20 Mayıs 2014 Salı
Sıradakinden Alıntı
Yedigey, ''Ne biçim insan bunlar!'' diye söylendi nefretle. ''Ne hale gelmiş bu nesil? Her şey önemli ama ölüm önemli değil!'' Ve, kendi kendine soruyordu: ''Eğer ölümün onlar için hiçbir önemi yoksa, yaşamanın da yoktur. Öyleyse niçin ve nasıl yaşıyor bu insanlar?''
Tazecik Kitap Yorumu: Hayaletin Savaşı - Joseph Delaney
Serinin ilk kitabı Hayaletin Çırağı yorumu için buraya.
Serinin ikinci kitabı Hayaletin Laneti yorumu için buraya.
Serinin üçüncü kitabı Hayaletin Sırrı yorumu için buraya.
Hayalet ve çırağı Tom, yakında cadılarla savaşmak üzere Pendle'a gidecekler. Bir gün evlerine bir ziyaretçi geliyor. Bir ziyaretçi. Her nasılsa, öcüyü aşmayı başarıp, kapıya kadar gelmiş. Hayalet'ten öğrendiğine göre gelen Hayalet'in dostu, aynı zamanda da eski çırağı Peder Stocks. Kendisi Pendle bölgesinde pederlik yapıyor, aynı zamanda karanlıkla savaşıyor. Hayalet, Peder Stocks'la biraz konuşması gerektiğini söylüyor ve Tom ile Alice'i, Tom'a annesinden kalan sandıkları almaya, çiftliğe gönderiyor.
Tom ile Alice oraya vardıklarında, çiftliği harap bir halde buluyorlar. Sandıkların saklandığı kiler bomboş. Üstelik Jack ve ailesi de kaçırılmış. Cadılar tarafından. Tom şok oluyor. Hemen Pendle'a doğru yola koyulmak istiyor ancak Alice ona aklını başına toplamasını, kendi başına orada bir şey yapamayacağını, bu yüzden Hayalet'in yanına geri dönmesini söylüyor. Tom, Hayalet'in yanına geri dönüp, Pendle için hazırlık yaparken de, Alice Pendle'a gidecek ve bilgi toplayacak. Ama işler planladıkları gibi gitmiyor...
İlk dört kitap arasında, en çok bu kitapta işler sarpa sarıyor. Bu kitaba ''sonun başlangıcı'' da diyebiliriz, okuyanlar demek istediğimi anlayacaktır.
Bu kitapta Hayalet resmen hiç yoktu. Sürekli bir orada, bir burada. İhtiyaç duyulduğunda hep başka yerde. Alice ile Tom ne yaparsa yapıyor.
Bu arada, sandıkların içinde neler olduğunu öğreniyoruz, vışınız. Tom'un annesine dair bazı şeyler de açığa çıkıyor.
Her nedense, bu kitap bana pek akıcı gelmedi. Çok sevdiğim bir karakter olan Hayalet'in de ortalarda pek görünmemesi cabası. O yüzden, bu sefer puanım beş değil, ilk üç kitabın aksine.
Edit:
Serinin beşinci kitabı Hayaletin Hatası'nın yorumu burada.
Serinin altıncı kitabı Hayaletin Kurbanı'nın yorumu burada.
Serinin yedinci kitabı Hayaletin Kabusu'nun yorumu burada.
Serinin sekizinci kitabı Hayaletin Kaderi'nin yorumu burada.
Serinin dokuzuncu kitabı Benim Adım Grimalkin'in yorumu burada.
Serinin onuncu kitabı Hayaletin Kanı'nın yorumu burada.
Serinin on birinci kitabı Benim Adım Slither'in yorumu burada.
Serinin on ikinci kitabı Benim Adım Alice'in yorumu burada.
Serinin on üçüncü kitabı Hayaletin İntikamı'nın yorumu burada.
Serinin on dördüncü kitabı Hayaletin Cadıları'nın yorumu burada.
Puan: 4
13 Mayıs 2014 Salı
Cağaloğlu...
Merhabalar efenim... Dün Cağaloğlu'na gitmiştim, bunu yazmaksa bugüne nasip oldu :D Neler aldım?
Aileni Seç - Terence Blacker: Kütüphaneden alıp okuduğum, çok sevdiğim bir kitap. Kitaplığıma da eklemek istiyordum, sonunda alabildim. Yoruma buradan ulaşabilirsiniz.
Teneke Kutular - Alex Shearer: Aileni Seç gibi, kütüphaneden aldığım, çok sevdiğim, kitaplığıma eklemek istediğim bir kitaptı. Maalesef yeni basım olduğu için şömizi yok :/ Yoruma buradan ulaşabilirsiniz.
Ölüm - Charlie Higson: Düşman'ın ikinci kitabı. Düşman'dan kitabında yaşanan olaylardan bir yıl öncesini anlatıyor, tüm bu yetişkinlerin nasıl zombiye dönüştüğünü, çocukların nasıl sığınma yerlerini oluşturduklarını vs. Aslında bu kitaba başlayacaktım, ama önce ilk kitabı gözden geçirmem daha iyi olacak, çünkü çoğu şeyi hatırlamıyorum. O yüzden bunu okumayı biraz sonraya erteledim. Edit: Yorum!
Canavarın Çağrısı - Patrick Ness: Alsam mı, almasam mı kararsız kaldım başta. Ama Tudem'deki abi ''Al onu mutlaka, güzel kitaptır, 10 liraya veririz sana.'' dediği için aldım. 12 liralık indirim, boru değil :D Yirmi beşinci sayfasına kadar geldim, çok hoş. İçinde birçok çizim var ve bunlar kitabın hikayesinin etkisini arttırıyor. Edit: Yorum!
Bir deee, şunu aldım:
Ta-da-ta-damm! Aslında amacım tüm Kate Morton kitaplarının yorumlarını, basım sıralarına göre bloga eklemekti, ancak bu kitabı okumadan önce eklemediğim tek kitap olan Uzun Saatler'i ekler miyim, bilmiyorum. Bu arada, Uzun Saatler, Morton'un en sevdiğim kitabıdır, acaba Sır Muhafızı onu yerinden edecek mi? :D Edit: Edemedi :D Yorum!
Bir de, yanarım yanarım, kör gözüme yanarım. Alfa'dan köşeyi dönünce Pegasus'un yeri varmış ya... Şimdiye kadar tamam, o köşeyi bir kere, Yordam Kitap'a gitmek için döndüm de, nasıl oldu da karşıma bakmadım ve yerini görmedim, hayret ediyorum. Öğrendiğime göre orada da iyi indirim yapıyorlarmış-gerçi üç sene öncesinden bahsediyoruz, şimdiyi bilemem-. Bu arada, bilin ne oldu! Ölüm Oyunu ile Komplo'nun limon kokması bir tesadüf değilmiş sanırım, çünkü Pegasus'un yerinden de aynı koku geliyordu :D
Son olarak, müsait bir zamanda Hayaletin Savaşı'nın yorumunu yazacağım. Ondan sonra da inşallah sırada Cengiz Aytmatov'un Gün Olur Asra Bedel'i ve Robin Sloan'ın da 24 Saat Açık Kitapçının Sırrı kitabı var. Görünmez Goril'i yarıladım, ama okulda okumamaya karar verdim, çünkü dikkatim dağılıyor. Dediğim gibi Canavarın Çağrısı'nın ilk yirmi beş sayfasını okudum, bugün ya da yarın kitabı bitirebilirim. Bir de, Komplo'ya başladım, ilk yüz elli sayfasını okudum ve çok merak ediyorum nereye varacak kitap-Erebos'taki kadar heyecanlı bir merak değil ama bu maalesef-. Edit: Komplo da, Canavarın Çağrısı da bitti. İşte böyle. İyi günler efenim :D
10 Mayıs 2014 Cumartesi
Tazecik Kitap Yorumu: Dünyanın Ucundaki Fener - Jules Verne
Estados Adası'na, başka bir deyişle dünyanın ucuna bir deniz feneri inşa edilir. Bu fenere üç bekçi bırakılır. Görev süreleri üç aydır. Bekçilerin hepsi de yeni işleri konusunda mutlu ve umutludur, insanlara faydaları dokunacağı, gemileri kazalardan uzak tutacakları için memnunlardır hallerinden. Ne var ki, adada onlar ve fenerlerinden başka, bir grup eşkıya da vardır ve eşkıyalar hayatı bekçilere ve adaya yaklaşan gemilere zehir edeceklerdir.
Herkes Jules Verne'in en azından bir Balonla Beş Hafta'sını, 80 Günde Devrialem'ini, İki Yıl Okul Tatili'ni, Denizler Altında 20.000 Fersah'ını, Dünyanın Merkezine Yolculuk'unu okumuştur. Ben de okumuştum ve bu kitapların hastasıydım. Bir ara idefix'te Jules Verne'in yirmi kitap takımı %50 indirimle satılıyordu, heves etmiştim alayım diye. Ama almadım, şimdi de bu kitabı okumuş olarak, Jules Verne'in her kitabının harika olmadığı gerçeğiyle karşı karşıya kaldığım için hayal kırıklığı içerisindeyim ve seriyi almadığım için pişman değilim.
Kitap 284 sayfa. Abartmıyorum, kitabın ilk yüz sayfasında sadece birkaç konuşma var, kalanı ise tamamen betimleme. Tamamen. Ne bir olay, ne de başka bir şey. Sadece betimleme. Önceden de betimlemenin dozunun kaçtığı kitaplar okumuştum, ama bu bambaşka bir şey yahu. Yüz sayfa. Kitabın kalanında da üç beş konuşmayla, olay var. Ama yüz sayfa betimleme okuyunca insanda akıl kalmıyor ki. Anlayabilirseniz ne mutlu size :D
Bir de, kurgu olarak zayıf buldum kitabı. Hayal dünyasının genişliğini tüm dünyaya kanıtlamış bir yazarın böyle basit bir kitap yazmış olmasına şaşırdım. Kitapta tek hoşuma giden Vasquez ile John Davies'in eşkıyaları alt etme çabaları oldu. Ama sırf bunun için de, bu kitap okunmaz bence, maalesef.
Puan: 2
3 Mayıs 2014 Cumartesi
Tazecik Kitap Yorumu: Güngezgini - Fabio Moon, Gabriel Ba
Bras de Oliva Domingos, yazar olmak isteyen, gazetede ölüm ilanları yazan bir adam. Başarılı bir yazar olan babasının gölgesinde kalmış biraz da.
Her bölümde Bras'ın başka bir yaşına gidiyor ve hayatının en önemli anlarından birine tanık oluyoruz. Her bölüm sonunda da Bras ölüyor.
Kitap, bir çizgi roman-sanırım bunu en başta belirtmeliydim-. Kitabın hikâyesi, çizimleri, renklendirmesi, her şeyi ayrı bir güzel. İtiraf etmem gerekirse, kitabı ilk bölümlerinde beğenmedim. Ancak okudukça da elimden bırakamadım ve çok sevdim. Bras'la beraber sevindim, üzüldüm; onunla yaşadım resmen her deneyimi. Bölüm sonlarında dağıldım. Bir kitabın duygularımla bu kadar kolay oynuyor olması da beni şaşırttı doğrusu.
Yorum yazarken kitapları tekrar bir gözden geçiririm ve bu kitabı gözden geçirirken yine duygularım allak bullak oldu. Daha fazla yazamayacağım...
Puan: 5
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




