29 Kasım 2014 Cumartesi

Tazecik Kitap Yorumu: Çarklar Arasında - Hermann Hesse


   Hans Giebenrath, Almanya'nın küçük bir kasabasında yaşamaktadır. Oldukça zeki ve çalışkan bir çocuk olan Hans, kendisinden beklendiği üzere, devlet yatılı okul sınavına katılır, kazanır da okulu. Okul, bir manastır okuludur. Hans kazanmıştır okulu ama, artık kendisini daha sıkı çalışma günleri bekler, çünkü hayatını kurmaktadır artık. Tek hedefi başarılı, daha başarılı, en başarılı olmaktır. Derken, oda arkadaşlarından Hermann, onun hayata bakışını değiştirir. Hermann sıradan bir öğrenci değildir, şair ruhlu, espritüel, alaycı, hüzünlü bir insandır. Hans'a tüm hayatın ders çalışmaktan ibaret olmadığını gösterir.

   Kitabın arka kapağından bir alıntı yapayım kısaca: ''Hesse'nin, yaşadığı yüzyılın ilk yarısında geçerli eğitim sistemini eleştirdiği Çarklar Arasında, insanın, doğanın yarattığı haliyle hiçbir düzenin hüküm sürmediği bir cangıla benzediği düşüncesinden yola çıkıyor, okullarda verilen eğitimle insanın doğasının belirli sınırlar içinde zorla tutulmaya çalışılmasına karşı çıkıyor.''  Hesse, 1877 yılında doğmuş, 1962'de vefat etmiştir. Yaşadığı yüzyılın ilk yarısında geçerliymiş bu eğitim sistemi. Aradan neredeyse yüz yıl geçmiş olmasına rağmen, aynı sistem Türkiye'de devam etmekte. Tebrik ederim, yediniz sınavlarla çocukluğumuzu, hayatımızı. Sınavları kazansanız bile, işsiz kalma durumu var bir de. Ömrünün 10-20 yılını okumakla geçiren, ama en sonunda işsiz kalan insanların günahı nedir? Bu insanlara hayatlarının en acı tokadını atarken, hiç mi vicdanınız sızlamıyor?

   Kitabın konusu epey klasik aslında. Öte yandan, ders çalışmaktan ibaret değilse hayat, nedir? Ders çalışmadan, sınavları kazanmadan ne elde edebiliriz? Buna da trajikomik bir yanıt veriyor kitap. Ayrıca, kitapta, Hans ile müdür arasında geçen bir konuşma var ki, şöyle:

   ''Çaba göstereceğin konusunda bana söz verir misin?''

   Hans, yumuşak ama ciddi bir ifadeyle ona bakan otoriter müdürün kendisine doğru uzatılmış sağ eline bıraktı elini.

   ''Bak böylesi iyi, böylesi güzel, sevgili dostum! Pes etmeyeceksin, yoksa çarklar arasında ezilir gidersin.''

   Pes etmeseniz de, çarklar arasında ezilmeyeceğinizin teminatı var mı ki?

   Neden o alabildiğine duyarlı ve nazik çocukluk yıllarında durmaksızın her gece geç vakitlere kadar ders çalışmak zorunda bırakılmıştı Hans? Neden tavşanları elinden çekilip alınmıştı? Neden Latince okulundaki arkadaşlarına bile yabancılaştırılmış, oltayla balık tutması ve gezip tozması yasaklanarak insanı yiyip bitiren kepaze bir açgözlülük ideal olarak kendisine benimsetilmek istenmişti? Neden manastır okulunun giriş sınavından sonra bile alnının teriyle kazanıp hak ettiği tatil ona çok görülmüştü?

   İşte şimdi aşırı zorlanmış zavallı bir at gibi yol kenarında kalakalmıştı, bundan böyle de bir işe yarayacağı yoktu.

   Allah sonumuzu hayır etsin...

Puan: 4,5

2 yorum:

  1. kitap uzun süre boyunca eğitim sistemini eleştirebilecek yetiye sahip sanırım..
    yorumun,alıntıların.. kitabı alsam mı diye düşündürüyor :)
    çarkların arasında ezilmek.. tam olarak yaptığımız bu sanırım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef öyle.
      Kitabı ben çok beğendim, puan kırmamın sebebi kitabın biraz yavaş ilerlemesi, bazı bölümlerin biraz uzatılmış olması. Ama bunlar pek önemli değil tabii, kitabı seveceğinizi düşünüyorum :)

      Sil