22 Haziran 2015 Pazartesi

Tazecik Kitap Yorumu: Ekstralar - Scott Westerfeld


   Serinin ilk kitabı Çirkinler'in yorumu burada.

   Serinin ikinci kitabı Güzeller'in yorumu burada.

   Serinin üçüncü kitabı Özeller'in yorumu burada.

   Tally Youngblood zihin-yağmurunu başlatarak, insanları köpük-kafalılıktan kurtarmış, onlara düşünme yetilerini geri vermiştir. Bunun sonucunda insanlar, ellerindeki imkanları maksimum kapasitede kullanmaya başlamışlardır; binaların duvarlarında bulunan üretim deliklerine oldukça masraflı eşyalar ürettirmek gibi. Bunun üzerine de hükümetler, bu durumun önüne geçmek için çeşitli önlemler almışlardır. Kitapta da, Japonya'ya uğruyor, zihin yağmuru sonrası kurulan düzeni görüyor ve Aya Fuse'un hikâyesine ortak oluyoruz.

   Japonya'da zihin-yağmuru sonrasında açgözlülükten doğan tüketimi kontrol altına almak için ''ün sistemi'' kurulmuş. Eğer ünlü olmayı başarırsanız, refah içinde bir hayat sürersiniz. Eğer ünlü değil de, bir Ekstra iseniz, birkaç meziyet puanı toplayabilmek için hükümetin faydalı kabul ettiği işleri yapıp, iyi ve sorumlu vatandaş rolünü oynarsınız. Bu sayede kazandığınız meziyet puanlarınızla kendiniz için bir şeyler ürettirebilirsiniz duvar deliğine.

   Ünlü olmak kolay değil. Ünlü olmak zenginliğe giden asıl yol olduğu için, herkes ünlü olmanın peşinde. Bunun sonucunda insanlar ünlü olabilmek için çeşitli yollara başvurmuş; bir yanda haberciler, bir yanda ilginç icatlar ortaya koyan tekno-kafalar, bir yanda dikkat çekmek için çırpınan ameliyat-maymunları...

   Aya Fuse on beş yaşında. Aya'nın abisi çok ünlü bir haberci, Aya da onun kadar ünlü bir haberci olmak istiyor, ama maalesef şimdiye kadar şansı pek yaver gitmemiş. Günün birinde büyük bir dedikodu haberi hazırlamaya uğraşırken, tüm şehri etkileyecek bir sırra tesadüfen ortak oluyor. Ve gelsin olaylar...

   İnternette bu kitapla ilgili yorumları okurken, nedense bu kitabın pek beğenilmediğini gördüm. Aklım almıyor, bu muhteşem kitabı nasıl beğenmezsiniz?! Westerfeld bu kitabında kendisini aşmış bence; hem muhteşem bir öngörüde bulunmuş-şimdi bile insanlar birazcık ün kırıntısı için ne taklalar atıyor-, hem de zihin-yağmuru sonrası teknolojisini oldukça güzel tasarlamış. Olay örgüsünü de çok beğendiğimi ayrıca belirteyim. Küçük bir spoiler: Tally her zamanki gibi düşünmeden harekete geçmeseydi, daha bir memnun olurdum. Huy değişmiyor, ne yaparsınız. İnsan ırkı olarak biraz sabit görüşlüyüz, hımh.
  
   Kitabı son sınav döneminde okumuştum. Nasıl oluyorsa artık, her sınav haftasında elimden düşüremediğim bir kitap oluyor, son sınav haftasının güzelliği de bu kitap oldu benim için. Bu arada, bu kitabı okuduğum pazar gününün ertesi günü fizik sınavım vardı ve ses konusunda Doppler olayını çalışmıştım. Ders çalışmaya ara vermek için kitabı okuyayım dediğimde de, kaldığım yerin birkaç sayfa sonrasında Doppler olayının adı geçti, tıs kıs kıs. Hoşuma gitse de, korkutuyor hafiften beni bu tür şeyler :D

   Kitapta aklıma takılan minik bir nokta var, çeviriden kaynaklanıyor sanırım. Japonlarda saygı eki ''-san'' değil mi? Bu kitapta ''-çan'' şeklindeydi. Neyse, önemli değil o kadar.

   Çirkinler serisine güzel bir nokta koymuş sayın Westerfeld. Ekstralar sadece serinin değil, Westerfeld'in kitapları arasında favorim oldu -Güzeller de oldukça iyiydi aslında, ama Ekstralar kadar özgün değil deyip işin içinden sıyrılsam mı ne yapsam-.

   Sonuç olarak, Çirkinler serisinin ilk üç kitabını okumuş, ama Ekstralar'ı okuma konusunda kararsız kalmış kıymetli okurlar; internette okuduğunuz olumsuz yorumlara takılmadan bu kitaba bir şans vermenizi öneririm. Neler kaçırdığınızı bilmiyorsunuz :P Pişman olmamanızı can-ı gönülden diliyorum, esenle kalın.

Puan: 5

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder