12 Eylül 2014 Cuma

Tazecik Kitap Yorumu: Montague Amca'nın Dehşet Hikâyeleri - Chris Priestley


   Edgar'ın ormanın içinde, kasvetli bir evde oturan Montague adında bir amcası var(büyük-büyük-büyük amcası da olabilir, adamın ne kadar yaşlı olduğunu bilmiyoruz). Amcası Edgar'a hikâyeler anlatıyor; dehşet hikâyeleri. Tuhaf-ve biraz da tedirgin edici- bir şekilde, Montague Amca'nın elinde bu anlattığı hikâyelerin gerçek olduğuna ilişkin bazı kanıtlar var, hikâyede önemli role sahip eşyalar gibi(tam anlamıyla önemli sayılmaz da, neyse).

   Edgar rasyonel bir insan tabii, ama amcasının evinden çıkışı geç vakte kaldığında o rasyonelliği uçuyor. Amcası ona demişti zaten: ''Karanlık bastırdığında buralarda olmak istemezsin.''

   Kitaptaki hikâyelerin sonuncusu hariç hepsinin ana karakteri bir çocuk. Her hikâyede bu ana karakter çocuğun başına korkunç bir olay geliyor. Hikâyelerin orijinal olduklarını söylemem ve yazarın hakkını vermem gerek. Bazı hikâyelerde Binbirgece Masalları'ndan biraz esinti hissetsem de, bu esintilerin hikâyelerin orijinalliklerine zarar verdiklerini düşünmüyorum.

   Sonuncu hikâye ise, Montague Amca'nın hikâyesi. Rasyonelliğin zırt dediği hikâyedir bu hikâye. Hayal ve kurmaca sandıklarımız; öyle midir sahiden?

   Kitaptaki öyküleri gerçekten çok beğendim, ama iki öykü arasında Edgar ile amcasının diyaloglarının ve davranışlarının epey tekrara düştüğünü de belirtmem gerek.

   Son olarak kitabın kapak tasarımından ve çizimlerinden bahsetmek istiyorum. Hikâyelerin içine serpiştirilmiş çizimler, kitabın tedirgin edici havasını mükemmel yakalamış, ellerine sağlık David Roberts'ın. Kitabın kapağı da çok hoş. Diğer ülkelerin kapaklarına baktım da, kapak tasarımı aynı olsa da, arka fon rengini pek tutturamamışlar, ya çok açık renk olmuş, ya da çok koyu. Bizim ülkenin baskısında ise renk çok güzel olmuş, tebrikler Tudem :D

Puan: 5

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder