11 Ağustos 2013 Pazar

Tazecik Kitap Yorumu: Saçtaki Tuz - Avi


   Ve bir gemi, kendi başına bir ülkedir.
   Kaptan ise hem yargıç hem jüri hem de cellat...
   Adalet rüzgarı nereden eser?

   Charlotte Doyle: On üç yaşında bir genç kız...
   Balık Kartalı'nın tek yolcusu...

   ''...şu güzelim saçınızda biraz tuz kalmasından başka zarar görmeyeceksiniz'' der Kaptan Jaggery, Charlotte Doyle'a.

   Ama bir gemi hangi rüzgarı bulursa ona yelken açar.
   Ve okyanusun ortasında bazen hiç esinti olmaz,
   bazen de fırtına kopar.

   Arka kapak yazısı aslında kitabı mükemmel bir şekilde özetliyor, kim yazdıysa helal olsun. Normalde kitapların isimlerinin çeviri yapılırken değiştirilmesine çok sinir olurum, ama söylemem gerek ki, ''Saçtaki Tuz'' ismi kimin aklına geldiyse, ona da helal olsun. Kitabın orijinal ismi ise ''The True Confessions of Charlotte Doyle''(Charlotte Doyle'un Gerçek İtirafları). Çevirmen Bülent Doğan'ı her türlü kutlayayım da ben...

   Charlotte'un babası bir tekstil firmasının İngiltere temsilcisiymiş. O yüzden Charlotte altı yaşındayken İngiltere'ye yerleşmişler. Charlotte on üç yaşındayken de babası terfi etmiş ve vatanına, Amerika'ya geri dönmesine izin verilmiş. Charlotte hariç tüm aile geri dönmüş, Charlotte'unsa geri dönmek için okulunun bitmesi gerek. Babası ona yolculuğu için kendi firmasının gemilerinden birini ayarlamış. Charlotte, babasının elemanlarından biri ile bineceği gemi olan Balık Kartalı'na giderken, eşyalarını taşıyacak bir hamal arıyorlar. Ne var ki, geminin adını duyan hamallar hemen kaçıyor. Gariplikler bitmiyor, mürettebat da uyarıyor Charlotte gemiye binmesin diye. Ama kızın başka seçeneği yok ve babasının verdiği karara da güveniyor. Biniyor gemiye.

   Charlotte'a yakın davranan, geminin aşçısı Zachariah'ın söylediğine göre, kaptan acımasızın tekiymiş. Bir önceki seferde tayfadan birini öyle kötü dövmüş ki, adamın kolunun kesilmesine sebep olmuş. Şimdi eski tayfa, yine kaptanla aynı gemide. Ama bu sefer hizmetten başka bir amaçları var: İsyan.

   Kitap 1832 yılında geçiyor. O zamanlarda insanlar sosyal statüye çok önem veriyorlarmış. Charlotte da bayağı iyi bir örnek teşkil ediyor bu duruma. Bazen yaptıkları beni çileden çıkarttı, ama sonuçta bütün hayatı boyunca belli başlı kurallara uyan birisinin, bir anda değişmesini bekleyemezsiniz, değil mi?

   Kitapta bol bol gemici terimleri de var. Kitabı bitirdiğinizde bayağı aşina olacaksınız bunlara, hatta bir gemiye binseniz ''şu kontra babafingo yelkeni, şu alt-ana pik yelkeni, şu cıvadra'' falan diye de saydırabilirsiniz rahatlıkla :D Kitabın başlarında biraz karıştırabilirsiniz şu isim ne anlama geliyordu, şu çan saat kaça denk diye, ama kitabın son kısmında ekler var, bunlar da anlamanızı bayağı kolaylaştıracak.

   Uzun zamandır böyle bir kitap okumamıştım. Böyle derken, denizde geçen bir macera. Son okuduğum sekiz sene falan önceydi herhalde. Dünya klasiklerinden biriydi sanırım, adını hatırlayamıyorum bile.

   Çok sevdim ben bu kitabı, kurgu olsun, karakterler olsun. Filminin çekileceğini de okudum bir yerde. Zachariah'ı Morgan Freeman canlandıracakmış, harika olur. Filmi beklemekteyim.

Puan: 5

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder