5 Ocak 2017 Perşembe

Tazecik Kitap Yorumu: Benim Adım Slither - Joseph Delaney


   Serinin ilk kitabı olan Hayaletin Çırağı'nın yorumu burada.

   Serinin ikinci kitabı olan Hayaletin Laneti'nin yorumu burada.

   Serinin üçüncü kitabı olan Hayaletin Sırrı'nın yorumu burada.

   Serinin dördüncü kitabı olan Hayaletin Savaşı'nın yorumu burada.

   Serinin beşinci kitabı olan Hayaletin Hatası'nın yorumu burada.

   Serinin altıncı kitabı olan Hayaletin Kurbanı'nın yorumu burada.

   Serinin yedinci kitabı olan Hayaletin Kabusu'nun yorumu burada.

   Serinin sekizinci kitabı olan Hayaletin Kaderi'nin yorumu burada.

   Serinin dokuzuncu kitabı olan Benim Adım Grimalkin'in yorumu burada.

   Serinin onuncu kitabı olan Hayaletin Kanı'nın yorumu burada.

   Şimdiye dek serinin kitapları arasında okumaya en çok üşendiğim kitap bu oldu. Çünkü yepyeni bir karakter anlatıcı olacaktı. Tom, Alice veya Grimalkin'in ilginç maceraları dururken Slither'i ne yapacaktım? Ve her ne kadar düşüncem kitap bitene kadar değişsin istesem de olmadı.

   Slither insan-fare karışımı ilginç bir yaratık, bir haizda büyücüsü. Kan ve ruh, büyülerine gereken enerjiyi sağlıyor. Kan ve ruhu nereden sağlıyor diyecek olursanız, bu Slither'in yaşadığı ağacın etrafındaki tarlalar, evler ve içindeki insanlar aslında Slither'in mülkü. Ne var ki insanlar birilerinin mülkü olduğundan haberdar değil. 

   Slither'in bu kurbanlık insanlarından biri de -şuan resmen ciddiye alamıyorum, ne yapayım-, cesur bir çiftçi. Bu çiftçinin üç kızı var ve çiftçi, kendisi ölünce en büyük kızını alması karşılığında diğer iki kızını güvenliğe ulaştırması için Slither'le anlaşma yapıyor. Slither de kabul ediyor, çünkü takas anlaşmalarına saygı duyuyor. Hastalıklı efenim...

   Çiftçinin ölümü üzerine, Slither ve kızlar yola koyuluyor, ne var ki işler karışıyor ve Slither'in memleketine kadar uzuyor yolculuk. Bunun tek güzel yanı -ve kitabın okunabilir olmasını sağlayan kısmı-, tanıdık bir karakterle de karşılaşmamız. Arka kapakta kim olduğu yazıyor zaten, ama bence bakmayın, sürpriz olsun -olabildiği kadar-.
  
   Gelelim kitabın sevmediğim kısımlarına...

   İlk olarak fantastik kitaplarda bir sürü terim olmasından hazzetmiyorum, çünkü terim sayısı arttıkça gereksizleşiyor gibi geliyor bana. Seviyeli kullanılsın, canımı yesin... İki yüz elli sayfalık bir kitap için çok fazla terim var. Kitap kısa olduğu için, terimler birkaç cümleyle geçiştiriliyor ve bu da terimlerin yüzeysel kalmasına sebep oluyor, haliyle okuma zevkim de baltalanıyor. Kitabın sonunda eski hayaletlerden birinin hazırlamış olduğu Kobalos sözlüğü yer alıyor. Hayalet nasıl Kobalos halkından bu kadar çok şey öğrenebilecek kadar onlarla haşır neşir olabilmiş bilmiyorum. Kitabın kalanına kıyasla küçük puntolu, on sayfalık bir sözlük bu sondaki. Terim sayısı konusunda abartmıyordum anlayacağınız.

   Kitap sadece Slither'in gözünden anlatılmıyor. Bir anlatıcı daha var, çiftçinin en büyük kızı Nessa. Ne var ki, iki anlatıcı olmasına rağmen tekrara çok düşülüyor. Slither sürekli kan açlığından bahsediyor, şu kızları akrabalarına bırakayım hele diye plan yapıyor, Nessa sürekli cesur davranıyor, kardeşleri sürekli ağlayıp sızlanıyor, Slither'e söyleniyor...

   Slither kaba saba bir karakter ve cevapları da son derece düşüncesiz. Bundan çok eğlenceli şeyler çıkabilirdi ama bu fırsat da değerlendirilmemiş.

   Kitabın şaşırtıcı olması gereken kısımlar tahmin edilebilirdi. Neyse, en azından o kısımlar ilgi çekiciydi.

   Kobaloslar aşırı fanatik bir ataerkil yapıya sahip. Bu biraz eleştiriliyor kitapta, ama daha iyisi de olabilirdi. Bu haliye sadece insana fenalık veriyor, Slither her birisine ''purra'' dediğinde, bir tane çakasınız geliyor ağzına. Tabii bu son çakışınız olur, siz bilirsiniz yani...

   Kitabın sonlarına doğru Slither değişti sanıyorsunuz ama en sonda yer alan Slither'in Rüyası isimli kısım, Slither'in hala oldukça hastalıklı bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor.

   Sıradaki kitabın anlatıcısı Alice, yaşasın.

   Bu arada, bu yorum, bloga yazdığım iki yüzüncü yorummuş, üşengeçlik yapmasam üç yüzüncü de olabilirdi belki :D

Puan: 2

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder