8 Haziran 2013 Cumartesi

Tazecik Kitap Yorumu: Kemik Koleksiyoncusu - Jeffery Deaver


   Bir taksi sahibi, manyak bir katil. Taksisine binen insanları kaçırıyor ve öldürüyor. Her olay mahallinde bir sonraki cinayete ilişkin ipuçları var. Polisler zamanla yarışmak zorunda.

   Polisler ve dedektifler, bu katilin onların yeteneklerini aştığının farkında. Bu işin üstesinden ancak o gelebilir, diyerek Lincoln Rhyme'a gidiyorlar. Lincoln Rhyme, ülkenin önde gelen suç bilimcilerinden. Daha doğrusu öyleymiş. Bir soruşturma sırasında geçirdiği kaza sonucu kuadripleji hastalığına yakalanmış. Boyundan aşağısında kullanabildiği tek kası, sol yüzük parmağı. Rhyme, bu durumdan bıkmış ve kendini öldürmeye karar vermiş. Ancak o kadar kötü durumda ki, bunu kendi başına yapamıyor. Sonra karşısına bu davayla geliyorlar. Onun ölmesine yardım edecek doktorun gelmesine de sadece birkaç gün var. Bu sebeple polislere, sadece birkaç günlüğüne yardım edebileceğini söylüyor. Zaten kitaptaki olaylar da bu iki günü anlatıyor. Ancak o günler öyle dolu dolu geçiyor ki, elimizde dört yüz yetmiş küsur sayfalık bir kitap oluyor.

   Ana karakterlerden Amelia Sachs var bir de. İlk kurbanı bulan kişi. Aslında o, soruşturma bölümünde çalışmıyor, tam da o gün eklem rahatsızlıkları sebebiyle devriye polisliğine geçecek, ancak bu mümkün olmuyor. Rhyme, Amelia'yı olay yerini incelemedeki ve korumadaki başarısı sebebiyle soruşturmada istiyor. Böylece soruşturmada, odasından çıkmayan Rhyme'ın gözü Amelia oluyor, onun sayesinde olay yerini inceliyor.

   Katil bulunduğunda eğer hiçbir şaşırma belirtisi göstermezseniz sizde bir sorun olduğunu düşünürüm, cidden. Neyse, ipucu vermek yok.

   Kitap 1997'de yazılmış. Kitapta suç biliminde kullanılan bayağı teknolojik aletler var. Gerçi kime göre teknolojik; bana göre öyle, ama aradan on altı sene geçince herhalde şimdi onlara antika gözüyle bakılıyordur.

   Belki biliyorsunuzdur, Kemik Koleksiyoncusu'nun filmi de var. Ben yedi-sekiz yaşındayken hangi cesaretleyse artık, seyretmiştim, hey Allah'ım :D O zamanlar bilmiyordum kitabı olduğunu, zaten kitabı 2012'de Türkçeye çevrildi. Neyse, bunların bir önemi yok. Tek bilmeniz gereken, bu kitabın harika bir kitap olduğu ve eğer cinayet romanlarını seviyorsanız, kaçırmamanız gerektiği. Şimdiden iyi okumalar diliyorum efendim.

Puan: 5

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder