19 Haziran 2013 Çarşamba

Tazecik Kitap Yorumu: Oda - Emma Donoghue


   Jack beş yaşında ve annesiyle birlikte Oda'da yaşıyor. Ömründe hiç Oda'dan dışarı çıkmamış. Oda'da televizyon var, ama Jack'e annesi televizyonda gördüklerinin sahte olduğunu, oradaki insanların başka gezegenlerde yaşadıklarını söylüyor. Jack de bütün dünyanın Oda'dan ibaret olduğunu sanıyor. Ara sıra da Oda'ya Yaşlı Nick uğruyor, gerekli malzemeleri falan getiriyor.

   Yaşlı Nick, iğrenç herifin teki. Jack'in annesini on dokuz yaşındayken kaçırmış ve onu Oda'ya hapsetmiş. Kadın yedi senedir hapis. Oda'dan tüm kaçma çabaları hüsranla sonuçlanmış. Şimdi, tekrar bir kaçma planı oluşturmuş. Artık Jack'in, onu ve dünya hakkındaki gerçekleri anlayabilecek yaşa geldiğini düşünüyor. Kitap da onların Oda'dan kaçana kadar geçirdikleri zamanı, kaçışlarını ve kaçıştan sonra nasıl normal hayata uyum sağladıklarını anlatıyor.

   Kitap beş yaşındaki Jack'in gözünden anlatılıyor. Bildiğiniz çocuk. Bunu nasıl anlatabilirim bilmiyorum, kitabı okumanız gerek. Sanki yaşına göre düşünce yapısı hala biraz basit ama olsun. Yazar cidden, beş yaşındaki bir çocuğun anlattığı havasını vermiş. Ama demek değil ki bu iyi bir şey. En azından bana göre. Kitapta bazen öyle bir sıkıldım, öyle bir sıkıldım ki. Daha doğrusu o kadar sıkıldım ve çocuğa bazen o kadar sinirlendim ki kitaba bir puan veriyorum. Oda'daki eşyaların isimlerinin hep özel isimmiş gibi büyük harfle başlaması da biraz sinirime dokundu.

   Sıradakinden Alıntı'da kitabın şu kısmını paylaşacaktım, ancak spoiler olur diye vazgeçtim. Kaçış planlarının nasıl olduğuyla ilgili bir bölüm. Spoiler istemeyen okumasın, uyarıyorum. Önemli değil diyenler, buyrunuz:

   ''Monte Kristo Kontu'nu hatırlıyor musun?''

   ''Bir adadaki zindanda hapsedilmişti.''

   ''Hı-hı, ama nasıl çıktığını hatırlıyor musun? Ölen arkadaşıymış gibi yaptı, kefene sarındı ve muhafızlar onu denize fırlattı ama Kont boğulmadı, sarıldığı bezden kurtulup yüzerek kaçmayı başardı.''

   ''Hikayenin sonunu da anlat.''

   Anne elini sallıyor. ''Bu önemli değil. Asıl mesele, Jack, işte senin yapacağın da bu.''

   ''Denize fırlatılmak mı?''

   ''Hayır, Monte Kristo Kontu gibi kaçmak.''

   Yine kafam karışıyor. ''Ölü bir arkadaşım yok ki.''

   ''Yani sen ölmüş gibi yapacaksın diyorum.''

   Ona bakakalıyorum.

   ''Aslında lisedeyken seyrettiğim bir oyuna daha çok benziyor. Juliet diye bir kız, sevdiği oğlanla kaçmak için ilaç içerek ölmüş gibi yaptı, ardından birkaç gün sonra uyandı, ta-ta.''

   ''Hayır, onu Bebek İsa yaptı.''

   ''Ah-tam olarak değil.'' Anne alnını ovuşturuyor. ''O aslında üç gün boyunca ölüydü, sonra hayata geri döndü. Sen hiç ölmeyeceksin ki, sadece oyundaki kız gibi numara yapacaksın.''

   ''Bir kız gibi nasıl yapılır bilmiyorum ki.''

   ''Hayır, ölmüş gibi yapacaksın.'' Anne'nin sesi biraz hırçın.

   Bence Anne hırçın olmakta son derece haklı, ben bu kısmı okurken kafamı duvara vurmak istemiştim :D

   Bana kalırsa, belki biraz gaddarca bir yorum olacak ama şu yukarıdaki alıntıyı okuduysanız, kitabı okumanıza gerek yok. Tabii, isteyen alsın okusun gerçi, zevkler renkler farklıdır vs.

Puan: 1
 
 

2 yorum:

  1. Bu kitabı çok merak ediyordum ama puanı görünce birden soğudum ve okuyup okumamak arasında kararsız kaldım. ^_^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bayağı heyecanla başlamıştım kitaba, konusunun da ilginç olduğunu düşünüyordum, ama kitabı sevemedim. Zaten ilk yüz sayfa çocuğun günlük hayatlarını anlatması sürüyor, ki bence bu biraz daha kısa anlatılabilirdi. Anca yüzüncü sayfadan sonra kaçacaklar da edecekler de... Kaçış kısmı bence güzeldi, ona laf söylemiyorum :D Normal hayata uyum çalışmaları da tamam. Ama bundan sonrası da yine okurken bana eziyet etti :D Bayağı olumlu yorum okumuştum bu kitap hakkında, ama sevmedim işte kitabı, ne bileyim :D Sen de yine başka yorumlar oku, bir de kitapyurdu'nun ön okuması var şu linkte, onu da oku, öyle karar ver bence :D http://www.kitapyurdu.com/icsayfalar.asp?id=575735&session=9ABF7C9A-9423-4428-AA17-CD5F1D62CA62&LogID=

      Sil