2 Nisan 2020 Perşembe

Entel Dantel: The Maker

   Ne zaman bir yazı yayınlayacak olsam doğru zaman gibi gelmiyordu, ama doğru zaman nedir ki, değil mi? En azından artık taslaktakileri yayınlayayım diyorum. Bu ay yazı açısından bereketli bir ay olacak diye umuyorum.

   Aşağıya sevdiğim bir kısa filmi bırakacağım. Verdiği mesaj sebebiyle "doğru zaman" (haha) olduğunu düşünüyorum bunu paylaşmak için. Sağlıcakla kalın.


23 Şubat 2020 Pazar

Tazecik Kitap Yorumu: Antilop ve Flurya - Margaret Atwood


   Sanırım Atwood kadar kitaplarının konularını beğenip üslubundan hoşlanmadığım bir yazar yok.

   Antilop ve Flurya bildiğimiz insanlığın yok olup, yerini Flurya'nın Çocukları adında elle oyulmuşçasına (istemsiz kelime oyunu) güzel, doğayla oldukça uyumlu bir şekilde yaşayıp giden yeni bir insan ırkının aldığı bir gelecekte geçiyor. Eski dünya insanlarından tek hayatta kalan Kar Adamı'nın, genetiği değiştirilmiş çeşit çeşit varlığın sokaklarda fink attığı bu kıyamet sonrası dünyasındaki yolculuğunu okuyor, bir taraftan da geçmişe dönüyor ve işlerin bu hale nasıl geldiğini görüyoruz.

   Kar Adamı'nın kıyamet öncesi dünyasında kapitalizmin, genetik (ve kimya) mühendisliğinin ve yozlaşmışlığın sinmediği tek bir yer bile kalmamış. İnsanların yediklerinden içtiklerine, kullandıkları malzemelerden izledikleri programlara kadar işlemiş etik açıdan tartışmalı meseleler. Yediğiniz tavuğun normal tavuk olmaktan çıkıp yalnızca et verebilecek bir yarı canlıya dönüştüğünü düşünün, yahut intiharların televizyon şovuna dönüştüğünü.

    Bu geçmiş tasvirinde bize geleceğe dair birçok yenilik (genetiği değiştirilerek üretilmiş hayvanlar, çeşitli bilgisayar oyunları, televizyon programları ve çok daha fazlası) sunuyor Atwood. Bunların sayısı o kadar çok ki önce gelecekte olması muhtemel şeyler listesi hazırlayıp kurguyu üstüne yazdığını düşünmeden edemedim. Öte yandan, okumaktan en keyif aldığım kısımlar da bunlardı. Hemen hepsinin adında bulunan kelime oyunların güzeldi, ancak çok büyük çoğunluğu çevrilmeden bırakılmıştı. Bunlar çevril(e)mese bile dipnot konulabilirdi.

   Kitabın çözüm kısmına varışın çok zahmetli olduğunu söyleyebilirim. "Dünya nasıl bu hale geldi?" diye soruyorsunuz ve cevabını almanız dört yüz sayfa sürüyor. Bir noktada zaten neyin neden olduğu bariz hale geliyor. Bu da açıklamak için sona bırakılan şeyin tüm cazibesini yitirmesine sebep oluyor. Kitabın adı neden Antilop ve Flurya diye de çok düşünmüştüm, veya neden Kar Adamı'nın adı Kar Adamı. Daha ziyade ilgi çekmek için olduğunu düşünsem de mitlere gönderme olarak görülebilir.

   Kitabın sonuna dair de bir şeyler yazmak istiyorum, haliyle tat kaçırabilir, kitabı okumadıysanız bu paragrafı geçmenizi tavsiye ederim. SPOILER! Flurya'nın tanrı rolüne soyunuşu, özellikle yeşil gözlerini düşündüğümüzde çocuklarını "kendi suretinden" yaratmış oluşu, Jimmy'ye peygamber rolü yükleyişi ve Flurya'nın Çocukları ile Jimmy'nin etkileşiminin birçok din ile efsanenin doğuş sürecine işaret edişi dikkate değer. CennetZarı'ndan çıkışları, insanlığın cennetten ayrılışı olarak görülebilir. Flurya'nın Çocukları'nın Flurya'nın cesedi üzerinden geçtiği sahne için tanrı öldü, yahut Flurya Prometheus'tu denebilir (bu noktada aklımdan Ridley Scott'ın Prometheus filminin ilk sahneleri geçiyor, ancak o da Yunan mitolojisine işaret ediyordu zaten). Hatta Flurya'ya Thanos da diyebilirsiniz, çok da uyar :P . Jimmy'nin başta tek ve bir bakıma da ilk oluşu (diğer herkesten önce varolması) sebebiyle Hz. Adem'in bir yansıması olduğu söylenebilecek olsa da Flurya'nın Çocukları'nı Küre'ye götürüşüyle Hz. Musa'yı daha çok anımsatıyor. Kar Adamı'nın yolculuk dönüşünde onları bir putla konuşurken buluşu, altın boğa meseline de oldukça benziyor. SPOILER BİTTİ.

   Yine tat kaçırması muhtemel bir şeye değineceğim. SPOILER! Flurya'nın ekibini Extinctathon meraklılarından toplaması zekiceydi. Ben Flurya olsam ve şuan ekip toplayacak olsam Plague Inc. oyuncularını toplarım (yeni bir manyak mı yetişiyordu?). SPOILER BİTTİ.

   Kitabın bir kısmında Yeni New York ifadesi geçiyordu. Aklıma Futurama'daki New New York geldi, aslında kimi başka enteresanlıkları da anımsatmıyor değil.

   Kitabın kapağı Bosch'un The Garden of Early Delights tablosundan bir parça. Kimin aklına geldiyse büyük saygı duyuyorum. 

    Kıyamet sonrası kurguları çok severim, ancak yine de bu okurken sıkılmama engel olmadı. İki tane de devam kitabı mevcut. Okumaya çalışacağım, olur da bitirirsem yorumunu da buraya link olarak bırakırım.
 
Puan: 2,5


22 Şubat 2020 Cumartesi

Sıradakinden Alıntı

   "Ölümsüzlük" dedi Flurya, "bir kavramdır. 'Ölümlülüğü' ölüm olarak değil de öleceğini bilerek ve bundan korkarak yaşamak diye tanımlarsan, 'ölümsüzlük' bu korkunun yokluğudur. Bebekler ölümsüzdür."

18 Ocak 2020 Cumartesi

Kısa Kesmek İcap Ederse: The Book of Onions, Emotions Explained with Buff Dudes, War and Peas, Pilu of the Woods

   Netgalley'den aldığım kitaplara asırlardır yorum yazmamışım (2018'de aldığım bile varmış, yuh). Siteyi açmışken bir kitap daha aldım utanmadan. Şimdi hepsini birlikte yazayım, bir daha da almasam iyi olacak.


The Book of Onions - Jake Thompson: Kara mizah içeren karikatür derlemesi. Genelde biraz depresif ve alaycı. Kimi zaman absürt kimi zaman da gerçekçi.
   Bazı karikatürlerde kahkaha attım, onlardan birkaçını yorum sonunda paylaşacağım sizlerle. Okumaktan keyif aldığım bir derleme oldu.
   Çizerin internet sayfasına buradan, Instagram hesabına buradan ulaşabilirsiniz. Puan: 4






Emotions Explained with Buff Dudes - Andrew Tsyaston: Kitap, bir Owlturd karikatür derlemesi. Anlatıcımız Shen, hayatın içinden kimi olaylara eğlenceli bir dille değiniyor. Kaslı üzüntü, öfke ve hayat, Shen'i yerden yere çarpıp duruyor...
   Bir ara çılgınlar gibi Owlturd'ü takip ederdim, hey gidi. Yıllar sonra dönüp bu derlemeyi okumak beni geri götürdü.
   Çizerin Instagram hesabına buradan ulaşabilirsiniz. Yine sona sevdiklerimden iliştireyim. Puan: 4,5





War and Peas - Jonathan Kunz & Elizabeth Pich: War and Peas'ın karikatürlerine önceden internette denk geliyordum, fena değildi. Şimdi Netgalley'e girince görüp alayım dediğim kitap da buydu.
   Bir karikatür derlemesi yine, ancak kimi karakterler tekrar tekrar boy gösteriyor bu sefer, misal Azrail (ki kendisini fena halde Pratchett'ın ÖLÜM karakterine benzettim), cadı, robot...
   Çizerlerin sayfasına buradan, Instagram hesaplarına da buradan ulaşabilirsiniz.
   Okurken pek etkilendiğimi söyleyemem maalesef. Aşağıya en sevdiğimi iliştiriyorum, kalbinizin kırılmasına hazır olun. (Spoiler / Sürprizbozan: Laika...) Puan: 3




Pilu of the Woods - Mai K. Nguyen: Willow okulda kötü geçen bir günün ardından ablasıyla kavga eder ve çok sevdiği ormana koşar. Ormanda Pilu adında bir ağaç perisiyle karşılaşır. O da evden kaçmış ancak yolunu kaybetmiştir. Willow onu evine geri götürebileceğini söyler. Yolda onların hikâyelerini öğrenir ve birbirlerinin öyküleri üzerinden kendi yaşadıklarıyla yüzleşmelerine tanık oluruz.
   Çizimleri oldukça sevimli, renklendirmesi de epey güzel bir çizgi roman bu. Kitabın kurgusu hoş, ancak küçük canavarlar fikri güzel olmasına rağmen neden asıl olaydan önce de bu denli etkili olduklarına değinilse iyi olurdu. Yüzleşme kısmı da sanki daha iyi işlenebilirdi. Yine de kitabı sevdim, çizerin yeni eserlerini merakla bekliyorum. Puan: 4,5


26 Kasım 2019 Salı

Entelkitap'ın Günlüğü, Yedi Yılını Sağ Salim Atlatmış Durumda!

    Uzun bir aradan sonra merhaba! Bir süredir yoğunluktan yeni yazı yayınlayamıyorum. Taslaklarda ona yakın yazı duruyor, ancak son okumasını, düzenlemesini bir türlü yapmaya fırsat bulamadığımdan onları yayınlayamadım. Blog böyle boş dururken de açılışının yedinci yılı gelmiş de çatmış. Bir de utanmadan hala "sağ salim atlattı" diyorum yeni yaşını, cık cık cık...

   Yine yıllık yazı sayılarını verelim:

İlk yıl: 162
İkinci yıl: 164
Üçüncü yıl: 108
Dördüncü yıl: 45
Beşinci yıl: 23
Altıncı yıl: 32
Yedinci (bu) yıl: 24

   Geçen yıldan daha çok yazma amacım vardı, olmadı. Umuyorum ki şu taslakları kısa sürede elden geçiririm. Aklımda onlara ek olarak birkaç yazı daha mevcut.

   Azıcık çıtlatayım neler var: Taslakta bekleyenlerden biri George Saunders'tan İçSavaş Diyarı Feci Düşüşte, bir tanesi The Walking Dead (Yürüyen Ölüler) çizgi roman serisi genel yorumu. Yeni yazmayı düşündüklerimden biri El Camino (pas geçer miyim sandınız, hehe) (çıktığı gün yazacaktım aslında, ancak izlemeye anca vaktim yetti, pıf), başka bir tanesi Stories from Norway. Birkaç kitap alışverişi yazısı yazılacak daha.

   Bu arada, buradan en sadık okuyucuma selamlarımı göndermek istiyorum, o kitabı yaz, bekliyorum bak :P Ayrıca, hala buraları okuyan varsa hepinize kucak dolusu sevgiler...

2 Eylül 2019 Pazartesi

Tazecik Kitap Yorumu: Yalancılar ve Sahtekârlar Ansiklopedisi - Roelf Bolt


   Bir süredir roman okumak için dikkatimi yeterince toplayamıyordum, bu sebeple kurgu dışı ve öyküye yöneleyim dedim. Ralph Keyes'ten Hakikat Sonrası Çağ'a başlamıştım, ancak şehir değştirirken kitabı yanımda getiremedim. Kütüphaneden de bu kitabı alayım dedim, konuları da hazır benzer duruyordu. Ancak iyi bir seçim olmadı maalesef...

   Kitapta 146 adet yalancılık ve sahtekârlık vakasına yer verilmiş, ön sözde de bu seçimin neye göre yapıldığı detaylıca açıklanmış.

   Tema olarak oldukça ilgi çekici olsa da kitabın ne düzenini ne de üslubunu beğendim. İçerik A'dan Z'ye sıralanmış, ama mesela başlığın biri "Uydurmanın Dayanılmaz Cazibesi". Ben bu içeriği U harfinde görünce bana ne anlam ifade edecek ki. Yalancı ve sahtekârların adlarına göre sıralansa mantıklı olabilirdi bu alfabetik sıralama. En mantıklısıysa herhalde konularına göre alt başlıklara ayırıp o şekilde sıralamak olurdu: Dini, bilimsel, ticari...

   Üslup konusuna gelirsek de yazar aktardığı bilgiye sıkça müdahale ediyor, alaycı ve gereksiz yorumlarda bulunuyor. Bir örnek vereyim, siz kendiniz değerlendirin. "Kanser Tedavisi: Kafa Çekmek" başlığında hastalarına ilaç diye cin veren sahte bir doktordan bahsediliyor. Yazarın bu başlıktaki yorumlarından biri şu şekilde: "2500 yıllık tıp tarihinin kazanımına bakın: Van Eeghem stayla!" Ben almayayım, pas...

   Normalde pek takılmazdım ama bir kez gözüme batmaya başlayınca bunu da yazayım dedim. "Lourdes Haccı ve Meryem'in Şifası" başlığında yazar yaklaşık bir sayfa boyunca mucizelerin neden var olamayacağını açıklıyor ve şu cümleyle noktalıyor anlattıklarını: "Zaten mucizeler sadece var olmamakla kalmaz, olamazlar da." Oldukça kesin bir yargı. Şimdi de "Profesör Behe ve Akıllı Tasarım" başlığına bakalım. "Bilim dediğimiz şey ortaya hipotezler sunmak, bu hipotezleri sınamak, sınama sonuçlarına göre kabul etmek ya da hipotezi reddetmek veya eksik olduğuna hükmetmek şeklinde çalışır. Ancak din denilen şey doğaüstü fenomenlerle ilgilidir ve tanımı gereği sınanamaz." E, mucize de doğaüstü fenomenlerle ilgili, onu da sınayamaz ve hakkında kesin yargıya varamazsın ki o zaman...

   Kitabın sonundaki notlar kısmında şöyle bir anekdot var, oldukça ilgimi çekti, sizlerle de paylaşayım. Birisi de hayvanların aldatmacaları üzerine bir kitap yazsa ne güzel olur.

   Yıllar boyunca Japon şehri Kagoshima kargalar tarafından rahatsız edilir. Kuşlar yuvalarını elektrik direklerine yapmayı tercih etmektedir ve bu da elektrik kesintilerine neden olur. Sonunda belediye yuvaları yıkmak üzere bir Karga Devriyesi oluşturur. Kargaların cevabı eğlenceli olur: Şehrin her yerine sahte yuvalar yaparlar. Bunun iki sonucu vardır. Gerçek yuvanın yıkılması durumunda evinden atılan karganın kolayca yerleşebildiği çok sayıda yuvası olur. Diğer yanda, Karga Devriyesi artık kargaların yuvası olmayan yuvaları yıkmak için çok fazla zaman harcamak zorunda kalır. Üç yılı aşkın bir zamanda 600 kadar yuva yıkılır "ama sayı artmaya devam eder, elektrik kesintileri de" (Fackler, 2008).

   Bizim kendi tarihimizdeki sahtekârlık vakalarından bir derleme de şahane olurdu. Brooklyn Köprüsü'nü satan George C. Parker'ı okuduk, Galata Köprüsü'nü satan Sülün Osman'ı okuyalım mesela bir de...

   Kitap sanırım bu aralar üçüncü baskısını yapmış. Kitapta birçok düzelti hatası vardı, "birçok, hiçbir, herhangi" geçtiği her yerde ayrı yazılmıştı, umarım bu yeni baskılarda düzeltilmiştir. Kitabın kapağı da sonraki baskılarda değiştirilmiş, halbuki ben yazının başına iliştirdiğim kapağa bayılmıştım.

   Sonuç olarak pek hoşlanmadığım bir kitap oldu bu, ancak okumak isteyen varsa da keyifli okumalar dilerim, umarım siz daha çok seversiniz.

Puan: 2,5

1 Eylül 2019 Pazar

Sıradakinden Alıntı

GAZZE HAYVANAT BAHÇESİNDEKİ SIRA DIŞI ZEBRALAR

   İsrail'in 2008 yılı sonunda ve 2009 yılı başında Hamas'a düzenlediği saldırılar sonucunda Gazze Hayvanat Bahçesi'ndeki 400 hayvandan sadece on tanesi hayatta kaldı.

   Hayvanların bir kısmı hava saldırısında ölürken bir kısmı da saldırı sonrasında açlıktan kırıldı. 2009 sonbaharında yeni bir cazibe kaynağı arayan hayvanat bahçesi yetkilileri iki eşeği saç boyasıyla zebraya dönüştürmesi için profesyonel bir ressam işe aldı. Hüzün verici gelebilir, ama bu masum sahte zebralar çocukların favorisi - daha evvel hiç gerçek zebra görmemiş çocuklar farkı nereden bilebilirler ki.