28 Şubat 2014 Cuma

Kazanan...

   Çekilişimiz bitti. Kazananı random.org ile belirledim. Çıkan sonuç:


   Ki, 122 numara da, hanijuni oluyor! hanijuni, iletişim bilgilerini entelkitap@gmail.com'a gönderebilir misin lütfen?

   İyi günler efendim.

22 Şubat 2014 Cumartesi

Yetişin A Dostlar, Çekiliş Var

   Blogumun üye sayısının 100'ü geçmesi sebebiyle, bir çekiliş düzenleyeyim dedim, belki çekilişi nasıl yapmamız gerektiğini sorduğum ankete cevap vermişsinizdir. Öncelikle, iki şıkka eşit sayıda oy verdiğiniz için çok minnettarım :ı Her neyse, bu çekiliş de yorum bırakarak olsun, bir sonrakini de Rafflecopter ile yaparız belki.

   Bu çekilişte ne veriyorum?


   Bir kişiye Jeff Lindsay'den Dexter serisinin ilk iki kitabı Delirtici Düşlerin Dexter'ı ve Değerli Dostum Dexter kitaplarını hediye edeceğim. Hemen herkesin bildiği Dexter dizisi, bu seriden ilham alınarak çekilmiştir.

Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenler:
- Blogumun izleyicisi olmanız ve bu yazının altına yorum bırakmanız
- Ek çekiliş hakkı istiyorsanız bu çekiliş haberini bir sosyal platformda (Facebook, Twitter, Blogger) herkese açık olarak paylaşıp, linkini yorumunuzda belirtmeniz (Her biri için üç çekiliş hakkı. Yani toplamda dokuz ek çekiliş hakkı)

   Türkiye dışına gönderim yapamıyorum. Kazananı 28 Şubat'ta açıklayacağım :)

*Bu arada, bu blogtaki 200. yazım imiş bu, hayırlı olsun :P

21 Şubat 2014 Cuma

Tazecik Kitap Yorumu: Beynine Bir Kez Hava Değmeye Görsün - Dr. Frank Vertosick Jr.


   Frank Vertosick bir beyin cerrahı. Kitabında, eğitim sürecindeki hastane rotasyonlarından başlayarak, kadrolu bir cerrah oluncaya kadar yaşadıklarını aktarıyor. Kitap çeşitli öykülerden oluşuyor.

   Vertosick'in dediğine göre ameliyat psikopatları denilen bir cerrah tipi varmış. Bunlar hastalarının durumlarını fazla düşünmeyen, hastaları ölse bile fazla umursamayan tiplermiş. Bunun sebebi, çok fazla ameliyat yapıp çok fazla şey görmüş geçirmiş olmalarıymış aslında. Ancak Vertosick, tecrübeli bir doktor olduğunda bile hastalarına yakınlık duymaktan kendini alamıyor. Kitabında da aklında yer eden kimi hastalarından bahsetmiş. Onun gözünden; duyarlı bir doktorun gözünden, hastaların hikayelerini okumak oldukça ilginç ve pek tabii iç burkucu. Herkese ayrı bir üzüldüm. Bebek Rebecca hele... Hayır, hayır, ağlamıyorum...

   Vertosick'in beyin cerrahisi bölümünde rotasyon yapmaya ilk başladığında öğrendiğine göre beynine bir kere hava değmeye görsün, illa ki bir şeyler değişirmiş o insanda.

   Kitap, tıp eğitimi ve doktorluk hakkındaki yaygın yanlış düşünceleri yıkması bakımından da kayda değer.

   Vertosick başarılı bir cerrah olduğu kadar, başarılı bir yazar da. Oldukça içten bir üslubu var. Çeşitli çıkarımları da var ki, bayıldım. Bir de fiyatına değinmek istiyorum kitabın; sekiz lira. Saçma sapan romanların kırk liraya varabildiği bu zamanlarda, böylesi uygun fiyatlı ve güzel bir kitap bence kaçırılmamalı.

Puan: 5

Sıradakinden Alıntı

   Gökbilimciler yıldızları izlerler ama onlara hiçbir zaman dokunamazlar. Parçacık fizikçileri o muazzam atom parçalayıcılarının buhar izlerinde Tanrı'yı görürler ama parçacıkların kendilerini göremezler, protonlara uzanamazlar, kuarklara dokunamazlar. Moleküler biyologlar DNA'nın çifte sarmalının öykülerini anlatırlar ama onlar için gen, gözle görülemeyen bir soyutlamadan öteye gidemez. Bu bilim insanları, cihazlarına veya fotoğraf filmlerinin üzerine doğanın düşürdüğü gölgeleri izlemekle yetinmek zorundadırlar. Beyin cerrahı ise bu açıdan imtiyazlıdır, doğanın en büyük esrarı, bir-iki kiloluk yağlı bir organ içinde gizlenmiş olarak önünde durmaktadır.


20 Şubat 2014 Perşembe

Tazecik Kitap Yorumu: Sineklerin Tanrısı - William Golding


   İkinci Dünya Savaşı sürerken İngiliz çocukları güvenli bir yere götürülmek amacıyla bir uçağa bindirilirler. Ne var ki uçak bir kaza sonucu bir mercan adasına çakılır.

   İlk başta çocuklar adanın güzelliğinin tadını çıkartırlar, başlarında yetişkin olmadığı için ayrı bir heyecan da duyarlar. Yine de hayatta kalabilmek için kuralların, bir düzenin gerektiğinin de farkındadırlar.

   Ralph ile Domuzcuk, ilk karşılaştığımız karakterler. Domuzcuk oldukça zeki bir çocuk olsa da şişman oluşu, köylü şivesiyle konuşması ve gözlüksüzken resmen kör hale gelmesi, onu çocuklar arasında alay konusu yapar. Çocuğun gerçek adını öğrenemeyiz bile!

   Ralph ile Domuzcuk beraber bir deniz kabuğu bulurlar. Domuzcuk'un önerisiyle, Ralph kabuğu öttürerek kaza esnasında dört bir yana dağılan çocukları çağırır. Toplandıklarında bir düzen oluşturmak amacıyla bir şef seçmeye karar verirler. Onları çağıran Ralph olduğu için, şef seçilir. Şefliğe aday olan bir başka çocuk Jack, kendisinden korkan çocuklar haricinde oy alamaz ve bu, içinde bir ukte olarak kalır. Sonradan ava çıkılması gerektiğini söyleyerek avcı başı olur ve kendisine bir yer edinir.

   Bahsetmeye değer bir başka karakter de Simon. Melek gibi bir çocuk. Mantıklı kararlar veren, herkese yardım eden harika bir insan.

   Kitap alegorik bir anlatıma sahip, karakterlerin temel özellikleri ve başlarına gelenler açısından da verilen mesajlar bariz. Kötülüğe eğilim kitabın odak noktasını oluşturuyor. Kitabın sonunda çevirmen Mina Urgan'ın kitapla ilgili harika bir yorumu var, pas geçmemenizi tavsiye ederim.

   Kitabı genel olarak beğendim. Betimlemeleri gözde canlandırmayı oldukça mümkün kılıyordu. Birkaç yerde kopukluk yaşamam nedeniyle ise tam puan veremiyorum.

Puan: 4

17 Şubat 2014 Pazartesi

Sıradakinden Alıntı

   Simon, tehlikelerle dolu bir gereksinme içindeydi. İlle konuşmak istiyordu; ama bir toplantıda konuşmak, korkunç geliyordu ona.

   Duraksaya duraksaya, ''Belki,'' dedi, ''bir canavar vardır belki.''

   Toplantıdakiler, yabansı seslerle bağrıştılar. Ralph, hayretler içinde ayağa kalktı:

   ''Sen mi, Simon? Sen mi inanıyorsun buna?''

   Simon, ''Bilmiyorum,'' dedi.

   Yüreği öylesine atıyordu ki, tıkanır gibiydi:

   ''Ama...''

   Fırtına patlak verdi:

   ''Otur yerine!''

   ''Çeneni kapa!''

   ''Denizkabuğunu al!''

   ''Kes sesini!''

   Ralph bağırdı:

   ''Dinleyin onu! Denizkabuğu onda!''

   ''Demek istediğim şu... Bizden başka canavar yok belki...''

   ''Aklını kaçırmış!''

   Bunu söyleyen, nezaket kurallarına aldırmayacak kadar sarsılan Domuzcuk'tu.

   Simon gene konuştu:

   ''Belki bizler bir çeşit...''

   Simon, insanlığın başlıca hastalığını dile getirmek çabası içinde, derdini anlatamaz hale geldi.


16 Şubat 2014 Pazar

Tazecik Kitap Yorumu: Paravan - Tim Weaver


   Bu kitabın yorumuna arka kapak yazısıyla başlasak iyi olacak. En azından ilk kısım.

   ''Bir yıl önce, Alex Towne'un cesedi bulundu.

   Bir ay önce, annesi Alex'i sokakta gördü.

   Bir hafta önce, David Raker onu aramaya karar verdi. Şimdi ise, bu kararı almamış olmayı diliyor.''

   Arka kapak yazısı tamam, güzel, etkileyici. Ancak söylemeden geçemeyeceğim şeyler var. Alex Towne'un cesedi bir buçuk yıl önce bulundu. Annesi üç ay önce Alex'i sokakta gördü. David Raker iki gün önce Alex'i aramaya başladı, ancak her ne kadar kötü şeyler yaşasa da, pişman olduğu söylenemez. Bunları belirtmem gerektiğini düşündüm :D Gerçi bunu böyle yazan Ephesus değil esasında, kitabın asıl yayınevi böyle yazmış. Nedense kitapla arka kapak yazısı biraz olsun uyuşmayınca, bu beni rahatsız eder. Neyse, geçelim.

   Alex beş yıl önce kaybolmuştur, aradan birkaç sene geçtikten sonra cesedi bulunur. David Raker da, eski bir gazetecidir, eşinin ısrarıyla başladığı kayıp insanları bulma işini, eşi öldükten sonra temelli bir iş haline getirmiştir. Bir gün, Alex'in annesi gelir David'in yanına. Oğlunu üç ay önce sokakta yürürken gördüğünü söyler. Üç aydır bunun nasıl olabileceğini düşünüp durduğunu, en sonunda bu konuda bir şeyler yapması gerektiğine karar verdiğinden bahseder. Bu sebeple de David'e gelmiştir, ondan oğlunu bulmasını ve geri getirmesini ister.

   David ilk başta bu iş teklifini çok kuşkulu karşılar, ancak sonradan kabul eder. Olayı araştırdıkça, batar. Onu uzak durması konusunda uyarırlar. Ben neden bahsediyorum, değil mi? :D Zaten David de neler döndüğünü anlamak pahasına iyice kurcalıyor her şeyi. Onunla beraber yavaş yavaş anlıyorsunuz neler olduğunu.

   Kitap sürükleyiciydi. Ancak sürpriz ögesini tahmin ettim. Etmemem gerekirdi :D Bunun dışında, kitaptaki olaylar bana çok tanıdık geldi, sanki önceden izlediğim filmlerde birçok kez görmüşüm gibi. Pek de orijinal bir kurgu olduğunu söyleyemeyeceğim dolayısıyla. Okuyup okumamak konusunda karar sizin elbette.

Puan: 3