Tudem'le aynı yayın grubuna bağlılar. Kitabın Tudem baskısının da, Delidolu baskısının da çevirmeni aynı, yani çeviri konusunda bir fark yok. Ama benim tavsiyem Tudem'den yana olacaktır, çünkü içinde muhteşem çizimler bulunmakta, öykünün etkisini arttırıyor. Delidolu baskısında ise çizimlere yer verilmemiş.

      Sil