13 Ağustos 2015 Perşembe

Tazecik Kitap Yorumu: Hayaletin Cadıları - Joseph Delaney


   Wardstone Günlükleri'nin yorumlarına ulaşmak için buraya buyrun (yazı içinde de kitapların yorumlarını verdim).

   Hayaletin Cadıları, Wardstone Günlükleri'nin devamı değil, bir yan kitap. Ama bu yan kitabı okumadan önce Wardstone Günlükleri'nin en azından altı kitabını okumanızı öneririm, çünkü bu kitapta, altıncı kitabın sonuyla ilgili bir spoiler verilmiş. Niye durduk yere spoiler yiyesiniz ki, değil mi ama?

   Kitapta beş hikâye bulunuyor. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere, cadılarla ilgili hikâyeler bunlar. Hikâyelerdeki karakterlerin çoğunu önceden tanıyoruz (eğer bu kitabı okumadan önce seriyi okuduysanız tabii).

   İlk hikâye, ''Meg Skelton''. Hikâyenin anlatıcısı Hayalet Gregory (yaşasın!). Bu hikâyede Gregory'nin Meg ile nasıl tanıştığını ve olayların nasıl gelişip, en sonunda Meg ile Marcia'nın kendilerini Hayalet'in Anglezarke'taki evin zindanında bulduğunu okuyoruz. Meg ile Marcia'yı, Hayaletin Sırrı'ndan tanıyoruz. Hatta Tom, bu Meg Skelton'ın öyküsünü Gregory'nin günlüğünden okuyordu, hatırlarsanız. Hayaletin Sırrı'nı okurken, Hayalet'in aşık yönünü görmek beni çok etkilemişti, bu sebeple Meg Skelton hikâyesini okurken duygulanmamak elimde değildi. Öykünün sonu, Hayalet gibi benim de çok kalbimi kırdı... Meg, bunu nasıl yaparsın? Gregory ki, seni ruhundan çok sevdiğini söyleyip, seni cadı olmana rağmen çukura kapamazken... Ancak yine de, Hayalet'in bundan ders çıkararak ''sakın sivri burunlu ayakkabı giyen kızlara güvenmeyin'' demesi tuhaf geldi bana, her sivri burunlu ayakkabı giyen kötü değil ki, çarpık bir sonuç olmuş bu bence. Bu arada, öykünün başında, insanatın kapıyı açması çok komikti. Hayalet kapıyı tıklatıyor, o kadar insan öldüren insanat, usul usul yürüyor, geliyor kapıyı açıyor, sonra yine canavara bağlıyor :D

   İkinci hikâye, ''Pis Dora''. Deane klanından, karanlığa hizmet eden bir cadı bu Dora. Gençlik yıllarını ve ölümünü anlatıyor. Cadıların zevk aldığı şeyleri okumak çok ilginçti :D Bu öyküde Sorgulayıcı'yı da görüyoruz, ki Sorgulayıcı denen pis heriflerin ne iş yaptığını Hayaletin Laneti'nde okumuştuk. Öykünün başlarını sevsem de, devamını pek beğenmedim maalesef. Biraz yanlış yönlendirme yapılmış gibi geldi bana.

   Üçüncü hikâye, ''Grimalkin'in Hikâyesi''. Bu öyküde Grimalkin'in, nasıl (ve neden) Malkin klanının katil cadısı haline geldiğini okuyoruz. Fena bir öykü değildi. Ancak bu öyküyle ilgili yorumlara bakınca, ''Benim Adım Grimalkin'' kitabında bunların zaten yazılı olduğunu vs. gördüm. Kitabı henüz okumadım, bilemem. Okuyunca bir not bırakırım buraya. Bu arada, kapaktaki Grimalkin. Edit: Benim Adım Grimalkin'i okudum ve sonuna kadar katılıyorum :D

   Dördüncü hikâye, ''Alice ve Beyin Oburu''. Kemikli Lizzie'nin Alice'i nasıl teyzesi Agnes'tan aldığını ve eğitmeye başladığını okuyoruz bu öyküde. Kemikli Lizzie iğrenç bir cadı, Alice'in hayatına zerre gram değer vermiyor. Lizzie'nin beyin oburu türünden bir yardımcı cini var. Alice'in hayatı için bu pis yaratıkla mücadele etmesi gerekiyor (ve Lizzie onlara hiç müdahale etmiyor, hayret bir şey). Öyküyü beğendim, Alice'in cesaretine hayranım.

   Beşinci ve de son hikâye, ''Öcü Cadısı''. Hikâyenin anlatıcısı Tom. Öyküsüne başlarken, yine Hayaletin Savaşı'ndaki yanlış yönlendirmeyi kullanıyor (küçük bir spoiler: düşman arayı kapatıyordu, beni yakaladı, zırt vırt, en azından düşmanım Alice'ti/Hayalet'ti). Bu öyküde Arkwright'ın yanında geçici süreliğine çıraklık ettiği zamana dönüyoruz (çok sevindim, çünkü Hayaletin Hatası'na bayılmıştım). Bu öyküde bir solukanla ve bir öcü cadısıyla karşılaşıyoruz. Öcü cadısı sayesinde azıcık da olsa, Kelt cadıları ve büyücüleri (yani karanlığın hizmetkarları) hakkında bilgi sahibi oluyoruz. Öyküyü beğendim. Bir noktada Arkwright'ın bir davranışına şok oldum da neyse, dengesiz. Seviyorum ama adamı. Bu öykünün sonunda, yazının başında dediğim gibi, Hayaletin Kurbanı'nın sonundan bir spoiler var. Uyarmadı demeyin.

   Özetle, kitabı beğendim. Ancak birkaç ufak eleştirim de var. İlki, nedense hikâyeleri okurken, Alice'inki hariç, diğer hepsini Tom anlatıyormuş gibi hissettim. Farklı anlatıcılarda, anlatım tarzının da farklı olmasını bekliyordum-belki öyleydi de, ben hissedemedim bunu-. İkincisi de, kiminin yazardan, kimininse çevirmenden kaynaklandığını düşündüğüm hatalar. Wardstone Günlükleri'nde de ara sıra bu tip hatalara rastlıyordum, ama nadiren olduğu için pek önemsemiyordum. Ama bu kitapta biraz dozu kaçmış gibi geldi bana. Not aldığım yedi-sekiz tane var bu hatalardan. Kitabın İngilizcesini bulabilseydim, elimdeki kitapla karşılaştırıp, hangi sorunların çevirmenden, hangilerinin yazardan kaynaklandığını net olarak söyleyebilirdim.

   Küçük (bir cümlelik) hataları pas geçelim (bunlar büyük ihtimalle çeviri hatasıydı). Üç tane hata çok gözüme battı, onlardan bahsedeceğim(ilk ikisi yazardan kaynaklanıyor-ikinciden emin değilim gerçi). Grimalkin, geleceğine bakması için bir kahine gidiyordu. Kahin de, Grimalkin'in hayatta kalabilmesinin tek yolunun çok güçlü olması, hatta şuanki Malkin katil cadısını yenmesi gerektiğini söylüyordu. Grimalkin onu yeneceğini söylediğinde de, kahin onla alay ediyordu. Ama eğer Grimalkin'in aklına bu fikri sokmuşsa, geleceğini de etkilemiş demektir. O halde küreye tekrar bakıp, Grimalkin'in yeni katil cadı olacağını fark etmesi gerekmez miydi? İkincisi ise, Gregory'nin, Marcia'yı bağlarken kullandığı zincirin ustasından kaldığını, aynı zamanda bunun, kulede Meg'i bağlamak için kullandığı zincir olduğunu söylemesi. Yahu, onlar aynı zincir değil ki. Kendin söyledin ya öykünün başında, yanıma zincir almadım, Meg'i onu kurtardığım zincirle bağladım diye. Neyse. Üçüncüsü de, son hikâyede Arkwright'ın Tom'a hitabının sürekli değişmesi. Hayaletin Hatası'nda sadece ''Üstat Ward'' diyordu. Bunda ise, art arda cümlelerde bile hitap değişiyor, sadece hikâyenin sonlarına doğru süreklilik sağlanmış. Arkwright Tom'a, Usta Ward diyor, Ward Usta diyor, Üstat Ward diyor...

   Bu hatalardan rahatsız olmayabilirdim aslında, ama oldum. Neden diye soracak olursanız, Joseph Delaney ve Kerem Işık'a güvenimin tam olmasından. Daha iyisini yaptılar sonuçta, standartları yüksek insanlar. Bu sebeple hataları görünce canım sıkılıyor. Ama yine de şunu belirteyim, bu hatalar sebebiyle puan kırmadım, hikâyelerin olay örgülerine bakarak puanladım kitabı.

   Son olarak, kitabın kapağını beğendim. Yabancı ülkelerin bazılarında, yan kitapların kapaklarını da Wardstone Günlükleri'nin kapakları gibi yapmışlar. Tudem'in bu illüstre kapağı kullanması bence çok daha iyi, çünkü bu sayede yan kitap olduğunu belli ediyor. Bu arada, kitabın sonunda da Hayaletin Yaratıkları kitabının tanıtımı var, kitap çıkmadı henüz. Heyecanla bekliyorum ^_^

Puan: 4

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder