3 Ağustos 2013 Cumartesi

Tazecik Kitap Yorumu: Küçük Prens - Antoine de Saint-Exupéry


   Yazarımız bir gün uçağıyla yolculuk ederken, uçağı bozulur ve Sahra Çölü'ne düşer. Yazar uyur, uyanır ve karşısında bir çocuk bulur, Küçük Prens'i. Uçağını tamir ettiği süre boyunca Küçük Prens'le konuşur, onun anılarını dinler ve başka bir gezegenden geldiğini öğrenir.

   Kitabın konusu hakkında pek bir şey yazmadım, biliyorum, ancak yazmamın da bir önemi yok gerçi. Kitaptaki olaylar sembolik şeyler, hepsi bir başka soruna dem vuruyor. İnsanların sahip olma hırsına, hükmetme hırsına vs. göndermeler yapılıyor.

   Kitabın içinde olaylarla ilgili olarak yazarın kendi suluboya resimleri de var ve çok sevimliler.

   Kitapta Türklerden de bahsediliyor. Alıntı yapıyorum:

   ''Küçük Prens'in geldiği gezegenin asteroid B612 olduğunu düşünmek için ciddi nedenlerim var. Bu asteroid yalnızca bir kere, o da 1909'da, bir Türk gökbilimcisinin teleskopuna yakalanmıştı.

   
   Bunun üzerine, gökbilimci buluşunu heyecanla bir uluslararası gökbilim kongresinde sunmuş; ama giysileri yüzünden kimse ona inanmamıştı. Büyükler böyledir işte.


   Ama, asteroid B612'nin şansına; dediği dedik bir Türk lider, karşı çıkanları ölüm cezasıyla tehdit ederek, halkının Avrupalılar gibi giyinmesini şart koştu. 1920'de, aynı gökbilimci, aynı bildiriyi, bu kez çok şık giysiler içinde sundu. E, tabii, o zaman cümle alem gökbilimcinin görüşünü kabul etti.''


   Bu nedir? 1909 yılında, fesin yanında kırmızı bir burun da mı takıyorlardı? O alıntı yaptığım paragraflar, kitapla o kadar alakasız ki. İnsan azıcık dikkat ederse, o kısmın araya sokuşturulmuş gibi durduğunu düşünüyor ister istemeden. Ayrıca, ikinci paragraftaki Atatürk tanımı nedeniyle, bu kitap uzun yıllar sansürlü basılmış. 2005 yılında da ilköğretim öğrencileri için önerilen 100 Temel Eser arasından çıkarılmış.

   Kitap genel olarak güzeldi, gerek verdiği mesajlar, gerek çizimleri olsun. Ama o paragraflar da bence görmezden gelinecek gibi değil.

Puan: 4

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder