6 Şubat 2016 Cumartesi

Tazecik Kitap Yorumu: Hayaletin Kabusu - Joseph Delaney


   Serinin birinci kitabı olan Hayaletin Çırağı'nın yorumu burada.

   Serinin ikinci kitabı olan Hayaletin Laneti'nin yorumu burada.

   Serinin üçüncü kitabı olan Hayaletin Sırrı'nın yorumu burada.

   Serinin dördüncü kitabı olan Hayaletin Savaşı'nın yorumu burada.

   Serinin beşinci kitabı olan Hayaletin Hatası'nın yorumu burada.

   Serinin altıncı kitabı olan Hayaletin Kurbanı'nın yorumu burada.

   Hayalet, Alice ve Tom, Chipenden'daki eve geri dönmektedirler. Ancak yol boyunca görürler ki köyler, düşman askerleri tarafından yakılıp yıkılmıştır. Kendilerinin güvende olup olmayacaklarını düşünürken, en kötüsünün çoktan gerçekleşmiş olduğunu görürler: Chipenden da saldırıya uğramıştır, Hayalet'in evi de ateşe verilmiştir. Ve evet, onlarca belki de yüzlerce yıllık el yazmalarıyla dolu olan kütüphanesi de külden ibarettir artık. Hayalet'in hüznünü iliklerimde yaşadım resmen.

   Kitap boyunca gerçekleşen tek kötü olay bu da değil elbette. Hayalet evinin yakılmasından beri sürekli bir depresyon halinde sayılır zaten, yetmezmiş gibi Karanlık'ın Eyalet'i ele geçirdiği korkunç kabuslar görmektedir. Bir noktada Hayalet'in dayanamayıp kalp krizi geçirmesini bile bekledim diyebilirim. Kitap boyunca Hayalet'e verilen haberlere bakacak olursanız ne demek istediğimi anlarsınız:

   ''Eviniz ve kütüphaneniz yakıldı Bay Gregory.''

   ''Kemikli Lizzie onu hapsetmiş olduğunuz çukurdan kaçmış Bay Gregory.''

   ''Caster bile düşman askerlerin elinde olduğundan Arkwright'ın evine de sığınamayız Bay Gregory.''

   ''Siz savaştan kaçıp adamıza geldiniz ama biz yabancıları sevmeyiz, bu sebeple sizi öldüreceğiz Bay Gregory.''

   ''Bizi iki dakikalığına bir işe gönderdiniz ama muhafızlar tarafından yakalanıp hapse atıldık, gün doğarken de içine çivi döşenmiş bir fıçı içinde bizi tepeden aşağı yuvarladılar Bay Gregory.''

   ''Aydınlık uğruna savaşabilmek için Karanlık'la ilgili sizin hiç onaylamadığınız yöntemler kullanıyoruz Bay Gregory.''

   E, Bay Gregory ölsün o zaman. Biriniz de olumlu haber verin! Eh, kitabın sonu olumlu bir haber barındırıyor denebilir, ama yazdıklarımın yanı sıra yazmadığım da birçok talihsizlik var, bu sebeple küçük kalıyor diğerlerinin yanında o haber.

   Yukarıda yazmış olduğum kısımdan az buçuk anlamışsınızdır kitap boyunca neler olduğunu. Ama yine de kısaca yazayım. Chipenden'daki ev yakılmış olduğu için Caster'a, Arkwright'ın değirmenine kalmaya giderler. Ancak etraf düşman askeri ve mülteci kaynamaktadır. Bu sebeple grubumuz bir tekneyle Mona Adası'na giderler. Adada hoş karşılanmazlar, çünkü ada halkı mültecileri sevmemektedir, biraz da zalim tiplerdir. Adaya çok fazla sayıda mülteci gelmesi ve birkaç cinayet işlenmesi sebebiyle cadı avı başlatırlar, bizim grubun da başı belaya girer.

   Bu kitapta buggane denen bir yaratıkla karşılaşıyoruz. Ayrıca bir insanatla da içli dışlı oluyoruz, ki buna şaşırdım, ama pek sevdim kendisini. Kuş cadısı denen bir cadı türü olduğunu öğreniyoruz. Bir de, bir şamanı tanıyoruz, aman eksik olsun. Bu kitapta epey farklı türleri tanıma imkanı buluyoruz anlayacağınız, normalde serinin diğer kitaplarında sadece bir tür üzerine yoğunlaşılırdı -eğitim süreçleri hariç-. Bu bakımdan biraz farklı bir kitap olduğu söylenebilir.

   Kitabın aksiyon seviyesi iyiydi. Olaylar sürükleyiciydi de. Sadece Bay Gregory'nin bu denli üzülmesi hoşuma gitmedi. Bu adam ne etti size, he? Kütüphanesini yakmak nedir, terbiyesizler? Ev yıkıldığı için artık öcünün oraya bağlı kalması şartı kalktığı ve öcü gittiği için de çok üzgünüm. Severdim kendisini, Chipenden'ı sevimli kılan şeylerden biriydi. Chipenden'daki evi de epey severdim, sanki kurgu ev değilmişçesine. Öf, her türlü üzüldüm yahu. En azından daha fazla kayıp verebilecekleri bir şey kalmadı. İleride üzülmeyiz. (Şimdi Joseph Delaney bunları okusa kıs kıs gülerdi herhalde. ''Daha fazla kayıp verebilecekleri bir şey kalmadı mı? Peki ya karakterleri öldürürsem?'' Böyle bir şeyi kesinlikle istemem ama yapacağından da eminim.) Neyse, o kadar ilerisini düşünmeyelim, bu kadar hüzün yeter.

Puan: 4

6 yorum:

  1. 'E, Bay Gregory ölsün o zaman.' Bitirdin beni :D Tam nedenini bilemiyorum ama seride en sevmediğim kitaplardan biriydi bu. Sanırım o ara çok mu beklentim yüksekti bilmiyorum.. Bakalım, 8 için yorumun ne olcak ^^ Bakıyorum da kitaplığa 4,5,6,9,11 en sevdiklerim heralde. Bu arada Tudem devam serisinin ilk kitabını kasıma erteledi :'( ve basmayı düşünmedikleri son ward ara kitabını basmaya karar vermişler, sanırım o da yıl sonu filan gibi gelecek :/ Ah sevinsem mi üzülsem mi bilemedim hengamede.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben 6.yı sevemedim. Gerçi daha serinin yarısında sayılırım ama en sevdiğim kitaplar 1-2-3-5. Fantastik kitaplarda savaşlardan ziyade eğitim süreçlerini ve savaşlardan bağımsız olayları seviyorum çünkü :)

      Sen yazmasan o serinin varlığı aklıma bile gelmeyecek, sağolasın :) Bir bakayım o kitaplara şimdi.

      Sil
    2. 4.kitapta kaçışın heyecanını çok iyiydi bence, Şeytan olaylarının baş gösterme şekli iyiydi, aslında bakınca 5. ardına çok sakin kaçmış gibi. Neyse uzun yıllar oldu fazla ayrıntıya inemeyeceğim :D Evet sevmediğini biliyorum 6yı pek, yorumunu okuduğumda 'tüh,hadi be' diye geçirmiştim içimden :D
      Ya zaten seri blog dünyasında hiç popüler değil, millet çok manyak bi seriyi kaçırıyor haberleri yok, sadece sende görüyorum heralde...
      Starblade günlükleri, bak bakalım ^^ Tomun kız çırağı oluyormuş :D dikkat et spo yeme başka :D gerçi bu spo sayılmaz, olacağı belli bişey xD :D

      Sil
    3. Pek duyulmuş bir seri olmadığı konusunda haklısın. Ancak geçen günlerde Kayıp Rıhtım'da Wardstone Günlükleri Projesi yayınlandı, bu sayede daha çok kişiye ulaşabilir bu seri, iyi oldu.

      Ben beşinci kitaba kadar hep Tom'un serinin sonunda ölecek hayalet olduğunu düşünmüştüm... O zamana kadar pek de aşikar değildi :D

      Sil
  2. Evet gördüm, Kayıp Rıhtım ile daha çok kişiye ulaşacaktır eminim, herkes çocuk kitabı diye bi' mesafeli ama böyle düşünen birileri de okuyorsa bu yorumu baya bi' yanılgıdalar :D
    Tom'u öldüreceğini hiç düşünmemiştim ben, aslına bakarsan bi' 'son' bile düşünmüyordum, sanki sürekli sürekli devam edecek de ben de okuyacağım falan gibi :D Tabi her güzel şeyin bi' sonu var ayrı orası ama Wardstone da ayrı şimdi ^^ :D Neyse diğer kitapların yorumlarını da bekliyorum ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsan cidden bir son olabileceğini düşünemiyor, o son kitabı okuyup bitirince de kabullenemiyor serinin bittiğini...

      Şu an bir iki başka kitapla beraber Hayaletin Kaderi'ni okuyorum, ne zamana biterse artık :)

      Sil