27 Ocak 2015 Salı

Tazecik Kitap Yorumu: At ve Çocuk - C. S. Lewis


   Serinin ilk kitabı Büyücünün Yeğeni'nin yorumu burada.

   Serinin ikinci kitap olan Aslan, Cadı ve Dolap'ın yorumu burada.

   Shasta, Calormen'de, fakir bir balıkçı olan Arsheesh'in yanında yaşamaktadır. Arsheesh Shasta'nın babası olduğunu söylemektedir, ancak o kara kuru bir adamken, Shasta sarışındır. Çocuğa da pek iyi davranmamaktadır Arsheesh.

   Günlerden bir gün, Arsheesh'in kulübesine at üzerinde görkemli bir adam gelir. Gelen adam Tarkaan'dır. Arsheesh çocuğu ayak altından çekilsin diye, eşeğin yanına ahıra yollar. Ama Shasta gitmek yerine, kulübenin dışında durup, ikilinin konuşmalarını dinler. Tarkaan Arsheesh'ten, Shasta'yı kendisine satmasını ister. Arsheesh ben oğlumu nasıl satarım, tarzından bir şeyler gevelese de, Tarkaan ona yalan söylememesini söyler. Bunun üzerine Arsheesh gerçeği anlatır, bir gece karaya bir sal vurmuştur, salda bir bebek ve daha demin kürekleri çeken, ancak karaya ulaşınca bitkinlikten ölmüş bir adam vardır. Arsheesh de bebeği hima2yesi altına almış, ona Shasta adını vermiştir. Shasta bunları duyunca çok heyecanlanır. Zaten hep evden uzaklaşmak, yeni yerler görmek istemiştir. Arsheesh'in yanında kalması için bir sebep kalmadığına göre, neden Tarkaan'la gitmeyecektir ki?

   Aklında düşünceler, kalbinde heyecan, ahıra gider Shasta. Ahırda, eşeğin yanına bağlanmış Tarkaan'ın atı durmaktadır. Atı okşarken kendi kendine konuşmaya başlar, acaba Tarkaan nasıl bir insan, bana nasıl davranır gibisinden, sonra ata döner, keşke konuşabilseydin, bana söylerdin der. O sırada at dile gelir ve ''Ben konuşabiliyorum zaten.'' der. Shasta çok şaşırır, at da ona Narnia'dan kaçırıldığını, konuşabilen bir at olduğunu anlatır, Tarkaan'ın zalim bir insan olduğunu söyler. Bunları anlatmasının üzerine, Shasta atla-Bree'yle- beraber Narnia'ya kaçmaya karar verir.

   Kaçarlarken, Tarkaanlardan birinin kızı olan Aravis Tarkheena ile, Narnialı atı Hwin'e rastlarlar. Onlar da Narnia'ya kaçmaktadırlar. Beraberce yola koyulurlar. Ne var ki, yolculukları sakin geçmez, kendilerini bir savaş arefesinde buluverirler.

   Aslına bakarsanız, Hwin'in, Aravis'in atı olduğunu söylemem yanlış. Kitabın ismi de kısmen yanlış çevrilmiş. Kitabın orijinal adı: ''The Horse and His Boy''. Yani ''At ve Çocuk'' değil de, ''At ve Çocuğu'' gibi bir şey oluyor. Bu neden önemli derseniz, kitapta şöyle bir bölüm var:

   ''Benimle konuşacağın yerde niye atımla konuşup duruyorsun?'' diye sordu kız.

   ''Affedersiniz Tarkheena'' dedi Bree (kulaklarını hafifçe geriye eğerek), ''Calormenliler gibi konuşuyorsun. Oysa Hwin ve ben özgür Narnialılarız. Narnia'ya kaçıyorsan, sanırım sen de özgür bir Narnialı olmak istiyorsun. Bu durumda Hwin senin atın değil artık. Tam tersine, senin onun insanı olduğun söylenebilir.''
  
   Bu kitapta, Narnia'nın bulunduğu dünyayı da tanımaya başlıyoruz biraz, Narnia dışındaki ülkeleri de görüyoruz, Calormen veya Archenland gibi. Bir de, karakterler arasındaki diyaloglarda özlü sözler geçiyor, bunlar da ülkelerin kültürlerine ilişkin birazcık da olsa bilgi veriyor bize.

   Kitabı tabii ki sevdim -Narnia'dan bahsediyoruz!-. Ama sevmeyen de çok kişi var. Allah Allah, aklım almıyor :P

   Edit:
   Serinin dördüncü kitabı Prens Caspian'ın yorumu burada.

Puan: 5

25 Ocak 2015 Pazar

Sıradakinden Alıntı

   ''Gözlerimi kapayıp dişlerimi sıktım ve hançeri kalbime sokmaya hazırlandım. Fakat o an kısrağım Hwin, insan gibi konuştu: 'Ey sahibem' dedi, 'Asla canınıza kıymayın. Çünkü yaşarsanız şansınız açılabilir. Oysa bütün ölüler birbirine benzer.''


23 Ocak 2015 Cuma

Tazecik Kitap Yorumu: Beş Sevim Apartmanı - Mine Söğüt


   Bilmeyiz, uydururuz. Gerçekler acı gelir, kurmacalara sığınırız. Yalanlar hoş gelir insana.

   Mahallenin birinde Beş Sevim Apartmanı adında tuhaf, metruk bir apartman vardır. Bu apartmanın isminden ve görünüşünden daha tuhaf bir şey varsa, o da içinde oturanlardır.

   Doktor Samimi Bey; yıllar boyunca cinperiler sayesinde akıl sağlığını korumuş bir adam. Ne var ki, artık cinperiler onun tercihlerine engel olmaya, hayatını mahvetmeye başlamış durumda. Bunun üzerine Samimi Bey, cinperilere savaş açıyor. Ancak savaşı kazanabilmek için, düşmanını tanımalı. Bu sebeple, ''idrak yanılması''ndan muzdarip, beş hastayı getiriyor Beş Sevim Apartmanı'na. Psikiyatristlerin ''idrak yanılması'' dediğine bakmayın, tüm hastaların da cinperilerle birtakım sorunları var. Doktor Samimi, hastaları inceleyerek, cinperileri daha yakından tanımayı amaçlıyor.

   Kitap bölümler halinde. Beş hastanın yaşadıklarını sandıkları şeyleri, başka bir deyişle, kafalarında kurguladıkları hikayeleri okuyoruz önce, ondan sonra da gerçek hikayelerini. Aralarda Doktor Samimi'nin günlüğü de yer almakta. Beş Sevim Apartmanı'nın hikayesini öğreniyoruz bir de.

   Tuhaf bir kitap Beş Sevim Apartmanı. İnsanın duyguları ve algılarıyla oynuyor. Okurken rahatsızlık hissediyorsunuz, ama bu rahatsızlık bir tür zevk veriyor insana. Korku filmi izlemekten haz duymak gibi garip bir şey. Kitaptan tiksindiğimde bile, elimden bırakamadım kitabı. İlginç bir okuma deneyimi oldu benim için.

Puan: 5

21 Ocak 2015 Çarşamba

Sıradakinden Alıntı

   Korkunun gölgesinde akıl fakir kalır.



Tazecik Kitap Yorumu: Bilinmeyen Adanın Öyküsü - José Saramago


   Geldi sıra, 2014'te okumuş olduğum son kitabın yorumuna... Aynı zamanda, Saramago'nun okumuş olduğum dördüncü kitabı oldu bu.

   "Bir adam kralın kapısını çalmış ve ona demiş ki, Bana bir tekne ver." Bu şekilde başlıyor kitabımız. Adamın birisi, bilinmeyen adayı bulmak için bir tekne ister kraldan. Bilinmeyen adaya ulaştığında, kendini de bulacağını düşünmektedir.

   Kitap elli sekiz sayfacık, resimli, koca puntolu harflerle yazılmış bir kitap. Bu sebeple kitabın konusuna dair daha fazla şey yazmayacağım.

   Kitap küçük hacmine kıyasla, çok fazla düşünce barındırıyor içinde. Bunun dışında, illüstrasyonları basit ancak oldukça sevimli. Yalnız anlamadığım bir şey var. Kitaplar çevrilirken bazen illüstrasyonları almazlar kitaba, tamam, bu gördüğümüz bir şey. Ancak bir kitabın bir dile çevrilirken yeniden illüstre edilmesi? Masallar haricinde böyle bir şey yapıldığını duymuş değilim. Bu kitabın orijinalinde Peter Sis'in illüstrasyonları yer almakta. Bizim dilimize çevrilmiş halinde ise Birol Bayram'ın illüstrasyonları var. Çok tuhaf geldi bu durum bana.

   Kitaba beş puan veriyorum, çünkü olay örgüsünü beğendim, kitabın dili ve yazarın düşünceleri de çok hoştu. Şimdiye kadar beş puan verdiğim ilk Saramago kitabı bu oldu. Ancak aslına bakarsanız, en sevdiğim Saramago kitabı bu değil. Bu da puanlama sistemimdeki çarpıklığı gözler önüne seriyor :D Neyse, siz puanlandırma sorunumu bir kenara bırakın, bu güzel kitabı okuyun :) Zaten bir kere Saramago okumaya başladığınızda, kim tutar sizi!

Puan: 5

15 Ocak 2015 Perşembe

Hoşuma Yapışanlar

 

   ''Uyuyamadığım için mi okuduğumdan yoksa okuduğum için mi uyuyamadığımdan emin değilim.''

   Yaşadığımız büyük açmaz... :D

   Kaynak!

   Hiyheyhöy, yarın sınavlar bitiyor, çok şükür! :D Vee, bloga yazılacak on dokuz tane kitap yorumu var. Çok birikti :/ Dört tanesi hariç diğerlerinin yorumlarını kısa kısa yazmayı düşünüyorum gerçi.

   Kendinize iyi bakın!

7 Ocak 2015 Çarşamba

Hoşuma Yapışanlar

   Kitap ödünç vermek üzerine...




   Kitaplarınızı ödünç verir misiniz? Şahsen ben veririm, ama önceden mimli insanlara ve eve gelen misafirlere vermiyorum(önceden herkese verirdim, aah-ahh). Önceden mimliler, daha fazla kitabıma zarar vermesin diye; misafirler ise büyük ihtimalle bir daha evimize gelmeyecekleri ve ''ödünç'' aldıkları kitapları geri getirmeyecekleri için. Bir kere verdim öyle, on beş kitabım falan gitti, hala yüreğimde bir öküz oturmakta o sebeple. Neyse, rica ederim bu bahsi kapatalım :P -hem kendisi açıyor bahsi, hem kendisi kapatalım diyor, bak hele-.