31 Ocak 2015 Cumartesi

Tazecik Kitap Yorumu: Uzun Dünya - Terry Pratchett, Stephen Baxter


   Şahane bir kitapla karşınızdayım!

   Düşünün ki, bizim dünyamız gibi milyonlarca dünya var ve bu dünyaların her biri, olasılık ağacının başka bir meyvesi. Hemen hemen her dünya temelinde aynı (Jokerler hariç, bunlar çok tuhaf dünyalar, atmosferi olmayan bir dünya gibi örneğin); ancak ufak farklılıklar var, değişiklik gösteren canlı türleri gibi.

   Esas Dünya halkının (Esas Dünya, bizim içinde yaşadığımız dünya), diğer dünyalardan haberi yoktur. Ta ki, Adım Günü'ne kadar. Şöyle ki, bir bilim adamı, diğer dünyalara seyahat etmeye olanak sağlayacak, ''Adımcı'' adında bir şey icat etmiştir ve onun bu icadının planı internete düşmüştür. Adımcı, yapması kolay bir şey olduğundan (bir patatese bağlanmış kablolar ve Adımcı ile gideceğiniz yönü belirleyen, doğu ve batı şeklinde iki yönü gösteren bir şalter; ve bunları içine koyduğunuz bir kutu), herkes kendi Adımcısını yapabilmekte ve diğer dünyalara seyahat edebilmektedir. Bu seyahat edilebilen dünyalar bütününe de Uzun Dünya denmektedir.

   Tam da kendi dünyamızın içine etmişken, mahvedebileceğimiz milyonlarca dünyanın daha ortaya çıkması ne kadar muhteşem, değil mi? Uzun Dünya'nın getirdiği ham maddenin ve imkanların yanı sıra, bazı sıkıntılar da var ancak. Adımlayamayan ve bu sebeple, Adımlayabilenlere karşı kin duyan ve bazen aşırı uçlara kaçan insanlar. Adımlama teknolojisi ile gerçekleştirilen terör saldırıları. Değeri düşen para ve diğer dünyalara adımlayan insanlar yüzünden çöken ekonomi. Ama kim, diğer dünyalarda daha iyi bir yaşam umuduyla adımlayan insanları yargılayabilir ki?

   Uzun Dünya ile ilgili, bahsetmek istediğim iki şey daha var (aslında bahsetmek istediğim çok şey var, ancak spoiler olur falan, aman). Birincisi, başka dünyalara adımlarken, demiri yanınızda taşıyamazsınız. Bu da, diğer dünyalara adımlandığında içinde demir barındıran şeyleri, ancak demir cevherlerini işleyerek elde edebilmek demek. İkincisi ise, doğuştan Adımlayabilenler. Bu kişiler, Adımcıya gerek duymaksızın diğer dünyalara adımlayabiliyorlar ve Adımcı kullanan insanların aksine, diğer dünyalara geçtiklerinde mide bulantısı hissetmiyorlar.

   Kitapta olaylar genel olarak Joshua Valienté'nin etrafında dönüyor. Joshua doğuştan bir adımlayıcı. Adım Günü'nde diğer dünyalara hazırlıksız bir şekilde adımlayıp, kendilerini kötü durumlarda bulan insanlara yardım etmekle de ün kazanmış. Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen, ünü hala devam ediyor. TransDünya denen, Uzun Dünya ile ilgili teknolojiler geliştiren bir şirketten Joshua'ya bir iş teklifi geliyor. Şöyle ki, şirketin üst düzey çalışanlarından biri olan Lobsang -ki kendisi Turing testini geçen ilk yapay zekadır! Aslında yapay zeka değildir tam olarak, ölü bir Tibetlinin reenkarnasyonu olduğunu söylemektedir, ancak bu kanıtlanamamaktadır elbette. Ancak eğer bir yapay zekaysa ve bunu ''düşünebiliyorsa'' zaten testi geçmiş demektir, ha gerçekten bir vakit insan idiyse, her türlü testi geçecek demektir-, Uzun Dünya boyunca seyahat edip, Uzun Dünya'nın sınırlarını anlamak istemektedir. Joshua'ya iş teklif etmesinin sebebi de, onu acil durum planı olarak görmesi, başına bir şey gelirse, kendisini eve götürmesini sağlamaktır(en azından, öyle söylüyor).

   Joshua teklifi kabul eder ve Lobsang ile beraber Uzun Dünya'nın sırlarını keşfetmeye başlarlar sınıra yaptıkları yolculukta.

   Kitabı çok sevdim ve sevmek için de birçok sebebim var. İlki, okuduğunuz üzere, kitabın konusu çok orijinal. İkincisi, anlatım çok akıcı. Üçüncüsü, çeviri muhteşem, yazarlar birçok kelime oyunu ve gönderme yapmış kitapta, sağolsun Cihan Karamancı da güzel bir şekilde açıklamış bunu bizlere. Dördüncüsü, kitabın karakterleri ilgi çekici. Beşincisi, kitapta yaşananların gerçek olabileceğinden pek şüphe etmiyorsunuz, çünkü her yönüyle ele alınmış Uzun Dünya meselesi. Uzun Dünya'da medenileşme hareketi başlatan bir grubu konu alan, Discovery Channel'da yayınlanacak belgeselden söz ediliyor, bunu bile düşünmüş yazarlar yahu! Dünyamızdaki mitlerin çıkış noktalarının Uzun Dünya'yla alakaları vs. cabası. Altıncısı, kapak tasarımı çok güzel! Kapağa bakarak kitap alan bir insan değilim, ancak kapağın hoşluğunu da inkar etmiyorum :D

   Kitabı eleştirebileceğim bir husus ise, bazen karakterlerin kişiliklerine uymayan davranışlarda bulunması. Lobsang'in insan olduğunu söylemesine rağmen, bazen insani bir şekilde düşünmemesi; Joshua'nın çok dikkatli bir insan olmasına rağmen, bazen akıl almayacak saçmalıklar yapması örneğin.

   Kitapta diğer dünyalardaki canlıların yapıları hep evrimle açıklanmış-aslına bakarsanız kitap, evrimi ispatlamak için yazılmış bile diyebilirim. Evrim yerine, adaptasyonla anlatılabilirdi bazı canlı türleri, ama geri kalan oldukça tuhaf canlıları evrimsiz betimleyemezlerdi. Bu da bir gözlemim. Bu arada, ey kitabı okuyanlar, sizin de aklınıza Spore oyunu gelmedi mi? :D (ki, sadece yaratıklar yüzünden değil, uzay moduna geçince oldukça ilginç gezegenler buluyorsunuz hani, üstünde hiç canlı yaşamayanlar vs., bunlar da Joker dünyaları andırmıyor mu?) Bu arada, dikkat SPOILER! Kitabın sonunda Birinci Tekil Şahıs ile karşılaşıyorlar, malumunuz. Birinci Tekil Şahıs, tek bilinç, her şeyin başı... Bir şeyleri anımsatmıyor mu size de? SPOILER BİTTİ.

   2012 yılında Goodreads Choice Awards ödülünü kazanmış bu kitap bilim kurgu türünde. Elenenlerin arasında Silo olmasaydı, Uzun Dünya ödülü kesinlikle hak etmiş derdim, ama Silo da olduğu için, terazinin iki kefesi aynı ağırlıkta benim için. Her neyse. Umarım Uzun Dünya'nın devam kitapları yakın zamanda dilimize kazandırılır.

Puan: 5

5 yorum:

  1. Yalnız sen bunu okuyalı da baya olmuş hani :D
    Kapağını çok sevdim, ucundan kıyısından bana Ara Dünya yı hatırlattı ki, benim en sevdiğim Neil Gaiman kitaplarından biridir.
    Ama Ara dan farklı olarak, daha büyük çaplı olaylar işliyor gibi..
    Karakterlerin kişilikleriyle tezat olan davranışlarına gelirsem, o kadar çarpık karakter okudum ki artık yani onlara diyecek söz yok :D
    Devam kitapları da mı varmış hımm.. Hele bi önce bunu okuyayım da, Allah kerim devamı için :D Gerçi bi sene de olmuş yazına, çevrilen var mı..?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar olmamış yahuu :D

      Devam kitapları henüz çevrilmedi. Kaç kez İthaki'ye sorduysam da cevap alamadım. Çevrilmeyecek sanırım. Ama kitabın sonunda çok büyük bir eksiklik hissetmemiştim ben, devam kitabı olacağını düşünmemiştim bile :D

      Sil
    2. Baktım da bence yeni baskı filan da yapmıyorlar, bikaç siteye göz attım alışveriş yaptığım, tükenmiş :(
      Ama kitabı merak etsem de sorun değil, elimde okumadığım (hatta nerdeyse unutup gittiğim) bi Neil G. kitabı vardı o da Terry P. ile ortakmış meğersem :D
      Öne çekeceğim onu işte :D

      Sil
    3. Ooo, Kıyamet Gösterisi mi yoksa? Onu da okuyunca görüşlerini yazarsın, olur mu? Okumayı pek istiyordum onu :D

      Bu arada, rica etsem entelkitap@gmail.com'a mesaj atar mısın?

      Sil
    4. Eveeett aynen o :D tamamdır :)

      Sil