30 Mayıs 2014 Cuma

Sıradakinden Alıntı

   Yaşam kelimelerle yazılmaz, dedi canavar. Eylemlerle yazılır. Ne düşündüğün önemli değil. Ne yaptığın önemli.


29 Mayıs 2014 Perşembe

Entel Dantel: Terry Gilecki

   Blogu ilk açarken, düzenli bir blog olmasını istiyordum. Hala istiyorum tabii, ama bu şekilde değil. Bu ''Entel Dantel'' bölümünde beğendiğim ressamlardan, gerçekten sevdiğim filmlerden ve okumak dışındaki ilgi alanlarımdan vs. bahsetmeyi düşünüyorum. Bir de, arada kendi kendime konuşmalarım olacak, normaldir, bekleyin geçer/okuyun biter :P

   Terry Gilecki'ye ait bu iki resimle başlamak istedim bu bölüme. Koi balıklarını büyüleyici buluyorum, ve ölümü hatırlatıyorlar bana nedense.

   Kendisinin diğer çalışmalarına buradan ulaşabilirsiniz.




23 Mayıs 2014 Cuma

Tazecik Kitap Yorumu: Komplo - Ursula Poznanski


   Ursula Poznanskiciğim, ne yaptın sen?

   Kitapta, geleceğe bakıyoruz. Dünyayı kar kaplamış, insanlar küreler inşa etmiş ve bu kürelerin içinde refah içinde yaşayan insanlar, bir de bu kürelerin dışında yaşayan Yabanıllar var. Yabanıllar çok zor koşullarda hayatta kalmaya çalışıyor ve kendilerine yardım etmeye çalışan küre sakinlerini öldürüyorlar. Herkesin bildiği bu.

   Ana karakterimiz Ria, bir akademide okuyor. Akademide yedinci sıradaki bir öğrenci, mezun olduğunda büyük ihtimalle bakan sözcülüğü gibi büyük bir iş yapacak. Bir gün Ria kütüphaneye kitap tesliminden sonra dönerken, sırf kestirme diye, şimdilik çeşitli oda yapımları sebebiyle kapatılmış arka çıkışı kullanıyor. O sırada oradaki odalardan birindeki bir konuşmaya kulak misafiri oluyor. Üç kişi konuşuyor, bunlardan iki tanesi akademideki mentorlardan. Bir de birisi daha var, ancak Ria adamın kim olduğunu bilmiyor. Bu adam, akademide bazı öğrencilerin küreleri tehdit edecek türden bir komplo kurduğunu ve başkanın da bu sorunun giderilmesi yönünde talimat verdiğini söylüyor. Sorunun giderilmesinden kastı, bu hainlerin ortadan kaldırılmaları elbette. Adam bazı öğrenci numaraları söylüyor, bu numaralar arasında Ria'nın, arkadaşı botanikçi Tomma'nın ve akademide bir numara olan Aureljo'nun numarası da var. Diğer öğrencilerse, Ria'nın sonradan öğrendiği üzere, Fleming adında bir tıp öğrencisi, Dantorian adında bir güzel sanatlar öğrencisi ve Tycho adında da bir bilişim teknolojileri öğrencisi.

   Kısacası, bu altı kişinin bir araya gelip de komplo falan kurduğu yok. Belki de bir yanlış anlaşılma. Ancak daha sonra, bir gün törende, başkanla görüşecek olan ''şanslı kişiler''in isimleri açıklanıyor. Bu isimler de, o adamın verdiği numaralarla aynı.

   Sonra, olaylar gelişiyor, gelişiyor. Ne var ki tahmin edilebilir bir şekilde gelişiyor. Bu puan kırmamda bir sebep. Başka bir sebepse, kitap boyunca bu öğrencilerin neden komplo kurmakla suçlandıklarını öğrenemememiz. Belki serinin ikinci kitabına saklıyordur yazar cevabı, ama ben bu taktikten nefret ediyorum doğrusu. Sanki ben bir sonraki kitabı okumak zorundaymışım gibi. İnat değil mi, okumayacağım işte.

Puan: 3

Sıradakinden Alıntı

   ''İnsan dünyayı kelimelerle rayından çıkarabilir.''


Tazecik Kitap Yorumu: 24 Saat Açık Kitapçının Sırrı - Robin Sloan


   Clay Jannon, ekonomik kriz sebebiyle işsiz kalmış; her ne kadar kendisi bir grafik tasarımcısı olsa da, artık ''ne iş olursa yaparım''a dönmüş hali. Bir gün kendini Bay Penumbra'nın 24 Saat Açık Kitapçısı'nın önünde buluyor. Eleman aranıyormuş. Clay da içeri giriyor, kendisini ''Bu raflarda aradığınızı bulmanıza nasıl yardımcı olabilirim?'' diye karşılayan Bay Penumbra'ya, iş ilanı için geldiğini söylüyor. İşe alınıyor.

   Dükkan 24 saat açık olduğu için, dükkanda üç vardiya var. Clay üçüncü vardiyada, yani gece vardiyasında çalışıyor. İşin tuhafı, gece yarısı müşteriler geliyor gerçekten. Ve bu müşteriler, dükkanın ön bölümündeki normal kitaplardan değil de, arkadaki kitaplardan alıyorlar. Bay Penumbra, Clay'in arka taraftaki bu kitapları incelemesini yasaklamış. Sonradan Clay merakına yenilip, kitaplara bakıyor, o ayrı konu :D

   Dükkana gece yarısı müşteriler gelmesi, arka bölümde çok ilginç kitaplar olması-hiçbiri gerçekten varolmamış gibi, internette haklarında hiçbir bilgi yok- yeterince tuhaf değilmiş gibi, bir şey daha var. Bay Penumbra, Clay'den gelen her müşteriyi ayrıntılarıyla bir deftere yazmasını istiyor.

   Sonradan Clay tüm bu olayın esrarını teknolojiyle çözüyor. Son.

   Kitabın dili samimiydi, konusu da ilk başta epey sarmıştı beni ancak sonra teknoloji de teknoloji, baydı. Konunun çözülüşü de beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Teknoloji ilgimi çeker benim, diyorsanız, bu kitabı büyük ihtimalle seversiniz.

Puan: 3

22 Mayıs 2014 Perşembe

Sıradakinden Alıntı

   Ocağı açıp kapamayı bilirim ama fırının ısıyı eşit şekilde yayan fanını kullanamam. Sanırım bu işlem, bir nükleer başlıklı füze fırlatmak kadar karışık bir şey; tahminimce iki düğmeye falan basılıyor.


21 Mayıs 2014 Çarşamba

Tazecik Kitap Yorumu: Gün Olur Asra Bedel - Cengiz Aytmatov


   Daha düşük çözünürlüklü bir kapak bulamadım.

   Dört sene önce, Cengiz Aytmatov'un Beyaz Gemi'sini okumuştum ve pek beğenmemiştim, bir daha Aytmatov okumayı da düşünmüyordum, ne var ki edebiyat dersi kitap sınavımız için bu kitabı okumamız gerekti. Ve ben de, boşu boşuna Aytmatov okumamazlık edeceğimi gördüm. Aslında benim Beyaz Gemi'yi beğenmemem, sanırım çevirisinin kötü olmasından kaynaklanıyordu; beş cümlede on farklı zaman olduğunu hatırlıyorum. Bu yüzden daha sonra Beyaz Gemi'yi de tekrar okuyacağım, daha düzgün bir çeviriyle.

   Yedigey ve Kazangap demiryolunda çalışmaktadırlar. Çalışma sırası Yedigey'de iken eşi Ukubala gelir istasyona, Kazangap'ın öldüğünü haber verir. Bunun üzerine Yedigey, Kazangap'ın gömülmesi için hazırlıklara başlar. Bu hazırlıklar sırasında biz de Yedigey'in hayat hikayesini, çeşitli efsaneleri, evrenin öbür ucunda neler olduğunu öğreniriz.

   Kitabın kurgusu biraz karışık. Bir an Yedigey'in cenaze töreni için hazırlıklarını, bir an Parite Uzay İstasyonu'nda olanları, bir an da Sarı Özek'te yaşamış başka bir ailenin hikayesini okuyoruz. Bunların hepsinde çeşitli göndermeler mevcut.

   Kitabı genel olarak beğendim, ancak Parite ile ilgili bölümler biraz daha uzun olsaydı ve Yedigey'in gözü başkasına kaymasaydı, kitabı daha çok severdim.

Puan: 4