26 Mayıs 2016 Perşembe

Tazecik Kitap Yorumu: Bay Uzay Gemisi - Philip K. Dick


   İlk okuduğum Philip K. Dick kitabı, Bay Uzay Gemisi oldu. Yazarın onca romanı varken niye öyküleriyle başladım? Bir gün Kader Ajanları'nı (The Adjustment Bureau, orijinal adıyla) izledik ailecek, sonunda filmin Philip K. Dick'in bir öyküsünden uyarlama olduğu yazıyordu, ben de filmi öylesi hoşuma gitmişken, öyküsü kesin daha güzeldir diyerek araştırmaya başladım. Karşıma Philip K. Dick'in Toplu Öyküler serisi çıkmış oldu böylece. Kader Ajanları öyküsü de serinin ikinci kitabında yer almaktaydı. Sırayı bozmamak adına da ilk toplu öyküler kitabından başlayayım dedim.

   Her neyse. Aslında daha önceden PKD'nin bazı romanlarına göz koymuştum, ancak okumak için fırsat çıkmamıştı vesaire vesaire. Nasip bu yılaymış. Gevezeliğimi maruz görün. İnsan sevdiği bir kitaba nasıl bir yazı yazacağını şaşırıyor :D

   Kitap PKD'nin bilim kurgu nedir, ne değildir üzerine yazdığı bir ön sözle başlıyor (ki muhteşem bir yazı, sakın es geçmeyin). Bilim kurguda esas olanın yeni bir fikir olduğunu belirtiyor ki kendisinin öykülerine ve romanlarına baktığımızda bunu görebiliyoruz (bu yorumu yazana kadar kendimi tutamayıp bir öykü kitabını ve dört romanını daha okudum... en son altı yıl önce Agatha Christie'ye böylesine bağlanmıştım, neysecüm).

   Ön sözden sonra Roger Zelazny'nin yazdığı bir giriş yazısı var. Ardından da PKD'nin 1951-1952 yılları arasında yazdığı yirmi beş öykü yer almakta (aslında bir tanesi 1947 ya da daha öncesinde yazılmış, ancak kesin tarihi belli değil). Yazıldığı yılları göz önünde bulundurmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum, çünkü şu klişe lafı kullanacak olursam; o kadar çağını aşmış fikirler ve öyküler ki...

   Önceden belirttiğim gibi, Bay Uzay Gemisi, Toplu Öyküler serisinin ilk kitabı. İkinci kitap olan Kader Ajanları da çevrilmiş bulunmakta. Diğerleri de çevriliyor/çevrilecek diye biliyorum. Öyküler kronolojik sıraya göre basılıyor.

   Öyküler bilim kurgu türüne ait (bazıları fantastik ile bilim kurgu arasındaki o ince çizgide... bu sebeple ayrım yapmam pek doğru olmadı aslında). Öykülerin hemen hepsinin sonunda da bir şaşırtmaca yer alıyor. Şaşırtmacalı sonları seven biri olarak buna bayıldım.

   Öykülerin hepsini çok sevdim (bir kitaptaki tüm öyküleri sevmek diye bir şey genelde söz konusu olmaz, ama bu sefer öyle oldu, güzel de oldu :D). Koloni, Maaş Çeki, Elflerin Kralı, Harcanabilir, Ganimet Gemi, Yorulmaz Kurbağa, Değişken Adam ve İstikrar en-en sevdiklerim diyebilirim (evet, şu an çocuğa bağladım, kabul ediyorum). Zaten üçte birini yazdım öykülerin, pıft. En özgün bulduklarım ise Bay Uzay Gemisi, Saklama Makinesi, Ulu C ve Ganimet Gemi oldu.

   PKD'nin eserlerinden birçok uyarlama yapılmış bulunmakta. Uyarlanmayan eserlerinin ise çeşitli kitaplara/filmlere fazlaca ilham kaynağı olduğu söylenebilir. Küçük Hareket, karanlık bir Toy Story idi misal. Son öykü Dadı ise, bırakın ilham olmayı, şimdiki halimizin bir tespiti.

   Kitabı okurken, öyküler arasında bağlantılar olduğunu düşünmeden edemedim. Sanki başlangıçta bir öykü fikri varmış ve sonra o fikirden başka fikirler oluşmuş gibi. Örneğin zaman yolculuğu ilk fikir olsun. Zaman yolculuğu da mümkün olsun. Öykünün birinde geçmişe yapılan zaman yolculuğu, birinde de geleceğe yapılan zaman yolculuğu anlatılıyor. Zaman yolculuğu mümkün olmadığında ise, zaman aynası (geçmişi veya geleceği izlemenizi sağlıyor) ve zaman kepçesi (zamandan nesneler getirebilmenizi sağlıyor) fikirleri ortaya çıkıyor, birer öykü de bunlar üzerine kuruluyor.

   Kitabın sonunda PKD'nin öyküleriyle ilgili notları yer alıyor, bu kısmı okumaktan da epey zevk aldım.

   Son olarak kitabın baskısından söz edeyim. Açıkçası şimdiye kadar Büyülü Fener Yayınları'nı duymamıştım. Alfa Yayın Grubu'nunmuş. Kitap ciltli, şömizli. Baskı kalitesini ve kapak tasarımını beğendim. Sadece sayfaların bembeyaz olması gözü biraz yoruyor. Bunun dışında, çeviri iyi, ancak birkaç hata da mevcut, en azından okumaya engel cinsten değil. Örnek verecek olursam Değişken Adam öyküsünün ismi sadece notlar kısmında doğru bir şekilde yazılmış.

   Pek sevdiğim bir kitap oldu Bay Uzay Gemisi. Okumanız şiddetle tavsiye edilir.

Puan: 5

13 Mayıs 2016 Cuma

Entel Dantel: Beth Evans

    Beth Evans diye pek sevdiğim bir çizer var (kendisini Açlık Oyunları illüstrasyonlarıyla keşfettim ve sonra baktım ki Breaking Bad ve Futurama'yı da seviyormuş!). Bugün kendisinin yeni çizimlerine baktım. Aslında sizinle onun kart tasarımlarını paylaşma planım vardı ama şimdilik ruh halleriyle ilgili çizimlerini paylaşayım dedim.





   Yazıyı yayınlamadan bir dakika öncesi editi: ŞU AN ÇOK MUTLUYUM! Çünkü Kayıp Rıhtım'da şu haberi gördüm... Bryan Cranston ile Philip K. Dick'in aynı cümlede geçmesi ne demek?! Aman Allah'ım! Biraz Black Mirror veya The Twilight Zone havası vereceğini de düşünmeden edemedim ^_^ Ay, heyecanlandım.

23 Nisan 2016 Cumartesi

Leyleğin Getirdiği

   Leylek iki hafta önce geldi esasında, ama çok unutkanım bu aralar, ne yaparsınız...


   Uluğ Bey Rasathanesi blogunda düzenlenen çekilişi kazanmışım! (''-mış'' ekini kullanmam tesadüf değil, kazandığımın da farkında değildim çünkü, epichan efendi hatırlattı sağolsun. Bu aralar sahiden -sağlıksızca- bir unutkanlığım var. Bu yılın bitimiyle birlikte bu unutkanlığım da biter inşallah.)

   Düzenlediğiniz çekiliş ve de gönderdiğiniz kitap için çok teşekkürler epichan!

13 Nisan 2016 Çarşamba

Sıradakinden Alıntı

   Paranoyanın son raddesi herkesin size karşı olmasından ziyade, her şeyin size karşı olmasıdır. ''Patronum bana komplo kurdu.'' yerine ''Patronumun telefonu bana komplo kurdu.'' Nesnelerin bazen kendi iradeleri varmış gibi gelir, normal zihne bile. Yapmaları gereken şeyi yapmazlar, insana köstek olurlar, değişime garip bir direnç gösterirler.

9 Nisan 2016 Cumartesi

Tazecik Kitap Yorumu: Benim Adım Grimalkin - Joseph Delaney


   Serinin birinci kitabı Hayaletin Çırağı'nın yorumu burada.

   Serinin ikinci kitabı Hayaletin Laneti'nin yorumu burada.

   Serinin üçüncü kitabı Hayaletin Sırrı'nın yorumu burada.

   Serinin dördüncü kitabı Hayaletin Savaşı'nın yorumu burada.

   Serinin beşinci kitabı Hayaletin Hatası'nın yorumu burada.

   Serinin altıncı kitabı Hayaletin Kurbanı'nın yorumu burada.

   Serinin yedinci kitabı Hayaletin Kabusu'nun yorumu burada.

   Serinin sekizinci kitabı Hayaletin Kaderi'nin yorumu burada.

   Yalan söylemeyeceğim, Hayaletin Kaderi'nin umut veren o sonundan sonra, sıradaki kitabın anlatıcısının Tom değil de Grimalkin olduğunu görünce hayal kırıklığına uğradım. Ama Joseph Delaney gönlümü aldı sağolsun.

   Bir önceki kitapta-ki bir önceki kitabı okumadıysanız şimdi esaslı bir spoiler yiyeceksiniz demektir-, Hayalet, Tom ve Grimalkin, Şeytan'ı bir süreliğine de olsa bağlamayı başarmışlardı. Şeytan'ın başını alıp yola koyulmuştu Grimalkin, başı Şeytan'ın müritlerinden korumak üzere.

   Bu kitapta da Grimalkin'in peşinden ayrılmıyor ve onunla birlikte tuhaf/korkunç şeyler yaşıyoruz. Bir de ara sıra, Grimalkin'in geçmişine göz atıyoruz. (Sıradakinden Alıntı'da da o kısımların birinden alıntı paylaşmıştım. Şimdi fark ettim ki bir anlatım bozukluğu yapılmış o kısımda, neyse.)

   Grimalkin elbette güçlü bir cadı ve düşmanları da bunu biliyor. Onu yenebilmek için bir korşak meydana getirip peşine takıyorlar o habis yaratığı. Bu öylesine güçlü bir yaratık ki, Grimalkin yardım almak zorunda kalıyor. Grimalkin diyorum bakın!

   Agnes'in, lamia cadılarının, bir şövalyenin yanına uğruyor ve yardımlarını alıyor Grimalkin, Şeytan'ın başını düşmanlardan koruma serüveninde. Yanına Thorne'u da alıyor, ki kendisi Grimalkin'in çırağı. Thorne epey gözüpek bir karakter, kendisini sevdim. Thorne ile Grimalkin'in ilişkisi benim gözümde (ve hatta kitaptaki diğer karakterlerin gözünde) biraz hastalıklı olsa da ilginç, sevimli bir ilişkiydi.

   Her bölümün başında Grimalkin'in bir sözü yer alıyor. Nedense bu kısımların kafiyeli olmasını bekledim, kısa, etkileyici bir şiir gibi. İtalikle yazıldığından veya bölüm başında yer aldığından öyle bir beklentiye girmiş olabilirim, bilmiyorum açıkçası :D

   Hayaletin Cadıları'nda Grimalkin'le ilgili bir öykü vardı. Ancak bu kitap okunduktan sonra, o öyküde anlatılan her şeyi öğreniyorsunuz zaten. Bu durumda o öykünün varlığı biraz anlamsız oluyor sanki, bilmediğimiz bir şeylerden bahsedilse daha iyi olurdu.

   Kitabı pek beğendim ancak hoşuma gitmeyen bir kısım da var. Grimalkin'in anıları neredeyse hep aynı şekilde anlatılıyor. Şöyle ki, Thorne Grimalkin'e hadi şu hikâyeyi tekrar anlat, diyor, Grimalkin de anlatmaya başlıyor, bir noktada Thorne onun yerine hikâyeye devam ediyor-çünkü ezberlemiş-. Ezberleyecek kadar çok bu hikâyeyi dinlemiş olsa da, tekrar dinlemek istemesi resmen ''hadi okuyucular da öğrensin'' havası uyandırdı bende.

   Kitabın sonları -önceki kitaplarda olduğu gibi- çok etkileyiciydi. Eline sağlık Delaney. Bu kitabı okurken büyük zevk alsam da, serinin sonraki kitabının anlatıcısı yine Tom olduğu için sevindiğimi söylemeden geçemeyeceğim.

   Edit:
   Serinin onuncu kitabı Hayaletin Kanı'nın yorumu burada.
   Serinin on birinci kitabı Benim Adım Slither'in yorumu burada.
   Serinin on ikinci kitabı Benim Adım Alice'in yorumu burada.
   Serinin on üçüncü kitabı Hayaletin İntikamı'nın yorumu burada.
   Serinin on dördüncü kitabı Hayaletin Cadıları'nın yorumu burada.

Puan: 4,5

30 Mart 2016 Çarşamba

Sıradakinden Alıntı

   O küçük çocuk beni sevdi ve ben de onu; hayatta kalması bana bağlıydı ve kendimi ilk kez gerçek anlamda mutlu hissettim. Ama bu dünyada böyle mutluluklar nadiren uzun sürer.

26 Mart 2016 Cumartesi

Tazecik Kitap Yorumu: Hayaletin Kaderi - Joseph Delaney


   Serinin birinci kitabı Hayaletin Çırağı'nın yorumu burada.

   Serinin ikinci kitabı Hayaletin Laneti'nin yorumu burada.

   Serinin üçüncü kitabı Hayaletin Sırrı'nın yorumu burada.

   Serinin dördüncü kitabı Hayaletin Savaşı'nın yorumu burada.

   Serinin beşinci kitabı Hayaletin Hatası'nın yorumu burada.

   Serinin altıncı kitabı Hayaletin Kurbanı'nın yorumu burada.

   Serinin yedinci kitabı Hayaletin Kabusu'nun yorumu burada.

   Yelkenler fora, İrlanda'ya gidiyoruz!

   Önceki kitapta Tom, Alice ve Bay Gregory, Eyalet'te süren savaş sebebiyle Mona Adası'na sığınmışlardı, ancak orada pek hoş karşılanmamış, epey de bela yaşamışlardı. Nihayetinde(yani kitabın sonunda) oradan kaçmaları gerekmişti. Bu kitap da, onların İrlanda'ya yaptıkları yolculukla başlıyor, yani olaylar kaldığı yerden devam ediyor.

   Esasında, kitabın sonunda neler yaşanacağı, başından beri gözümüze sokuluyor (kapak resminde bile hatta). Şöyle ki; grubumuz İrlanda'ya doğru bir tekneyle yolculuk ederken aniden bir fırtına çıkıyor. Fırtına bulutları arasında Tom, bir çift kötücül bakan göz görüyor. Daha sonraları da kocaman bir karga-ki kendisi Kadim Tanrılardan Morrigan olur- tarafından kovalandığı kâbuslar görmeye başlıyor. Bu karga bir kadına dönüşüyor ve gözleri, o fırtına bulutları arasında kendisine bakanın aynısı.

   Neyse, İrlanda'ya dönelim. İrlanda'da grubumuz, bir handaki belalı bir umacıyı defederek epey üne kavuşuyor, bir süre de işleri tıkırında gidiyor. Ne var ki, ilk umacıyı kovarken bir terslik oluyor ve kan kabı çatlıyor. Bu da demektir ki bir an önce Şeytan'ı bağlamalı...

   Bir gün hana, toprak sahiplerinden Shey adında biri geliyor. Önceki kitaplardan bildiğimiz üzere, İrlanda'da toprak sahipleri ve keçi büyücüleri savaş içerisinde. Shey de Hayalet'e karşılıklı yardım teklifiyle gelmiş, çünkü büyücüler, Hayalet ve diğerlerinin peşine kiralık katil takmış. Eğer Hayalet teklifi kabul ederse, toprak sahipleri tarafından korunacaklar, karşılığında da onlara büyücülerle savaşlarında yardım edecekler. Teklifi kabul ediyor elbette Hayalet.

   Morrigan'la savaş, Şeytan'ı bağlama ve büyücüleri alt etme konularının birbirine bağlanışı gerçekten iyiydi. Tebrik ederim Delaney! Kitabı soluksuz okuduğumu söylemem gerek.

   Kitapla ilgili olarak, içime dert olan bir iki konu var. İlk olarak, Tom'un duygularına biraz daha ağırlık verilmeliydi, diye düşünüyorum. Nihayetinde kendisi çok zor şeyler atlatıyor, bunların yansımasını da görmeliydik, birkaç cümleyle geçiştirilmemeliydi hissettikleri (Kitabın sonlarında Alice'in iç dünyası şahane yansıtılmıştı misal, neden aynısı Tom'da olmadı?). İkincisi de, Tom'un bazen akıl almayacak derecede saf olması, tuzağa düşmesi. Yapmayın bunu. Okuyucuya şöyle eziyet etmeyin, biz tuzağı görebiliyorsak, o durumu yaşayan hayli hayli fark eder. Önceki kitaplarda böyle bir şey yoktu, bu kitapta da olmasına gerek yoktu. Olaylar daha farklı bir şekilde gelişip yine aynı sonuca varılabilirdi, okuması da daha zevkli olurdu.

   Kitapla ilgili hoşuma gitmeyen bir nokta daha var; kitap boyunca çok yapılan bir imla hatası. Önceki kitaplardan bildiğiniz üzere Tom genelde ''... olur mu, diye düşündüm.'' cümle yapısını çok kullanır. Bu kitapta bu kısımların imlası yanlış hatırlamıyorsam her seferinde hatalıydı; ''...olur mu? diye düşündüm.'' şeklindeydi. Bu beni çok rahatsız etti. Bir sonraki baskılarda düzeltileceğini umuyorum.

   SPOILER! Cuchulain'in bölümleri hüzünlü olsa da, bir yerde gülmekten kendimi alamadım (sonra güldüğüm için de biraz kötü hissettim ama ne yapayım). Savaş öfkesi? Orada Morrigan dururken gidip köpeğe, ağaca saldırmak? Cuchulain, sen hayırdır?

   İKİNCİ SPOILER! Fantastik kitaplardaki uçuk konuşmalar pek hoşuma gidiyor. Grimalkin'le Tom'un konuşması örneğin. ''Ötedünya'ya gittim, binlerce yıldır ölü olan bir kahramandan Kader Kılıcı'nı teslim aldım, Kadim Tanrılardan biriyle savaştım, dünyaya geri döndüm.'' Bizde böyle bir şey söyleyene deli gözüyle bakılır, burada ise son derece normal, mümkün bir olay :D

   ÜÇÜNCÜ SPOILER! Hayalet'in teşekkürü çok içime dokundu be. Kitabın sonlarında Alice'in yaptıkları da oldukça etkileyiciydi. SPOILER BİTTİ.

   Kitabın kapağına da bir değineyim. Kapakta Hayalet'in yer almadığı ilk kitap bu. Belki de artık Tom'un gücünün Hayalet'i geçtiğine dair bir işarettir bu. Aynı zamanda bu kapak, kitabın içeriğine ilişkin bilgi veren de ilk kitap (Aslında öyle iki kitap var seride sadece, yan kitapları da sayarsanız dört. Diğerleri hep kahramanlarımızın karizmatik pozlarından oluşuyor :P).

   Kitabı pek sevsem de, içime sinmeyen o bir iki nokta sebebiyle yarım puan az veriyorum.

   Edit:
   Serinin dokuzuncu kitabı Benim Adım Grimalkin'in yorumu burada.
   Serinin onuncu kitabı Hayaletin Kanı'nın yorumu burada.
   Serinin on birinci kitabı Benim Adım Slither'in yorumu burada.
   Serinin on ikinci kitabı Benim Adım Alice'in yorumu burada.
   Serinin on üçüncü kitabı Hayaletin İntikamı'nın yorumu burada.
   Serinin on dördüncü kitabı Hayaletin Cadıları'nın yorumu burada.

Puan: 4,5