18 Eylül 2014 Perşembe

Tazecik Kitap Yorumu: Aslan, Cadı ve Dolap - C. S. Lewis


   Serinin ilk kitabı olan Büyücünün Yeğeni'nin yorumu burada.

   Kitabımız, savaş sırasında hava saldırıları sebebiyle Londra'dan uzağa gönderilen dört çocuğun (çocuklar kardeş, bunu da belirtelim) yaşadıklarını konu alıyor. Çocukların isimleri Peter, Susan, Edmund ve Lucy; kendilerini serinin devamında da göreceğiz. Çocukların gönderildikleri evin sahibi yaşlı bir profesör, adı ise Digory -eevet, ilk kitaptaki Digory-!

   Çocuklar evi dolaşırken, Lucy bir dolabın içinde kürk paltoların olduğunu görüyor. Dünyada en sevdiği şey kürk olduğu için, dolaptaki kürklerle epey bir haşır neşir oluyor, dolabın içine giriyor. Dolabın içine doğru yürüdükçe, dolabın büyüklüğüne hayret ediyor. Halbuki dolap, Narnia'ya açılıyor -ilk kitabı okuyanlar sebebini anlayacaktır-. Bir süre sonra tüm kardeşler, Narnia'ya bir yolculuk yapıp, olağanüstü bir bir macera yaşıyorlar-böyle deyince çok klasik oldu, ama cidden olağanüstü yahu :D-.

    Macera ne macerası derseniz, Beyaz Cadı, Narnia'yı esaretini altına almış ve sonsuz bir kış hüküm sürmekte. Cair Paravel sarayında dört boş taht var ve bu tahtlar gerçek sahiplerini bulduğunda, Narnia selamete kavuşacak. Beyaz Cadı da, bu tahtın sahipleri olacak kişileri bulup, öldürmek niyetinde. Beyaz Cadı'ya karşı gelebilecek kadar güçlü tek varlık da Aslan ve onun geri döndüğü söyleniyor. Çocuklar ve Aslan birleşip, Beyaz Cadı'ya karşı mücadele veriyorlar. Budur yani :D

   Kitabın içindeki çizimler yine çok hoş, insanın baktıkça bakası geliyor (ucubeli şeyleri saymıyorum). Harikasın sen Pauline Baynes!

   Kitapta bir bölüm var ki, epey güldürdü beni:

   ''Öf!'' dedi Susan, ayağını yere vurarak, ''hava çok soğuk. Şu paltoları giysek olmaz mı?''

   ''Bizim değil ki'' dedi Peter kuşkuyla.

   ''Eminim kimse aldırmaz'' dedi Susan, ''evden dışarı çıkarmayacağız ki; dolaptan bile dışarı çıkarmayacağız.''

   Aslında bu seriyi çok çok çok seviyorum, ama ilk okuyuşumda yaptığım gibi, ki yaklaşık altı seneye tekabül ediyor bu, bu sefer bir çırpıda okumamaya çalışıyorum seriyi. Bunaldığımda çok sevdiğim bir seriyi okumak ilaç gibi geliyor bana -Narnia olsun, Sevgili Salak Günlük olsun, Ejderhanı Nasıl Eğitirsin olsun-. Gıdım gıdım okumanın da ayrı bir hazzı oluyor hem. Ayrıca, karakterler haricinde, Narnia hakkında pek bir şey hatırlamadığımı fark ettim. İlk başta unuttuğuma biraz üzülsem de, sonradan sevindim, çünkü yine seriyi heyecanla, bir sonraki sayfada ne olacağını merak ederek okuyabiliyorum.

Puan: 5

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder