19 Aralık 2015 Cumartesi
Seçmeceler
Geçen hafta bu kitabı; Doğu Yolculuğu'nu okuyordum. Okuma düzenimin bozulması sebebiyle, gerekenden uzun bir sürede bitirdim kitabı maalesef.
Kendimi gerçekten üzgün hissettiğim bir anda ne yapacağımı bilemeyip, kitabı okumaya karar verdim (bir haftada ancak yirminci sayfalara gelebilmiştim). Kitapta kaldığım yerdeki ilk cümleyi okuyunca, az daha koyverecektim kendimi:
Çok değerli, bir daha geri gelmeyecek bir şeyi yitirdiğimizde, bir düşten uyandığımız duygusuna kapılırız.
13 Aralık 2015 Pazar
Sıradakinden Alıntı
Doktor dışarı çıktı. Elinde subaplı, kısa bir oksidize silindirle geri döndüğünde, Mühendis de kabininden getirdiği naylon, hafif bir sırt çantasının ceplerine acil yiyecek paketlerini tıkıştırıyordu. Doktor'un elindeki ilgisini çekti.
''Nedir o?''
''Bir silah.''
''Ne atıyor peki?''
''Uyutucu gaz.''
Mühendis bir anda kahkahalara boğuldu.
''Sana bu gezegende yaşayan bir şeyi bir gazla uyutabileceğini düşündüren nedir acaba?''
''Eğer saldırıya uğramış olsaydın, her durumda kendini uyuşturabilirdin,'' dedi Kimyager. Bu kez Doktor dahil, hepsi gülmeye başladı.
''Nedir o?''
''Bir silah.''
''Ne atıyor peki?''
''Uyutucu gaz.''
Mühendis bir anda kahkahalara boğuldu.
''Sana bu gezegende yaşayan bir şeyi bir gazla uyutabileceğini düşündüren nedir acaba?''
''Eğer saldırıya uğramış olsaydın, her durumda kendini uyuşturabilirdin,'' dedi Kimyager. Bu kez Doktor dahil, hepsi gülmeye başladı.
10 Aralık 2015 Perşembe
Kısa Kesmek İcap Ederse: Nagazaki, Cesaret Beşlisi
Yarın okulda sınavlar başladığına göre, bugün bloga yazmam kaçınılmazdı...
Nagazaki - Eric Faye: Shimura-san, bir süredir evinde bir şeylerin ters gittiğinden emindir. Küçük şeylerdir bunlar; meyve suyunun azalması, buzdolabından bir balık parçasının kaybolması gibi. Bir gün Shimura evine gizli kamera koyar ve sır açığa çıkar... Ki oldukça tuhaf ve rahatsız edicidir bu açığa çıkan sır. İşin daha da tuhaf ve rahatsız edici kısmıysa, bu kitabın gerçek bir olaya dayanarak yazılmış olmasıdır! Dehşete düştüğümü söyleyebilirim.
Nedir bu sır diyecek olursanız...SPOILER! Bir yıldır Shimura'nın evinde biri gizlice yaşamaktaymış. Çok korkunç bir şey değil mi sizce de? Ben Shimura kadar ılımlı bir tepki veremezdim buna, kabullenemezdim böyle bir şeyi. SPOILER BİTTİ.
Kitabın kapak resmini çok beğendim, bunu da belirteyim, ancak resmin kime ait olduğunu bilmiyorum. Bilen ve cevap veren olursa çok makbule geçer :)
Kitabın konusu ilgi çekici olsa da, yazım dilinden pek zevk aldığımı söyleyemeyeceğim maalesef. Puan: 2
Cesaret Beşlisi - Michel Faber: Cesaret Beşlisi adında bir a capella grubu, oldukça zor bir parçayı insan sesine uyarlamak için iki haftalığına Belçika'daki bir şatoda prova yapmaya gidiyor.
Gruptakilerin her biri ayrı cins, hiçbirini sevemedim. Geceleyin de niyeyse şatonun yanındaki ormandan çığlık sesleri geliyor ancak ana karakterden başka kimse duymuyor bu sesleri. Sonradan bunun bir efsaneyle ilgisi olduğu ortaya çıksa da bu çığlık meselesini gereksiz buldum, anlamlandıramadım. Kitabın sonunu da gereksizce trajik buldum.
Özetle, bu kitabı neden okudum, ben de bilmiyorum... Puan: 2
Nagazaki - Eric Faye: Shimura-san, bir süredir evinde bir şeylerin ters gittiğinden emindir. Küçük şeylerdir bunlar; meyve suyunun azalması, buzdolabından bir balık parçasının kaybolması gibi. Bir gün Shimura evine gizli kamera koyar ve sır açığa çıkar... Ki oldukça tuhaf ve rahatsız edicidir bu açığa çıkan sır. İşin daha da tuhaf ve rahatsız edici kısmıysa, bu kitabın gerçek bir olaya dayanarak yazılmış olmasıdır! Dehşete düştüğümü söyleyebilirim.
Nedir bu sır diyecek olursanız...SPOILER! Bir yıldır Shimura'nın evinde biri gizlice yaşamaktaymış. Çok korkunç bir şey değil mi sizce de? Ben Shimura kadar ılımlı bir tepki veremezdim buna, kabullenemezdim böyle bir şeyi. SPOILER BİTTİ.
Kitabın kapak resmini çok beğendim, bunu da belirteyim, ancak resmin kime ait olduğunu bilmiyorum. Bilen ve cevap veren olursa çok makbule geçer :)
Kitabın konusu ilgi çekici olsa da, yazım dilinden pek zevk aldığımı söyleyemeyeceğim maalesef. Puan: 2
Cesaret Beşlisi - Michel Faber: Cesaret Beşlisi adında bir a capella grubu, oldukça zor bir parçayı insan sesine uyarlamak için iki haftalığına Belçika'daki bir şatoda prova yapmaya gidiyor.
Gruptakilerin her biri ayrı cins, hiçbirini sevemedim. Geceleyin de niyeyse şatonun yanındaki ormandan çığlık sesleri geliyor ancak ana karakterden başka kimse duymuyor bu sesleri. Sonradan bunun bir efsaneyle ilgisi olduğu ortaya çıksa da bu çığlık meselesini gereksiz buldum, anlamlandıramadım. Kitabın sonunu da gereksizce trajik buldum.
Özetle, bu kitabı neden okudum, ben de bilmiyorum... Puan: 2
3 Aralık 2015 Perşembe
Tazecik Kitap Yorumu: Büyünün Rengi - Terry Pratchett
Terry Pratchett ile tanışmam on bir ya da on iki yaşımdayken, Muhteşem Maurice ve Değişmiş Fareleri ile olmuştu. Kitabı kütüphanecinin tavsiyesi üzerine okumuş, pek beğenmemiştim (kütüphaneci çok tatlı bir hanım bu arada, kitabı beğenmeyince üzülmüştüm resmen). Ondan sonra da kütüphanedeki diğer Pratchett kitaplarına el atmadım. Uzun Dünya'ya kadar başka Pratchett kitabı da okumadım. Aferin bana.
Uzun Dünya'yı okuduktan sonra, Pratchett'ı niye sevmemişim ki ben önceden, diye düşündüm. Beğenilerim değişti belki de. Sonradan araştırdım, baktım Pratchett'ın bir dünya kitabı var -hem mecazi, hem gerçek :P-. Benim okumuş olduğum Muhteşem Maurice ve Değişmiş Fareleri de Diskdünya'nın yirmi sekizinci kitabıymış mesela.
Dönelim bu kitaba.
Büyünün Rengi, Diskdünya'nın ilk kitabı. Kaplumbağa A'tuin, onun sırtındaki dört fil ve onların da sırtındaki Diskdünya'ya giriş yapıyoruz bu kitapla. Bazı çılgınların yuvarlak olduğunu iddia ettiği bu dünyada, kenardan aşağı düşebilirsiniz, aman dikkat.
Diskdünya'nın özelliği çok... fantastik (?!) olması. Karakterlerin kaderleriyle oynayan tanrılar var bu kitapta. Büyü dediğimiz şey gerçek ve oktarin adıyla, renk tayfındaki sekizinci renk olarak yer almakta. Bunun dışında, A'tuin'i inceleyen kozmotosbağaloglar, astropsikologlar ve astrozoologlar var, çok mantıklı değil mi sizce de? Aslında yazacak çok şey var, ama bu noktada kendimi durduracağım.
Bu ilginç dünya tehlikede... Bu tehlikenin kaynağı ne derseniz, Diskdünya'nın ilk turisti İkiçiçek! Bu denli ilginç bir dünyaya ancak bu denli ilginç bir tehlike musallat olabilirdi zaten.
İkiçiçek oldukça saf bir insan. Aşırı zengin olması da, insanların dikkatlerini (art niyetle) İkiçiçek'in üstüne çekiyor. İkiçiçek birçok belaya bulaşsa da hiçbir zarar görmeden bunlardan kurtuluyor her seferinde, çünkü kendisinin sadece dışarıdan bir izleyici olduğuna, dolayısıyla da zarar görmeyeceğine inancı tam.
Rincewind de İkiçiçek'in tur rehberi olmayı kabul etmiş bir büyücü. Evet, bu tur rehberliği için İkiçiçek, Rincewind'e gerçekten muhteşem bir ödeme yapıyor ama her seferinde ölümle burun buruna geldikleri düşünülecek olursa, paranın pek de önemi yok denebilir (ölüyseniz ne yapacaksınız ki parayı?).
Kitap boyunca Diskdünya'nın dört bir yanına (hatta neredeyse ötesine) giderek, Rincewind ile İkiçiçek'in (ve tabii İkiçiçek'in ayaklı sandığının) maceralarına ortak oluyoruz.
Kitap akıcı, dili de mizahi. Kitapta bizim dünyamıza ve inanışlarımıza birçok göndermenin yapıldığını da görüyoruz.
Kitabın çevirisine değinecek olursam... Bu kitabı, İthaki baskısıyla kıyaslama imkanı buldum. Söylemem gerekiyor ki Niran Elçi'nin çevirisi çok daha iyi, ellerine sağlık kendisinin. Sadece kitapta bazı bölümlerde ''Argh'' dedi, tarzı cümleler biraz tuhaf geldi bana, ancak bu da pek dert edilecek bir şey değil.
Kitabın kapağını serinin havasına oldukça uygun buldum, illüstrasyon Josh Kirby'ye ait. Yazı tipi, rengi vs. de çok hoş kapağın. Öteki baskılarla karşılaştırınca da çok daha iyi duruyor. Ellerine sağlık Burak Tuna!
Kitabın arkasında Diskdünya'nın dev bir haritası mevcut ve oldukça kaliteli bir baskı.
Kitabı genel olarak sevdim. Kitaptaki bazı varlıklar ve olaylar çok orijinaldi, çok hoşuma gitti. Sırf Pratchett'ın bu ilginç fikirleri için bile seriyi okurum diye düşünüyorum.
Puan: 4
30 Kasım 2015 Pazartesi
Leyleğin Getirdiği
Bu muşamba ne güzellikler gördü yahu...
Çok sevdiğim Harry Potter serisini, çok sevdiğim Jim Kay'ın illüstre edeceğini duyunca havalara uçmuştum. Ancak Yapı Kredi'nin bu kitabı satışa sunacağından emin değildim, bu sebeple biraz üzgündüm. Hiç bekletmeden kitabı bizde de satışa sunduklarını görünce ise epeyce uçtum havalara, oralardan manzara çok güzel, bunu da belirteyim (hayır, basınç beni etkilemedi, sevinç kabarcığı beni korumuş olmalı).
Küçük birkaç not düşeyim:
- Harry Potter ve Felsefe Taşı'nın yorumuna buradan ulaşabilirsiniz. Yorum halihazırda mevcut olduğu için bu özel baskıya uzun yorum yazmayacağım. Baskısına ve çizimlerine ilişkin bir şeyler yazarım sanırım.
- Jim Kay ile tanışmam, Patrick Ness'in Canavarın Çağrısı sayesinde olmuştu (kitabın illustratörü Jim Kay idi). O kitabın yorumuna da buradan ulaşabilirsiniz -en sevdiğim kitaplardandır Canavarın Çağrısı bu arada-.
- Leylek idefix'ten gelme. Normalde uzunca bir süre internetten alışveriş yapmamayı düşünüyordum. Ancak kitabı bir arkadaşımla beraber aldık (bir ona bir bana). Ki kendisi bana Harry Potter'ın ilk kitabını hediye eden ve böylece seriye başlamamı sağlayan insandır. Teşekkürlerimi de sunayım ona buradan, tekrardan.
Çok sevdiğim Harry Potter serisini, çok sevdiğim Jim Kay'ın illüstre edeceğini duyunca havalara uçmuştum. Ancak Yapı Kredi'nin bu kitabı satışa sunacağından emin değildim, bu sebeple biraz üzgündüm. Hiç bekletmeden kitabı bizde de satışa sunduklarını görünce ise epeyce uçtum havalara, oralardan manzara çok güzel, bunu da belirteyim (hayır, basınç beni etkilemedi, sevinç kabarcığı beni korumuş olmalı).
Küçük birkaç not düşeyim:
- Harry Potter ve Felsefe Taşı'nın yorumuna buradan ulaşabilirsiniz. Yorum halihazırda mevcut olduğu için bu özel baskıya uzun yorum yazmayacağım. Baskısına ve çizimlerine ilişkin bir şeyler yazarım sanırım.
- Jim Kay ile tanışmam, Patrick Ness'in Canavarın Çağrısı sayesinde olmuştu (kitabın illustratörü Jim Kay idi). O kitabın yorumuna da buradan ulaşabilirsiniz -en sevdiğim kitaplardandır Canavarın Çağrısı bu arada-.
- Leylek idefix'ten gelme. Normalde uzunca bir süre internetten alışveriş yapmamayı düşünüyordum. Ancak kitabı bir arkadaşımla beraber aldık (bir ona bir bana). Ki kendisi bana Harry Potter'ın ilk kitabını hediye eden ve böylece seriye başlamamı sağlayan insandır. Teşekkürlerimi de sunayım ona buradan, tekrardan.
28 Kasım 2015 Cumartesi
Sıradakinden Alıntı
Gün ilerliyordu ve açık havada oyalanmak iyi bir fikir olmayabilir, diye düşündü İkiçiçek. Belki bir yerlerde bir... ormanlarda genelde ne tür konutlar olduğunu hatırlamak için düşündü... belki bir yerlerde bir kurabiye ev falan vardı.
26 Kasım 2015 Perşembe
Entelkitap'ın Günlüğü, Üç Yılını Sağ Salim Atlatmış Durumda!
Sahiden de sağ salim mi atlattı acaba?
Genel bilgileri vererek başlayayım söze. Bugün blogum üç yaşına girdi. Geçen yıl dönümünden bu yana 108 yazı yayınlamışım. İlk yıl 162'ydi, ikinci yıl ise 164. Bu sene görebildiğiniz üzere epey bir düşüş var yazdıklarımın sayısında. Aslına bakarsanız, kitap okuyorum. Eskisi gibi bloga düzenli bir şekilde yorumlarını yazmıyorum sadece.
Neden yazmıyorum?
İlk sebep, çok yoğunum. İkinci sebep, bazen niye blog açtığıma anlam veremiyorum (özellikle de sinirlerim bozuk olduğunda). Birkaç kez blogu kapatmayı bile düşündüm.
Bu arada, yoğunluğum sebebiyle bu sene çekiliş de düzenlemeyeceğim. Duyduğuma göre siz aranızda çekiliş düzenleyip bana istediğim bir kitabı alacakmışsınız :P Tabii ki şaka yapıyorum, ha ciddiye alan olursa da seve seve kabul ederim hediyeleri.
Bir şey daha, artık yayınevlerine yorumlarımı göndermiyorum. Zaten mesaj atınca cevap vermiyorlardı genelde, ben de hiç zahmete girmiyorum artık o sebeple. Blogumun keşfedilmesi bu sebeple azıcık zorlaşmış olabilir. Ama pek önemli değil benim için.
Komiğime giden bir noktadan da bahsedeyim. Haftalarca yeni yazı yazmayınca blogun Facebook sayfasında beğeni sayısı aşırı derecede artarken, ben bloga yazınca beğeniler birer ikişer geri çekilmeye başlanıyor. Yazmayayım o halde, bana hava hoş :D
Neyse, yazıları beğenmeyenleri göz ardı edecek olursak... Aşağı bir liste iliştireceğim, okuduğum ama yorumlamadığım kitapların listesini (yorumlamak istemediklerime listede yer vermeyeceğim). Siz de eğer listede ilginizi çeken bir kitap varsa, bu yazının altına o kitabın ismini bırakın. O kitabın yorumunu bir an evvel yazmaya çalışayım ben de. Yazmazsanız da kabulümdür, uğraşmam :D Edit: Vazgeçtim yazmaktan... Üzgünüm.
- Kayıp Şey - Shaun Tan
- Kızıl Ağaç - Shaun Tan
- The New World - Patrick Ness
- The Wide, Wide Sea - Patrick Ness
- Dünya Bu Kadar - Mahir Ünsal Eriş
- Erken Kaybedenler - Emrah Serbes
- İstanbulcunun Sandığı - İskender Pala
- Şah & Sultan - İskender Pala
- Aden - Stanislaw Lem
- Kırmızı Pazartesi - Gabriel Garcia Marquez
- Bir Kayıp Denizci - Gabriel Garcia Marquez
- Büyünün Rengi - Terry Pratchett
- Fantastik Işık - Terry Pratchett
- Eşit Haklar - Terry Pratchett
- Şehir ve Şehir - China Miéville
- Lanetli Zindan - Joseph Delaney
- Demian - Hermann Hesse
- Nagazaki - Eric Faye
- Cesaret Beşlisi - Michel Faber
- Dört - Veronica Roth
- Hayvan Mezarlığı - Stephen King
- Yeşil Yol - Stephen King
- Mahşer (çizgi roman) - Stephen King
- Çağlar Boyu Quidditch - Kennilworthy Whisp
- Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerelerde Bulunurlar - Newt Scamender
- Yıldız Tozu - Neil Gaiman
- Bütün İsimler - José Saramago
- Prens Caspian - C. S. Lewis
- Şafak Yıldızının Yolculuğu - C. S. Lewis
- Nasıl Korsan Olursun - Cressida Cowell
- Gündelik Bilmeceler - Partha Ghose & Dipankar Home
- Bizim Büyük Çaresizliğimiz - Barış Bıçakçı
- Aramızdaki En Kısa Mesafe - Barış Bıçakçı
- Simyacı - Paulo Coelho
- Asla Pes Etme - Patricia McCormick
- Bir Dağcının Güncesi - Nasuh Mahruki
- Çizgili Pijamalı Çocuk - John Boyne
- Ölüm Defteri serisi - Tsugumi Ooba, Takeşi Obata
Bazılarını kısa yorum olarak yazmayı düşünüyorum, şimdiden belirteyim.
Yorumlardan önce bir Leyleğin Getirdiği yazısıyla dönebilirim. Haydi iyi akşamlar.
Genel bilgileri vererek başlayayım söze. Bugün blogum üç yaşına girdi. Geçen yıl dönümünden bu yana 108 yazı yayınlamışım. İlk yıl 162'ydi, ikinci yıl ise 164. Bu sene görebildiğiniz üzere epey bir düşüş var yazdıklarımın sayısında. Aslına bakarsanız, kitap okuyorum. Eskisi gibi bloga düzenli bir şekilde yorumlarını yazmıyorum sadece.
Neden yazmıyorum?
İlk sebep, çok yoğunum. İkinci sebep, bazen niye blog açtığıma anlam veremiyorum (özellikle de sinirlerim bozuk olduğunda). Birkaç kez blogu kapatmayı bile düşündüm.
Bu arada, yoğunluğum sebebiyle bu sene çekiliş de düzenlemeyeceğim. Duyduğuma göre siz aranızda çekiliş düzenleyip bana istediğim bir kitabı alacakmışsınız :P Tabii ki şaka yapıyorum, ha ciddiye alan olursa da seve seve kabul ederim hediyeleri.
Bir şey daha, artık yayınevlerine yorumlarımı göndermiyorum. Zaten mesaj atınca cevap vermiyorlardı genelde, ben de hiç zahmete girmiyorum artık o sebeple. Blogumun keşfedilmesi bu sebeple azıcık zorlaşmış olabilir. Ama pek önemli değil benim için.
Komiğime giden bir noktadan da bahsedeyim. Haftalarca yeni yazı yazmayınca blogun Facebook sayfasında beğeni sayısı aşırı derecede artarken, ben bloga yazınca beğeniler birer ikişer geri çekilmeye başlanıyor. Yazmayayım o halde, bana hava hoş :D
Neyse, yazıları beğenmeyenleri göz ardı edecek olursak... Aşağı bir liste iliştireceğim, okuduğum ama yorumlamadığım kitapların listesini (yorumlamak istemediklerime listede yer vermeyeceğim). Siz de eğer listede ilginizi çeken bir kitap varsa, bu yazının altına o kitabın ismini bırakın. O kitabın yorumunu bir an evvel yazmaya çalışayım ben de. Yazmazsanız da kabulümdür, uğraşmam :D Edit: Vazgeçtim yazmaktan... Üzgünüm.
- Kayıp Şey - Shaun Tan
- Kızıl Ağaç - Shaun Tan
- The New World - Patrick Ness
- The Wide, Wide Sea - Patrick Ness
- Dünya Bu Kadar - Mahir Ünsal Eriş
- Erken Kaybedenler - Emrah Serbes
- İstanbulcunun Sandığı - İskender Pala
- Şah & Sultan - İskender Pala
- Aden - Stanislaw Lem
- Kırmızı Pazartesi - Gabriel Garcia Marquez
- Bir Kayıp Denizci - Gabriel Garcia Marquez
- Büyünün Rengi - Terry Pratchett
- Fantastik Işık - Terry Pratchett
- Eşit Haklar - Terry Pratchett
- Şehir ve Şehir - China Miéville
- Lanetli Zindan - Joseph Delaney
- Demian - Hermann Hesse
- Nagazaki - Eric Faye
- Cesaret Beşlisi - Michel Faber
- Dört - Veronica Roth
- Hayvan Mezarlığı - Stephen King
- Yeşil Yol - Stephen King
- Mahşer (çizgi roman) - Stephen King
- Çağlar Boyu Quidditch - Kennilworthy Whisp
- Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerelerde Bulunurlar - Newt Scamender
- Yıldız Tozu - Neil Gaiman
- Bütün İsimler - José Saramago
- Prens Caspian - C. S. Lewis
- Şafak Yıldızının Yolculuğu - C. S. Lewis
- Nasıl Korsan Olursun - Cressida Cowell
- Gündelik Bilmeceler - Partha Ghose & Dipankar Home
- Bizim Büyük Çaresizliğimiz - Barış Bıçakçı
- Aramızdaki En Kısa Mesafe - Barış Bıçakçı
- Simyacı - Paulo Coelho
- Asla Pes Etme - Patricia McCormick
- Bir Dağcının Güncesi - Nasuh Mahruki
- Çizgili Pijamalı Çocuk - John Boyne
- Ölüm Defteri serisi - Tsugumi Ooba, Takeşi Obata
Bazılarını kısa yorum olarak yazmayı düşünüyorum, şimdiden belirteyim.
Yorumlardan önce bir Leyleğin Getirdiği yazısıyla dönebilirim. Haydi iyi akşamlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



